‘Önderliğin sözünü ilke edindim’

Bremen DKTM Eşbaşkanı Menal Doko: “Önderlik bize her zaman şunu söylerdi; ‘Kadın yaşamın özüdür. Bunu bu topraklarda tekrar kendi özüyle buluşturacak olan sizlersiniz.’ Ben de yaşamım boyunca bu sözleri hep ilke edindim.”

05 Mayıs 2018 Cumartesi | Kadın

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / BREMEN


Bremen’de yapılan üç günlük açlık grevi ve çadır eylemi için gittiğimiz yerde durmadan koşturan ve herkesin görüşüne başvurduğu bir kadın dikkatimi çekiyor. Bu sene Bremen Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanlığı’na seçilen Rojavalı Menal Doko olduğunu öğreniyoruz. Kendisiyle sohbet etmek istediğimizi belirtince mütevazilikle kabul ediyor.

Konuşmasına başlarken 40 yaşında olduğunu ve birkaç yıl önce Rojava’dan geldiğini belirten Doko, “Ailem, tarih boyunca yaşadığımız acıların son bulmasını umduğu için adımı ‘Menal’ koymuş. Çocukluğum ve gençliğimin çoğu Qamişlo’da geçti. Yurtsever ve eğitimli bir ailede büyüdüm. Evlendikten sonra 2 çocuğum oldu fakat ikisini de küçük yaşlarda kaybettim. Siyaset her Kürt’ün yaşamında derin izler bıraktığı gibi beni de etkiledi” diyerek sözlerine başlıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı tanıdıktan sonra siyasete ve kadın mücadelesine daha fazla ilgi duymaya başladığının altını çizen Doko, “Rojavalı kadınlar olarak Önderliğimize çok şey borçluyuz. Onun felsefesi ve yaşam öngörüsü ile kendimizi tanıdık. Önderlik bize her zaman şunu söylerdi: ‘Kadın yaşamın özüdür. Bunu bu topraklarda tekrar kendi özüyle buluşturacak olan sizlersiniz.’ Ben de yaşamım boyunca bu sözleri hep ilke edindim” ifadeleriyle açıklıyor.


‘Ülkede yoldaşlık başkaydı’

Menal Doko, Rojava’daki çalışmalardan bahsederken gözleri parlıyor ve o günleri çok özlediğini belirtiyor. Nedenini sorduğumuzda ise, “Ülkenin coğrafyası, iklimi olduğu kadar yoldaşlık ilişkileri de güzeldi. Rojava’da TEV-DEM çalışmalarında eşbaşkanlık yaptım. Gittiğimiz her evin kapısı sonuna dek bize açılıyordu. Orada demokrasi mücadelesi yürütenlere karşı müthiş bir saygı vardı. YPG/YPJ savaşçıları gittikleri her ortamı adeta güzelleştiriyordu. Ama burada havasından mı, insani  ilişkilerinden dolayı mı bilemiyorum, o sıcak yoldaşlık ilişkilerini fazla hissedemiyorum” diyerek açıklıyor. Ayrıca Rojavalı kadınların devrime çok büyük emek verdiğini belirtiyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: “Kentin güvenliğini erkek arkadaşlarla birlikte sağlıyorduk. Komün çalışmalarından tutalım halkın günlük ihtiyaçlarına kadar bir çok alanda hizmet ettim.” 


‘Kimliğimize her yerde sahip çıkmalıyız’

Almanyaya geliş sürecini sorduğumuzda ise, ”Ülkede tüm yaptıklarımız Suriye istihbaratının dikkatini çekiyordu. Bir dönem sonra aranır duruma düştüm. Tutuklanma kararım çıkarılmıştı. Bu esnada çocuğumu da kaybetmiştim. Cezaevine girmemek için Almanya’ya geldim” diye belirtiyor. Ardından şu sözleri ekliyor: “Partimden ve ailemden şunu öğrendim. Nerede olursak olalım mutlaka halkımızın özgür olması için mücadele etmemiz gerekiyor. Üzülerek belirteyim ki birçok insanımız Rojava’dan geldikten sonra Kürt olduğunu adeta unutur hale geliyor. Ulusal değerlerinden kopup kendisini buranın aldatıcı yaşamına kaptırmış durumda. Elbette buradaki yaşama adapte olacağız ama asla kendi benliğimizden ve kültürümüzden uzaklaşmamamız gerekir” Bu sebeple Doko’nun Almanya’ya geldikten sonra bir yandan Demokratik Birlik Partisi’nin kadın faaliyetlerini yürütürken bir yandan da Almanca öğrenmek için kursa gittiğini öğreniyoruz.


Kürtçe bilmeyenler kursa geliyor 

Manal Doko’ya Bremen’de herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığını sorduğumuzda, “Rojavalı bir kadını eşbaşkan olarak seçmek istediklerini ve beni buna uygun gördüklerini belirtince ilk başta çok şaşırdım. Önceleri yapamam diye tereddütlerim oldu. Ama vicdanım bana bu işten kaçmamam gerektiğini söylüyordu ve ben de kabul ettim. Rojava’da aktif şekilde siyasetin içindeydim ama Avrupa’da bu benim için bir ilkti” diye açıklıyor. Kendisinin Zazakî bilmemesine rağmen ağırlıklı olarak Zazakî konuşulsa da bunu sıkıntı etmediğini ve dernekte dil kursu açarak çözüm olmaya çalıştıklarını kaydediyor. “Kürtçe bilmeyen arkadaşlarımız için dernekte kurs açtık. Şu anda sayıları 25’e varan arkadaş Kürtçe dil kursuna geliyor. Aralarında iki Alman arkadaş da var” diye belirtiyor.


Kadın emeği yaşamı anlamlandırıyor

Doko oldukça enerjik ve zinde bir kadın. Konuşurken hep gülümsüyor. Eşbaşkanlığın hayatında neleri değiştirdiğini anlatmasını istediğimizde, “Eşbaşkan olduktan sonra zamanımın çoğu halkın arasında geçiyor. Yaşadığım her anın halka hizmet olduğununun bilinciyle hareket ediyorum. Öğreniyor ve öğretiyorum. Belki yoruluyorum ama her şeye değiyor. İnsanların sorunlarına cevap olma, onlarla ilgilenme bende bir motivasyon yaratıyor. Emeksiz bir yaşam ne kadar anlamlı olabilir ki! Kadınların cesaretli olması gerekiyor. Dünyayı değiştirecek, güzeleştirecek olan bizim emeğimizdir.”

Kadın yaşamının daima bir mücadele süreci olduğunu, kendisinin de bu mücadeleyi yaşamında sürdüreceğini belirten Doko, sözlerini “Ben Önderlik’ten ve şehitlerimizden aldığım güçle bu işe talip oldum. Kadınlar olarak hayatın her alanında var olmalıyız. Kadın istediğinde başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Ben de sağlığım el verdiğince bu mücadelenin bir hizmetkarı olmaya devam edeceğim” diyerek tamamlıyor.



373

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA