Demokrasi güçleri seçimin sonuçlarını belirleyecektir

Zeki AKIL

05 Mayıs 2018 Cumartesi | Forum

Erdoğan 16 yıldır iktidarda. Ve Türkiye bugün her yönüyle kötüye gitmiş durumda. Vurgun hırsızlık diz boyu. Türkiye’de kutuplaşma derinleşiyor. AKP’nin yanında kala kala en ırkçı ve faşist kesimler kalmış. AKP çok ciddi sonuçları olacak bir seçimde bile ancak MHP ve BBP ile ittifak yapabilmiş. Türkiye ağır borç batağında. Komşularıyla sıfır sorundan Suriye ve Irak sınırları içinde fiilen savaşa girmiş halde. Türkiye tarihinde ilk defa Rusya’ya bu kadar imkân sunulmuş, gizli anlaşmalarla ne tür tavizler verildiği de daha tam anlaşılmış değil. ABD ve NATO ile ilişkiler gergin. AB ile ilişkiler en kötü durumda. İçeride darbe hukuku, OHAL dayatmaları. AKP iktidarı devraldığında bir-iki ilde OHAL vardı. Şimdi Türkiye’nin tümü OHAL kıskacında. Basın özgürlüğü, hukuk hak getire. Bu konularda 12 Eylül askeri darbesinden bile geri durumda. Türkiye tarihinde hiçbir iktidar Hitler’in yaptığı gibi basını bu kadar elinde toplamamıştı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır ekonomik ve siyasi kriz listesi daha da uzatılabilir. Biz ilk anda göze çarpanları sıraladık. Tabi ki, sorunlar bunlarla sınırlı değil. Türkiye dışarıda ilk defa bu kadar itibar kaybına uğruyor ve yalnız kalıyor. Öyle ki, cumhurbaşkanı dahil başbakan ve bakanlar Avrupa ülkelerine sokulmaz hale geldiler. Seçimler için gelmeyeceksiniz diye açık tutum aldılar. Böyle batmış ve batmaya devam eden bir iktidar karşısında muhalefetin işi çok kolay olur diye hemen akla gelebilir. Ne yazık ki, durum hiç de öyle değil. Devletçi zihniyet ve milliyetçi kalıplar muhalefeti de kötürümleştirmiş. AKP ve Erdoğan’ın en büyük avantajı da bu.

CHP baskın seçimleri reddedebilirdi. Ancak yapmadı. Bir seçim ittifakı ile alternatif oluşturabilirdi. Bunun olanakları vardı. Erdoğan yükselme halinde değil tersine düşüşe geçmiş durumda. 7 Haziran’da düştü de. Yine seçime darbe yaparak başta kalabildi. Şimdi de benzer bir darbe ile baskın seçim kararı aldı. Ve darbe Abdullah Gül’ü tehditle adaylıktan çektirmeyle devam etti. Erdoğan yasal ve meşru yollardan yol alma gücünde değil artık. Darbe ve baskın, tehdit, hile ve şantajla ancak durumu kurtarabiliyor. CHP bu belayı Türkiye’nin başından atmak için tarihi bir fırsatı yine de değerlendirebilirdi. Ancak yaptığı seçim ittifakıyla bu fırsatı tehlikeye attı. AKP ve MHP bilinçli bir şeklide Kürtlerin tüm kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalıştılar. Devletin tüm güçlerini Kürtlerin üzerine saldılar. Asıl HDP dışarıda değil hapiste.

CHP, İYİ Parti, SP ve DP ile seçim ittifakı yaptı. Doğru olan ve demokrasinin kazanması için en dinamik güç olan HDP de bu ittifaka dahil edilmeliydi. HDP demokrasinin geleceği için bu ittifaka açıktı. Eğer CHP ve diğer muhalefet partileri Türkiye’nin başındaki bu belayı defetmek istiyorsa anahtar durumda olan HDP ile ittifaktan kaçmamalıydı. HDP’siz muhalefetin seçimi kazanma şansı yoktur. Eğer HDP baraj altında bırakılırsa ondan doğan boşluktan AKP yararlanacaktır. Kürdistan’da AKP dışındaki partiler yok. HDP’nin milletvekilleri AKP’ye kayar. Bu da mecliste AKP’nin yine çoğunluğu ele geçirmesi demek. Matematiksel hesap açısından bile CHP’nin yaptığı yitirmeye razı olmaktır.

Erdoğan HDP’yi hedefleyerek muhalefeti de bu çizgiye getirdi. Muhalefet HDP’nin yanında olursam milliyetçi dalga aleyhimde kullanılır diye büzülmüş durumda. İşte muhalefet burada farkını ortaya koymalıydı. AKP’ye sen Türkiye’yi böldün, kutuplaştırdın, ben birleştirici olacağım demeliydi. Milliyetçilik yerine demokrasiyi öne çıkarmalıydı. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla milliyetçilik ve ırkçılık değildir. Bu bölüyor, geriyor. Faşizmi ve despotluğu besliyor. Erdoğan ve Bahçeli’nin sarıldığı argümanlar da bunlar zaten. Ellerinde başka bir şey kalmamış. Halka vadedecekleri bir gelecek yok. Muhalefet bu faşist argümanlar yerine demokrasiyi ve birleştirici bir politik hattı önüne koymalıydı. Sağ ırkçı blok HDP’yi ötekileştirdi, CHP ve ortakları da aynısını yaptı. Bundan Erdoğan karlı çıkar ve muhalefet kaybeder. Kaybedeceğini bilerek siyaset yapmak yeteneği de yine CHP’ye nasip oldu.

Kılıçdaroğlu bazen Kürt sorununu biz çözeriz lafları ediyor. Kendisine seçim kazandıracak HDP gibi yasal bir partiyle seçim ittifakı yapmayı bile göze alamıyorsa Kürt sorunu gibi belalı bir sorunu nasıl çözecek? Hangi cesaret ve ferasetle bu tarihi soruna el atacak? CHP önce Türkiye’yi Erdoğan belasından, faşist rejiminden kurtarmalı. Yoksa bırakalım Kürt sorununu çözmeyi kendisini bile kurtaramaz.

Türkiye tehlikeli ve karanlık bir süreçten geçmektedir. CHP’nin tutarsızlığı ve devletçi kodları halkı ve demokrasi güçlerini daha etkili bir mücadeleye çekmeli. HDP’nin barajı geçme potansiyeli vardır. Kürt halkı ve siyasi partileri, sol ve demokrasi güçleri birleşir ve aktif çalışırsa HDP barajı aşar ve AKP’nin önünü keser. 2. tura kalınırsa cumhurbaşkanlığı seçiminde de HDP belirleyici bir rolün sahibi olacaktır. Hem iktidar hem de muhalefet HDP’yi dışladı. Önceliklerinin demokrasi olmadığını gösterdiler. Kürt düşmanlığının ne kadar derinlere nüfuz ettiğini görmüş oluyoruz. Buna karşı halkların kardeşliğine ve demokrasi mücadelesine daha fazla ihtiyaç olduğunu göstermenin zamanıdır. 


470

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA