Bazen bir ağaç anlatır coğrafyanın kaderini

Geçenlerde gördüm. Kürdistan coğrafyasında tek bir ağaç bana Kürdistanlının hakikatini tanımladı. Kökleriyle sımsıkı sarıldığı taşta büyüyen ve her baharın inadına yeşeren bir ağaç bana hakkın da hakikatin de ne olduğunun resmi oldu.

05 Mayıs 2018 Cumartesi | Toplum-Yaşam

JIYAN AMARGÎ / BEHDİNAN


Soruyla başlar yaşam, sorularla sürer… Renkler, sesler, kokular, tatlar ve dokunulanlar yaşama olan merakın bir doğumudur. Yeni yaşama doğanların doğurduğu sorular, gizemler, düğümler… Bazen karmaşık görünür yaşam. Bazen de gizemli… Gizeme ulaşmak isteyenler heyecanlı, ulaşanlar hakikat… 

Hakikat!

Öyle bir şey ki; çoook uzağında olur bazen gözden-gönülden ırak, Anka’nın kanatlarında, Kaf Dağı’nın zirvesinde. Ulaşılması güç imkânsız…

En karmaşık, ulaşılmaz, görünen bir anda tek bir şey hakikati tüm çıplaklığıyla ulu orta yere seriverir. Bu esnada hazır olda beklenilmesi gerekenler duyular ve hissiyattır. O her yerde aranılan ve ulaşılmasının güç olduğu sanılan hakikat, tam da karşıda öylece bakar. Kendi dilince konuşur. Beni gör, hisset ve benle yaşa dercesine. 

Kaçımız yaşamda kapıldık bu düşünceye? Kaçımız âşık olduk bu düşe? Kaçımız hakikatin yakıcı olduğunu bile bile, zerre tereddüt yaşamadan yürüdü, dimdik, gururla aşkı olan hakikate?

Bir ağaç size neyi hatırlatır?

Yaşam veren oksijeni, yeşili, canlılığı, gençliği veyahut yaşlılığı, çiçeği, meyveyi ve hatta gölgesinde kestirmek için uygun olan bir mekânı… Daha da sıralanabilir. 

Hakikatini bir ağaçta gören oldu mu hiç?

Karşıda duran ağaçta bir halkın yaşam gerçeğini gören oldu mu?

Yaşama olan aşkla verdiği direnişi, çabaları…

Ve her şeye rağmen bir bahar günü tomurcuk açarak inadına yaşam denilen bir ağaca rast gelen oldu mu hiç?

Geçenlerde gördüm. Kürdistan coğrafyasında tek bir ağaç bana Kürdistanlının hakikatini tanımladı. Etrafında bulunan kilometrelerce toprağa ve o toprakta yetişen binlerce ağaca rağmen kendine mesken edindiği ve özgülünde yaşayan bir taşa kök salan o ağaçta gördüm. Kökleriyle sımsıkı sarıldığı taşta büyüyen ve her baharın inadına yeşeren bir ağaç bana hakkın da hakikatin de ne olduğunun resmi oldu.  

Yaşam alanı olarak gördüğü taşa sımsıkı bağıyla tomurcuk açan o ağaç bana; Efrînliler’in hakikatini gösterdi. Her türlü işgalciye, hırsıza, gaspçıya rağmen, ‘ben toprağımda yetişen tek bir zeytin dalını dahi vermemek için direneceğim’ diyerek cenk meydanlarında direnen Efrîn halk hakikatini gösterdi.

Cizîr, Şirnex, Sûr, Silopî, Nisêbîn’in gerçek sahipleri olarak, 2018 Newrozu’nda alanlara çıkan milyonlarca Kuzey Kürdistanlı’nın hiç inmeyen ve inmeyecek olan direniş bayrağının hakikatiyim diyordu o ağaç. 

O ağaçta, her türlü sinsi politika ve baskıya rağmen direniş kültürünün temsilini yapan, Şirin Elemhûlî, Ferzad Kemangerler’in isyanıyla çağın direnişi olan Efrîn’i sahipleyen Rojhilat Kürdistan’ının hakikate olan aşkına şahitlik ettim.

Toprağının taşına kök salan o ağaç, Leyla Qasımlarla başlayan Viyan Soranlarla devam eden, Helwest Partîzanlar’la sürdürülen ve bugün yüz binlercesinin, ülkesi ve halkı üzerindeki kirli emelleri görüp, Özgür Kürdistan’a doğru direnişe kalkan Başûr Kürdistan halkının sahte özgürlüğe olan reddini haykırdı.

Kürdistan coğrafyasında her canlının kendi doğalında, tonunda ahenkle yeşerdiği, toprağına sımsıkı kök salan tüm canlıların yanı sıra; can bulup, can verdiği taşta birkaç gün sonra dallarının yeşereceği o berû(palamut) ağacı görenlere kısaca, ‘Kürdistanlının hakikatinde direniş ve direnişin vaat ettiği hür yaşam vardır’ diye haykırıyordu. 


661

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA