Benim Kabem İnsan

Portekiz’de mültecilerin yaşamını konu alan ”Benim Kabem İnsandır” adlı belgeseli hazırlayan Sinem Taş, ‘’Alevi bir kadın olarak her mültecinin hikayesinde kendimi buldum’’ dedi.

21 Nisan 2018 Cumartesi | Kültür-Sanat

SUNA ALAN / LİZBON


Genç yönetmen Sinem Taş’ın Portekiz’de çekimlerini gerçekleştirdiği ”Benim Kabem İnsan” isimli belgeseli, Portekiz’e Güney Kürdistan, Senegal ve Kongo’dan gelen mültecilerle yaptığı görüşmelerden oluşuyor. 

Lizbon Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Multimedya Fotoğraf Bölümü’nde Yüksek Lisansını bu yıl tamamlayan Taş’ın altı kadının hikayesini anlattığı aynı isimli fotoğraf sergisi, 1. Lizbon Kürt Film ve Sanat Festivali kapsamında Sao Jorge Sineması’nda sergilenmişti. Yönetmen Sinem Taş ile belgeselini  konuştuk.

 Sinem Taş, filmin konusunun Anadolu’nun Alevi-Bektaşi felsefesinin insanı merkeze alan hümanizmin etkisiyle ortaya çıktığını söylüyor. ”Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren savaş ve katliam ortamından kaçan mültecilerin hayatta kalma mücadelesine yer vermek istedim” diyen Taş, ülkelerinden çıkarak Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupaya gelmek için, Akdeniz’in sularında kaybolan hayatlara değinmek istediğini ifade ederek, ”Sahillere vuran bebek cesetlerine sessiz kalmak büyük vicdan meselesi” diyor.


İnsan odaklı

Mültecilerin yaşam koşullarını belgeselle taşıyan Taş, 23 dakikalık filmde gençler, çocuklar ve kadınlara yer veriyor. 

”Bu film aslında benim güncel bir meseleye dokunurken özüme dönüşüm oldu. Alevi bir ailede doğmuş olduğum için ister istemez insan sevgisi odaklı bir felsefenin parçası olarak yoğruldum. Evren ile insanlar arasındaki bütünlüğü görmek, doğanın parçası oluşumuz ve insan merkezli ritüelimiz beni her zaman çok etkilemiştir. Yurt dışında yaşamaya başladığımda ise öteki kültürlerle olan benzerliklerimizi, acılarımız, hüzünlerimiz, sevinçlerimizdeki ortaklıkları gördüğümde, nasıl ortak paydada buluştuğumuzu tekrar çok yakından hissettim.

Farklılıklarımıza o kadar odaklanmışız ki bütünü göremiyoruz ve yarattığımız ötekilerle insani seviyede birleşemiyoruz. Belgeselin amacı mültecilerle en insani yanlarımızda buluşmak. O yüzden filmi izlerken onları mülteci olarak görmekten çıkıp ortaklıklarımızı, yalnız kaldığımızda kendimizde hissettiğimiz duyguların yansımalarını görüyoruz.”


Filmin mesajı: Hepimiz biriz

Türkiye’den Portekiz’e botlarla birçok mültecinin geldiğini ifade eden Taş, Portekiz hükümetinin mültecilere yönelik tavırlarının olumlu yönde olduğunu belirtti. Fakat gelen mültecilerin Portekiz’de kalmadığını, daha çok Almanya’ya gittiğini anlatan Taş, Portekiz’de mülteciler için yaşam şartlarının iyi olmadığını dile getirdi.

İnsan hikayelerini anlatmanın her zaman aklının bir köşesinde durduğunu dile getiren Taş, bundan dolayı tezini belgesel yaparak tamamlamaya karar verdiğini ifade etti.

”Açıkçası sorularımı ve projeyi zaten kafamda şekillendirmiştim. Çekimlerde yardımcı olabilecek asistanlar da vardı. Hazırlıklara girişirken en büyük endişem Portekiz’deki mültecilere ulaşmaktı. Genellikle buraya gelen mülteciler kısıtlı şartlardan ötürü Almanya gibi Kuzey Avrupa ülkelerine gittikleri için onlara ulaşmak kolay olmadı. Bir de şimdiye kadar birçok kişi gidip çekim yapmış ama durumlarında somut bir değişim de olmamış, haliyle sanıyorum sıkılmışlardı bu çekimlerden. Çok anlaşılabilir bir durum bu.” 


Her hikayede kendimi buldum

Alevi bir kadın olarak her mültecinin hikayesinde kendini bulduğunu vurgulayan Taş, her bir hikayeyi dinlediğinde hakikati bulduğunu söyledi. Mültecilerle çok ortak noktalarda buluştuğunu da anlatan Taş, aralarında insani bir ilişki olduğunu belirtti. 

Birilerini harekete geçirmek için mültecilerin yaşadığı zorlukları konu alan birçok haber, belgesel, film, müzik yapıldığını dile getiren Taş, ne kadar dikkat çekilse de yetmediğini söyledi. İnsani noktalarda buluşmanın önemine dikkat çeken Taş, mülteciliğin toplumda bir sıfatmış gibi üstlerine yapıştığını dile getirdi. Bu durumun eksik kalınan noktalardan olduğunu vurgulayan Taş, mültecilerin gittiği ülkelerde insan olduklarının unutulduğunu hatırlattı. 

 

Bir sonraki belgesel

Filmin ilk gösteriminin Lizbon Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde 16 Mart’ta gerçekleştiğini, filmin oldukça beğenildiğini ifade Sinem Taş,  ”Seyirciden tam da istediğim gibi tepkiler aldım. Seyircinin de onlarla kurduğum bağı görmeleri benim için çok önemliydi” diye konuştu.

Bir sonraki belgeselini 22 yıldır tutuklu olan ve şimdi Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan dayısı Ali Şimşek’in hikayesi olarak ele alacağının bilgisini veren Taş, cezaevlerini anlatacağını söyledi.  




Sinem Taş kimdir?



Sinem Taş: 1987, Ankara doğumlu. Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. İzmir’de yerel bir gazetede bir süre fotomuhabir olarak çalıştıktan sonra Portekiz’de Lizbon Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Multimedya Fotoğraf Bölümü Yüksek Lisansı’nı bu yıl bitirdi. Fotoğrafçılık ve video yapımcılığı yapıyor.


665

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA