Özgür olmayan bir dinin kimseye faydası yoktur!

Ahmet Müslüm SADIOĞLU

17 Nisan 2018 Salı | Forum

İslama ilişkin iç şikayetler, bu itiraflar; dindar çevrelerin sorun olarak gördüklerini değil; açık seçik bir şekilde Müslümanların ahlaki hayatlarının Kur’an’la ve dinin ruhuyla uyuşmazlığını ve uzlaşmazlığını, esas sorunun bu olduğunu ortaya koymaktadır. 

Müslümanlar genel olarak hem geçmişte hem de günümüzde İslam’ı gerek şekil, gerekse öz açısından “İşte Müslümanlık bu!” denebilecek örneklikte ve ehliyette yaşamamışlar, İslam’a layık bir temsili hiçbir devirde başaramamışlardır. Bu durum bugün artık katlanılamaz, mazur gösterilemez sınırlara ulaşmıştır.   

Günümüzde dindar olarak nitelenen Müslümanların en büyük yanlışları, ahlakın ve dindarlığın kapsamını daraltmaları; sadece namaz, oruç, kadınların ve kızların örtünmesi gibi alanlara indirgemeleridir. Bugün ahlaksızlık dendiği zaman, din görevlileri, dindar çevreler, toplumun da büyük çoğunluğu sadece müstehcenliği, fuhuş ve zinayı, yani gayrimeşru cinselliği anlıyorlar. Başka alanlardaki ahlaksızlık ilişkileri akıllarına gelmiyor.

Dinle çok fazla içli dışlı olmayan çevrelerin, yazarların, aydınların çoğunluğu da ahlaksızlıktan; toplumsal ilişkilerde, ticarette ve ekonomide insanların birbirini aldatmasını, kandırmasını, sahtekarlığı, kişileri ve devleti dolandırmayı yani haksız kazanç sağlamayı, kısaca kul hakkı yemeyi anlıyorlar. Yani esas dindarların anlaması gerekeni dindar olmayanlar anlıyor. 


‘İslam=dürüstlük’

Müslümanlığı çok iyi bilen ve yaşayan birine, insani davranışlar bakımından “İslam’ı bir kelimeyle ifade et” deseler, “İslam eşittir dürüstlük”ten başka ne cevap verebilir? İbadetlerine çok dikkat eden, namazını hiç kaçırmayan, orucunu hiç aksatmayan bir insan eğer dürüst değilse onun ibadetinin de bir değeri yoktur. Diğer yandan bir adamın namazı, orucu eksik veya hiç yok, ama dürüst. Bu dürüstlük tek başına da değerlidir. 

Günümüz İslam ülkeleri fanatizmi, softalığı, hurafeci din anlayışını toplumda egemen bir konumda olmaktan çıkarıp temelli yok edemese bile, marjinal bir konuma getirmeden çağdaşlığı asla yakalayamazlar. Çünkü softalık her devirde olduğu gibi günümüzde de yoruma kapalı din anlayışını temsil etmenin yanında yalanın, ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın kamuflajı olma rolünü yerine getirmektedir

Mesele gelip şurada düğümleniyor: Hz. Muhammed, özgürlüklerin ve esaret tanımamamın sembolü müdür yoksa daha çok namaz kılmanın, daha görkemli sarık sarmanın sembolü mü?

Kur’an, birinci şıkkı onaylıyor. Hz. Peygamber bu şıkka göre yaşadı ve onu miras bıraktı. Emevî, bu mirası yozlaştırıp „özgürlüklerin Peygamberini“ daha çok namaz kılmanın, daha görkemli Arap sarığı sarmanın sembolü haline getirdi. Bu saptırma ve yozlaştırmaya ilk büyük isyan, imamı Âzam Ebu Hanîfe’den geldi. Arap fistanı ile Arap saltanatlarını dinleştirenler imamı Âzam’ı „namazsız ve isyancı bir din“ kurmakla suçladılar.

İmamı Âzam, Hz. Peygamber’i özgürlüklerin ve esaret tanımamanın sembolü olarak öne çıkarmanın faturasını başıyla ödedi. Ve büyük İmam’ın ardından İslam tarihi asırlarca Emevî zihniyetiyle yürüdü. Ta ki bugüne kadar aynı sistem ve aynı oyun devam etti, ediyor. 

Özgür olmayan bir halk dindar olmaz, vicdan sahibi de olmaz. Toprağı olmayanın mekanı, yönü olmaz. Bayrağı olmayanın şerefi şanı olmaz. Vatanı olmayanın namusu dini olmaz, O sebeple elbet vatan sevgisi dindendir. Özgür bir toprak, özgür bir yaşam demektir ve insan olmanın gururu demektir.

Bireyin salt kendi iradesi ile “iyi” ve “kötü” olan davranışlardan birisini seçebilme gücüdür. Baskı ve zorlamanın yokluğu diye tanımlanır. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncelerine dayanarak karar vermesidir. Ahlaki özgürlük ise insanın kendi kendinin belirleyebilmesi, ahlaki davranışı bir başkasının zoruyla değil, kendi iradesiyle gerçekleştirmesidir. Örneğin insan, doğru ya da yalan söyleyebilir, ama gerçek özgürlük ahlak sahibi olmaktır. Yine dilini inkar eden bir millet dini bilmez. Bakın Tayyip Erdoğan Türk dil gününde ne diyor; „Dilini kaybetmiş bir millet, yok olmaya mahkumdur.“ Ama aynı kişi Kürt dilinin tabelalarını, kitaplarını, gazetelerini yasaklıyor. Mazlum Kürt halkını dilini inkar eden zihniyete lânet olsun. Bu inkarı din tüccarları ile yapıyorlar. Oysa Hz.Muhammed’in dininde özgürlük vardı. Ama bugün vahşet var, ölüm var, işgal var, soykırım var, hiyanet var.

İkiyüzlülük, baskı, tecavüz, talan, namussuzluk, eşitsizlik ve adaletsizlik var. Dinsizlik var. Hırsızlık var, zalim sistem var. Ceberrut bir cumhurbaşkanı var.

Ey Allah’ın resulü burda olsaydın getirdiğin DİN’in ne halde olduğunu görmek istemezdin?

Peygamberimize, ‘hangi cihadın daha faziletli olduğu’ soruldu. Buyurdu ki: “Zalim bir sultanın/yöneticinin karşısında hak sözü söylemektir.” (İbn Mace)

Kur’an, zalimleri lanetliyor; adaleti yüce bir değer olarak ortaya koyuyor ve adaleti ayakta tutmaları için Müslümanlara çağrıda bulunuyor. (Maide, 5/8)

Şüphesiz Kur’an, insanlar arasında adaleti sağlamak için indirilmiştir. Yeryüzündeki zulmü, haksızlıkları ortadan kaldırmak, temel kulluk görevimizdir


174

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA