12 yaş sınırlaması toplumsal bir cinayettir

İnsan hakları savunucusu Avukat Reyhan Yalçındağ, cinsel istismar yasa tasarısında yer alan çocuk tanımında “12 yaş” sınırlamasının toplumsal bir cinayete dönüşeceğini belirtti. Hadım uygulamasının ise failde intikam duygusu geliştirebileceği uyarısında bulundu.

14 Nisan 2018 Cumartesi | Kadın

AYŞE GÜNEY/ROHAT RIFAT ŞAHİN / MA / AMED


Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan çocuklara yönelik cinsel istismar yasa tasarısı Türk Meclisine sunuldu. Yasa tasarısının içeriğinde yer alan “12 yaş” sınırlaması, halk arasında hadım olarak bilinen kastrasyon uygulamasının cinsel istismarın önüne geçmeyeceğine dönük  bir çok kesimden itirazlar yükselmeye başladı. İnsan hakları savunucusu Avukat Reyhan Yalçındağ, hayata geçirilecek yasa tasarısını ve olası sonuçlarını değerlendirdi. Tasarıda yer alan hadım uygulamasının failde intikam duygusu geliştirebileceğinden daha büyük felaketlere sebep olmasından duyduğu endişeyi dile getirirken “12 yaş” sınırlamasının ise toplumsal bir cinayete dönüşeceğinin altını çizdi.

 

Yüzyıl öncesinin mantalitesi

 Kadın cinayetlerine ilişkin düzenlemelerin yıllarca verilen emeğin ürünü olduğunu hatırlatan Yalçındağ, kadınların elde ettiği kimi pozitif yasal değişikliklerin birer birer ellerinden alınmak istendiğini söyledi. Son yıllarda yaşamın birçok alanında olduğu gibi çocuk ve kadın haklarını kapsayan düzenlemelerde bir geriye dönüşün yaşandığını ifade eden Yalçındağ, “Yüzyıl geriye götüren bir mantaliteyle karşı karşıyayız. Bu mantalite Meclis’te çoğunluğu elinde bulunduruyor. Bu durumu kötüye kullanarak yasalar oluşturuyor ve Meclis’ten geçiriyor. Muhalefetin tartışmasına dahi izin verilmiyor. Tüm bunlar muhalefetin sesini yok etmekle açıklanabilir” diye kaydetti.

Yalçındağ, çoğunluğu elinde bulunduran iktidarın İslamist bir anlayışla toplumu dizayn etmeye çalıştığının altını çizerek hazırlanan yasaların da bundan nasibini aldığına değindi.

 

Çocukların yaşamına kastediliyor

 Mevcut gidişatın hukuki bir gidişat olmadığını dile getiren Yalçındağ, yeni oluşturulan yasa tasarısında 12 yaş sınırlamasına ilişkin şunları belirtti: “15-18 yaş arasına bile itirazımız varken niçin yaş tartışmasını yine açtılar? 18’i doldurmayan her birey çocuktur. Uluslararası sözleşmeler çok açık ve net belirtiyor. İnsanlık ailesi milyonlarca yıldan beri biriktirdiği değerlerle süze süze bir yere getiriyor ve bir tanım koyuyor. Bunların içinde binlerce sosyolojik tahlil var. O zaman 18 yaşını doldurmayan her bireye biz hukuki işlem yapma yetkisi tanıyalım. Ebe           veynler niçin 18 yaşındaki bireylere veli olarak hukuki işlem yapıyor? ‘12 yaş üzeri çocuğun rızası varsa’ diye başlayacak ceza maddeleri. Bu korkunç bir şey, bu bir cinayettir. Bana göre bu sadece bir hukuk cinayeti de değil. Aynı zamanda bu suça maruz kalan ve kalacak olan çocukların yaşamlarına bir kasttır. Fiziken yaşamışlar yaşamamışlar bu çok önemli değil; benim burada anlatmak istediğim ruhun ölümüdür. Psikolojik olarak bitme durumudur. Düşünebiliyor musunuz, bir çocuk bununla nasıl başa çıkabilecek? Bir de bunun toplumdaki dalgalanmasını düşünün.”

 

Toplumsal bir cinayete evrilir

Medya ve toplumsal yapının erkek penceresinden yaklaştığını savunan Yalçındağ, “İstismara uğrayan çocuğun yargılama esnasında faile yapılacak “rıza” indiriminde çocuğun, ailesinin ve çevresinin üzerinde yaratacağı etkiyi düşünün. Bu bir toplumsal cinayet olur. Kişisel bir cinayet de değil, toplumsal bir cinayete evrilir. Bu akıl ve hukuk tutulması haline son verilip ’18’ini bitirene kadar her birey çocuktur’ düzenlemesinden hareketle hukuk ve ceza davalarına bakılması gerekiyor” dedi.

 

Rıza aramak cezasızlık politikasıdır

 Yalçındağ, “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden tutalım birçok özel düzenleme var. Dolayısıyla bunları nereye koyacak” diye sorarak, şu ana kadar sonuçlanmış dosyalara bakıldığında da ‘rıza’ arayışının cezasızlık politikası anlamını taşıdığını savundu.

 Geçmişe oranla cinsel istismar dosyalarında artışın olduğunu ifade eden Yalçındağ, ayrıca istismarı gerçekleştiren erkeklerin sonrasında da pişmanlık yaşamadığını ve başka çocuk ya da kadınlara uygulamaya devam ettiklerini söyledi. Son dönemde basına yansıyan sanatçı Bergen’i katleden erkeğin caydırıcı bir ceza sistemi olmadığından bugün de dört çocuğa istismardan tutuklanmış olmasının tesadüf olmadığının altını çizdi.

 

Çocuk evlilikleri meşru görülüyor

 12 yaş sınırlaması ve iyi hal indirimlerinin uygulanmasının bir diğer amacının çocuk yaşta evliliklerinin meşru görülmesinden kaynaklandığının altını çizen Yalçındağ, “Böyle bir geçmişi olan çocuğun failiyle evlenmesinin önünü açmaya çalışıyorlar. Cezanın kısa tutulmasının bir nedeni de bu. Her türlü indirimden faydalandırmalarının nedeni de budur” dedi.


 Çocuk bakanlığı olmalı

 En büyük itirazı yapması gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın sorunları çözmekten çok derinleştirdiğini vurgulayan Yalçındağ, “Bir kerelik tecavüzden ne çıkar’ diyen anlayışın bakan olduğu bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’de daha bir çocuk ve kadın bakanlığı yok. Çocuğun çocuk olduğu için doğan haklarını koruma altına alacak tüm toplumsal projeleri hayata geçirebilecek bir iktidar anlayışı olması gerekiyor. Böyle ucube yasa tasarısı getiren bir anlayıştan tabii ki bahsetmiyoruz” diye konuştu.

 

Hadım edilen erkek intikama yönelebilir

 Yasa tasarısında yer alan ve çok tartışılan hadım uygulamasının çözümden çok daha büyük felaketlere yol açabileceği uyarısında bulunan Yalçındağ, “Halk arasında söylenince bile insanların ciddiyetten koptuğu ‘Hadım yasası’ getirmişler. Bu toplumda kadınlar on yıllarca kolluk kuvvetleri tarafından nesnelerle tecavüze maruz kaldı. Mesele hadımla çözülebilecek bir mesele değil ki. Kimyasal hadımla falan siz bir sonuç elde edemezsiniz. Bu hastalıklı yapıya ağırlaştırılmış bir ceza vermediğiniz müddetçe bu suçu işlemeye devam edecektir. Hatta fail açısından bu durum intikam meselesine dönüşür. Çok daha acımasız fiillere yönelebilir. Çünkü bu mantalitenin özünde erkekliğe çok korkunç bir övgü ve değer biçme olduğu için bunu elinden almaya çalıştığınız fail, çıktıktan sonra çok daha vahim sonuçlar doğuracak fiillere yönelir. Bu mu sizin çözüm öneriniz?” dedi.

Yaşanan sürecin vebalinin herkesin boynunda olduğunu belirten Yalçındağ, özellikle Barolar Birliğinin üstüne düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. 



542

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA