PKK davası Adalet Divanı’nda

PKK’nin, AB’nin ‘terör örgütleri listesi’nden çıkartılması talebiyle açılan dava, 16 Nisan’da Avrupa Adalet görülecek. Avukat Mahmut Şakar ve KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, siyasi çıkarlar doğrultusunda alınan ve her hangi bir dayanağı olmayan bulunmayan gerekçelerle PKK’nin listede tutulduğunu, ciddi bir yargının ise bu gerekçeleri kabul etmeyeceğini düşünüyor. Şakar ve Aydar, mahkemede Türk devletinin gerekçelerinin çürütüleceğini belirtti.

13 Nisan 2018 Cuma | Dünya

REWŞAN DENİZ


PKK’nin AB ‘terör örgütleri listesi’nden çıkartılması talebiyle Avrupa Adalet Divanı’nda açılan dava 16 Nisan Pazartesi günü görülecek. PKK, 2002 yılından bu yana AB ‘terör örgütleri listesi’nde yer alıyor. Her altı ayda bir yenilenen listeye karşı PKK yöneticileri Murat Karayılan ve Duran Kalkan adına Hollanda’da Prakken d’Oliveira Hukuk Bürosu tarafından önce listeye itiraz edilmiş, daha sonra Avrupa Adalet Divanı’nda dava açılmıştı. PKK’nin ’terör listesi’ne alınması kararının iptali amacıyla 1 Mayıs 2014 tarihinde açılanan davanın duruşması önümüzdeki hafta Pazartesi görülecek. Davanın geçmişini ve olası sonuçlarını KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar ve Uluslararası İnsan Hakları ve Demokrasi Derneği’nden (MAF-DAD) Avukat Mahmut Şakar ile konuştuk. 


Talep: PKK listeden çıkarılsın

“Bu davada temel talep PKK’nin ‘terör listesi’nden çıkarılmasıdır” diyen Av. Şakar, “Şu ana kadar süreç, idari mahkeme olduğu için karşılıklı iç yazışmalar üzerinden yürüdü. 16 Nisan’da duruşma yapılacak. Tek duruşma olacak. Mahkeme daha sonraki bir tarihte de iptal başvurusuna ilişkin kararını açıklayacak” bilgisini paylaştı. Tahminen önümüzdeki Eylül, Ekim ayında açıklanması beklenen karara, tarafların itiraz hakkı da bulunuyor. Duruşmada davacı PKK yöneticilerini temsilen avukatlar Marieke van Eik ve Tamara Buruma hazır bulunacak. 

Şakar, “Türkiye ise bu davada kendi adına olmasa da işin merkezindedir” dedi. Av. Şakar, “Avrupa Birliği Konseyi, Avrupa Komisyonu ve İngiltere, PKK’nin listede kalması için davaya müdahil olmuşlardır. PKK’nin listede kalması için canla başla uğraşan ülke ve kurumlar esasında Türkiye adına orada olacak, Türkiye’nin avukatlığını yapacaklardır” diye belirtti. 


Haksız ve siyasi bir karar

PKK’nin ‘terör örgütü’ olmakla itham edilmesinin ve AB ‘terör örgütleri listesi’ne alınmasının “haksız ve siyasi bir karar” olduğunun altını çizen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da “Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni teröristlikle suçlamak çok haksız, yersiz bir uygulamadır. PKK, Türkiye’nin talebi doğrultusunda listededir” dedi. 


’Terör’ değil silahlı çatışma

“Kriterlere bakıldığında yaşanan bir ‘terör mü’ yoksa silahlı çatışma mı? Yaşanan, devlet ile devlet olmayan bir örgüt arasında silahlı çatışmadır” ifadelerini kullanan Aydar mahkemenin de buna göre bir karar vermesi gerektiğini söyledi: “34 yıldır devam eden bir silahlı çatışma var. Bir halkın haklarının gasp edildiği bir ortamda o halkın kendisini saldırılara karşı silahlı olarak savunma hakkı var. Uluslararası hukukta, sözleşmelerde bunun yeri vardır. Terör hukuku değil, savaş hukuku uygulanmalıdır. Bu körü körüne bir terör olayı, sivilleri hedef alan bir olay değil. Kürt halkının içinde yaşadığı durumu gözönüne alarak karar verilmesi gerektiğine inanıyoruz.


Erdoğan dünyanın başına bela

Türkiye’nin saldırganlığı yalnız kendi içiyle değil, dünyanın her tarafında Kürtlere yönelik saldırılar gerçekleştiriyor. Başında Tayyip Erdoğan gibi bir insan var ve bu kişi dünyanın başına bela olan tiplerden birisidir. Başur ve Rojava’ya saldırıyor. Avrupa’ya timlerini gönderiyor suikast peşinde koşturuyor; Paris’te suç işlemiş, 3 Kürt siyasetçisini katletmiş. Bu büyük bir skandaldır. Türk devletinin bunu yaptığı Paris mahkemesindeki belgelerde soruşturmada, bu aşikar ortada görülüyor. Bütün bunların hepsi, olayın bir silahlı çatışma olduğunu, bunun terörle ilgisinin olmadığını gösteriyor.”


Var olan devlet terörüdür

Türk devletinin Kürtlere yönelik 30 yılı aşkın savaşta imza attığı savaş suçlarına da işaret eden Aydar, “Bir terörden bahsedilecekse devlet teröründen bahsedilmelidir” diyerek şöyle devam etti: “34 yıllık savaşta Türkiye elindeki bütün ağır silahları kullanmıştır. Bir tek Kürdistan’da deniz olmadığı için deniz kuvvetleri kullanamamış. Ama SAT komandoları, su altı komandolarını dahi Kürdistan’a getirmiş, çatıştırmış. Tanklar, uçaklar, helikopterler, toplar, bütün ağır silahlar bu savaşta kullanılmış. Kimyasal silah da kullanmış. Kürdistan’ı mayınlamış, sivillere saldırmış, şehirleri yakmış, sokak ortalarında insanları infaz etmiş, böyle bir devletten bahsediyoruz. Eğer bir terörden bahsedilecekse, devlet teröründen bahsedilmesi lazım. Şu anda da dünyada en fazla siyasi tutuklunun, en fazla gazetecinin tutukluğu olduğu bir ülke. Bir darbe ortamı yaşanıyor. Hak, hukuk yok ve böyle bir ülkeyle savaşılıyor. Böyle bir ülkeye karşı Kürtlerin kendilerini savunma hakkı var. Mahkemeden bunun teyit edilmesini istiyoruz.”


İddialar çürütülecek

Duruşmada ise PKK’yle ilgili suçlamalar çürütülecek. Avrupa Birliği Konseyi’nin çeşitli tarihlere Türkiye ve Kürdistan’da gerçekleşmiş bulunan yaklaşık 70 civarında olayı gerekçe göstererek PKK’yi ‘terör listesi’ne aldığını hatırlatan Av. Şakar, avukatların savunmalarıyla iddiaları çürüteceklerini söyledi: “Avukatlar esas olarak bu olayların gelişigüzel ve resmi basından alınarak seçildiğini, herhangi bir araştırma veya yasal soruşturmaya dayalı olmadığını dolayısıyla listeye alınmanın gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğini ifade ediyor. Aynı zamanda, öne sürülen bu olayları da detaylı ele alarak pek çoğunun özellikle de sivil kayıpların PKK tarafından gerçekleştirilmediğini, devlet birimlerinin veya paramiliter grupların yaptığını ve PKK’nin üzerine attıklarını somut belgeleriyle ispatlıyorlar. Geri kalan olayların da gerilla ile Türk ordusu arasında yaşanan çatışmalar olduğunu, bunların da terörizm bağlamında ele alınamayacağını çünkü ülkede süren bir savaşın varlığından bahsediyorlar.”

“Mahkemeden davanın kabulüne, listenin iptaline ilişkin bir karar çıksa bu hukuki ve önemli bir kazanım olacaktır” diyen Zübeyir Aydar, aksinin ise söz konusu savaşa ve işlenen suçlara ortak olmak anlamına geleceğini vurgulayarak şöyle dedi: “Bu mahkemenin kararları tabii AB’yi bağlar. Eğer dava reddedilirse; bu mahkemenin de haksız karara onay verdiği, onunla ortak olduğu bir durum ortaya çıkar. Ki bu tamamıyla Tayyip Erdoğan ve şürekası için bir hediye, onları mükafatlandırma gibi bir şey olur ki bunu hakka, hukuka, adalete, vicdana sığdırmak mümkün olmayacaktır.”


Av. Mahmut Şakar


16 yıllık yanlış son bulmalı

Av. Mahmut Şakar da ’Terör listesi’nin oluşum tarzının ve içeriğinin hukuktan ziyade politik çıkar ilişkilerine dayandığının altını çizerek, “Bundan dolayıdır ki, AB Konseyi, son derece basit, özensiz, dayanaksız gerekçelerle PKK’yi bugüne kadar listede tutabilmiştir. Ciddi ve bağımsız bir yargı gözüyle bu gerekçelerin kabul edilmeyeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla ben mahkemenin, PKK’nin listeye alınma gerekçelerini reddetmesini bekliyorum” diye konuştu. 


Çıkacak karar AB için bağlayıcı

“Mahkeme, terör söylemine hapsedilmiş bu tarihi meseleyi, demokratik çözüme hizmet edecek bir yeni dil ile ele alabilir. En azından bunun objektif koşulları mevcuttur” diyen Şakar, kararın bağlayıcılığı konusunda da şunları söyledi: “Elbette çıkacak kararlar AB için bağlayıcıdır. Olumlu karar, en başta büyük bir haksızlığı ortadan kaldırmış olacaktır. Kürt halkının haklı ve meşru taleplerinin daha iyi görülmesini özellikle uluslararası alanda daha ciddi bir desteğin önünü açacaktır. Aynı zamanda TC’nin de 40 yıldır Kürt meselesini inkarla ve şiddet ile çözmeye dayalı geleneksel siyaseti de büyük yara alacaktır. Bu da gerçek bir çözümün kapılarının aralanmasına katkı sunacaktır. Aksi halde Avrupa, Türk devlet siyasetinin hırçın, saldırgan ve şiddet eksenli tutumuna desteğe devam etmiş olacaktır.”   


Belçika kararı emsaldir

Zübeyir Aydar, Remzi Kartal’ın da bulunduğu 36 kişi hakkında açılan Belçika’daki davada “PKK terör örgütü değildir” yönünde bir karar çıkmıştı. Savunma avukatları, söz konusu kararı da Lüksemburg’daki davanın gündemine taşıyor. 

“Belçika kararının bu mahkeme tarafından dikkat alınması gerektiğini düşünüyorum” diyen Av. Şakar şöyle devam etti: “Çünkü ilk kez bir Avrupa mahkemesi, PKK’nin terörist olmadığını, ülkede bir savaş olduğunu ve PKK’nin de savaşan bir taraf olduğunun kararını vermiştir. Bu kararın ifade ettiklerini, zaten davanın açılmasından itibaren tüm yazışmalarında avukatlar dile getiriyorlar. Yani esasında Belçika kararı, savunmanın tezinin doğrulanması anlamına da geliyor. Mahkeme kararına olumlu etkisinin olacağını düşünüyorum.”




16 Nisan’da Lüksemburg’ta


Avrupa Adalet Divanı, Avrupa Birliği bünyesi içinde yer alan en yüksek mahkeme. Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında, Avrupa Birliği hukukunu ilgilendiren konularda son sözü söyleyen kurum. 

Mahkeme iki bölümden oluşuyor. İlk derece mahkemesi olarak çalışan Genel Mahkeme ve aynı zamanda temyiz mercii olan Adalet Divanı. PKK’nin listeden çıkarılması için açılan dava Genel Mahkeme’de görülecek.  

Önümüzdeki hafta Pazartesi gününe denk gelen duruşmaya hukukçular ve sivil toplum üyeleri de davetli. Mahkeme kamuya açık. İzlemek isteyenler önceden kayıt yapmaksızın mahkemeye girebiliyor. Şimdiye kadar karşılıklı yazışmalarla süren dava tek duruşma olarak görülecek. Duruşma sonrası avukatlar basına bilgi verecek. Mahkeme iptal başvurusuna ilişkin kararını ise ileriki bir tarihte açıklayacak. 

16 Nisan Pazartesi günü saat 09:30’da Lüksemburg’da görülecek, herkese, önceden kayıt yapmaksızın açık olacak mahkemenin adresi şöyle: 


General Court Rue du fort Niedergrünewald

Kirchberg

L-2925 / Lüksemburg



2080

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA