Zulüm ihanettir ve münafıklıktır

Ahmet Müslüm SADIOĞLU

13 Nisan 2018 Cuma | Forum

Her zulümlerine bir maske bulmakta zorlanmayan ‘sûfyanî sistemlerin’ başında bulunan zalimler, uzun yıllar boyunca kurdukları tezgahlarda yetişen zihinlerin, o zulümleri kabullenecek kıvama gelmesini sağlamakta ‘usta’laşmışlardır. Bu ‘usta’lık öyle bir hal almıştır ki, komşu bir ülkeye, tüm yeryüzünden toparlanan insanlık düşmanı vahşiler, ‘İslam mücahidleri’ adı altında sokulmuş, ülke viraneye çevrilmiştir. Bu sûfyanî sistemlerin maddi ve manevi boyunduruğunda bulunan halk, bu vahşilere dua ettirilir olmuştur. Büyük iblisinin kucağında oturmayı marifet sayanların danışıklı dövüşünde kendini taraf tutma mecburiyetinde hissedenler, birbirlerini boğazlayacak kıvama gelirken, bilinçsizlerin aldığı asgari ücretle geçinmek bir yana, yiyecek ihtiyacını dahi karşılaması zor olanlar, kendilerine bu zulmü reva gören ‘sûfyanîlerin’ çalıp çırptıklarına, mal mülklerine, villalarına gemiciklerine, kollarındaki yüzbinlerce dolarlık saatlerine, olanca sefahatlerine alkış tutarak; aslında zalimlere yanaşmanın hem bu dünyalarını hem de ahiretlerini berbat edip kendilerine ateş dokunduracağını fark edememişlerdir.

Yezitlerin ‘sûfyanî sistemlerin’ sayesinde, zalimlere meyletmekte ve onlarla aynı sonu paylaşma ihtimaliyle yüz yüze kalmaktadır. Bunu engellemenin yolunu Resulullah (S.a.v.) “Sultanın kapılarından ve etrafından geçmekten sakının. Sultanın kapısına ve etrafına en yakın olanınız, aziz ve celil olan Allah’a en uzak olanınızdır. Sultanı, aziz ve celil olan Allah’a tercih eden kimseden Allah, günahlardan sakınmayı giderir ve onu şaşkınlık içinde bırakır“ buyurarak bizlere bildirmiştir. Kısaca, sultana yaklaşanın Allah’tan uzaklaşacağını bildirmişti?

Dünya bir felaket ve zulüm topu halinde adeta yanıyor ve kavruluyor. Zalimler kana doymuyor. Mazlum kanı aktıkça, zalimlerin iştahları kabarırcasına zulümlerini artırıyor ve zalimliklerinde sınır tanımıyor. Azgın zalimler ve işbirlikçi hainler bu dünyayı tüm mazlum insanlara zindan etmeye, kendi zulüm ve sömürü düzenlerini kurmaya kararlıdırlar. Ancak şunu da bilsinler ki Kürt halkı hiçbir zaman yılmadan ve usanmadan bu yapılan zulüm ve baskılara boyun eğmeyecek, mücadelelerine kıyamete kadar devam edecek güce ve inanca sahiptirler. Kur’an-ı Azimüşşan’da: „De ki: „Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler“ (En’am/ 135) buyurarak zaliminde, mazlumunda mücadelesinin devam edeceğinin; ancak sonunda kazananların mazlum Kürt halkı olacağı bizlere en büyük müjdedir. Fakat şunu unutmayalım ki; „Mazlumlar ayağa kalkmadıkça, zalimler diz çökmeyecektir.“ „Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya kadar mücadele etmeli. Düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. (Bakara/ 193) ayeti kerime gereğince, mücadele etmeliyiz. Çünkü insanlar Allah (c.c)’ın yeryüzündeki en büyük halifesidir. Nerede bir zulüm varsa buna dur diyecek, hakkı tutup kaldıracak bir nizamın yegane yükümlüsüdür. O halde dünyanın birçok coğrafyasında yaşanan şuanki mezalimlerin ve haksızlıkların durması, özellikle Cizre’de, Sur’da, Şırnak’ta ve Efrîn’de yapılan katliam ve soykırım insanlık dışı bir vahşettir. Bugün OHAL ile Kürdistan’ı zindana ve işgala çeviren Sultan Tayyip yaptığı tüm zorbalıklar Allah’a ne cevap verecek? Sanma Allah zalimlerin yaptıklarından habersiz:

1. İnsanla Allah arasındaki zulüm; Bunun en büyüğü, inkar, şirk ve fitnedir. Bir insanın malı, canı, kanı, toprağı, namusu kutsaldır. Tecavüzde bulunmak münafıklıktır ama bugün din tüccarları Kürtlerin her şeyini kendilerine helal kılıyorlar, bu zihniyetle küfür işliyorlar. Dünyanın en büyük fitnecisi Yezit’i ve dini satıyordu. Aynı sistemin devam ettiricisi diktatör Recep Tayyip Erdoğan da aynısı yapıyor. O günün zalimi Yezit’ti bugünün zalimi ise sultan Tayyip’tir. Dün Hz.Hüseyin’i Kerbela’da katledenler, bugün de Kürtleri kendi toprağında esir alıyor ve öldürüyorlar.

Bekliyorlar ne garip bir tesadüf senaryo hep aynı. O günün ‘teröristi’ Hz.Hüseyin idi, bugünün ‘teröristi’ Kürtler. Bu vahşeti yapanlar da kendine müslümanım diyor. “Şüphesiz ki, şirk (Allah’a ortak koşmak) büyük bir zulümdür!” (Lokman, 31/13) ayetinde buna dikkat çekilmiştir. Yüce Allah’ın varlığını, birliğini inkar etmek zulüm olduğu gibi, insanların herhangi birini dilini rengini ve toprağı inkar etmek veya tecavüz etmek de zulümdür, küfürdür.

2. İnsanlar arasındaki zulüm; Bu da, insanların kendi hemcinslerine karşı işledikleri suçlar, günahlar ve haksızlıklardır. İnsanla insan arasındaki zulüm de, bu geniş alanda büyük bir yere sahip bulunmaktadır. Zaten zulüm denince ilk olarak akla insanların birbirlerine karşı olan hareketlerindeki yanlış, kötü ve zararlı davranışlar olarak tanıtılmıştır. Bunların işlenmemesi istenmiş ve işleyenler zalim olarak ifade edilmiştir. 

Örneğin, adam öldürmek (Mâide, 5/27, 28, 29), hırsızlık ve yol kesip kötülükte bulunmak (Ankebût, 29, 30), zina yapmak (Yusuf, 12/23), suçlu insanları bırakıp suçsuzları cezalandırmak (Yûsuf, 12/78, 79), (Mâide, 5/45) birer zulümdür ve bunları veya bunlardan birini yapan da zalimdir. Bu nedenle haram olan şeyleri yapanlara meyletmek, taraftar olmak, benimsemek, sempati duymak da o zulme ortak olmak demektir.


266

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA