Avukat da müvekkil de tutuklu

Zindana sığmayan sesler... Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) avukatlarından Sezin Uçar Rojava’da yaşamını yitiren müvekkillerinin adli tıp işlemlerine katılma ve ailelerine hukuki destekte bulunmaları nedeniyle ”örgüt üyeliği” ve ”örgüt propagandası” iddiasıyla 26 Ekim 2017 tarihinde tutuklanmıştı. Ferhat Önkol, Elazığ’daki hapishanenin çetin koşullarında özgürlük mücadelesi veren tutsaklardan yalnızca biri.

11 Nisan 2018 Çarşamba | Forum

Hazırlayan: Zabel MİRKAN


Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) avukatlarından Sezin Uçar Rojava’da yaşamını yitiren müvekkillerinin adli tıp işlemlerine katılma ve ailelerine hukuki destekte bulunmaları nedeniyle ”örgüt üyeliği” ve ”örgüt propagandası” iddiasıyla 26 Ekim 2017 tarihinde tutuklanmıştı. Uçar, daha önceki bir soruşturmada ismi geçtiği gerekçesiyle 4 ay önce ifade vermek için savcılığa dilekçe sunmuş; ancak savcı Uçar’ı ifadeye çağırmamıştı.

6 aydır tutuklu olan Uçar, Ekmek ve Gül’e gönderdiği mektupla 5 Nisan Avukatlar Günü’nde kadınlar için adalet mücadelesi veren herkesi selamladı. Uçar, mektubunda şöyle diyordu: “Toplumsal muhalefete dönük saldırıları hepimiz görüyor, dahası yaşıyoruz. Hem bir hukukçu olarak hem de kadın özgürlüğü alanında politika yapan bir sosyalist olarak iktidarın hasmane tutumundan nasibimi aldım. 12 yıllık avukatlık pratiğimizin önemli bir kısmını oluşturan hapishaneler benim için de birlikte gözaltına alınıp tutuklandığım meslektaşım, ortağım Özlem için de yabancısı olduğumuz mekanlar değil.”

Avukat Uçar, silah doğrultarak onu öldürmeye çalışan eski kocasını öldüren Namme Öztürk’ün de avukatı. Namme Öztürk, Temmuz 2016’da İstanbul Tuzla’da boşandığı eşi Kazım Aydemir’i kendisini savunmak için öldüren Namme Öztürk, Aydemir’in evliliği boyunca kendisine şiddet uyguladığını, tecavüz ettiğini ve boşandıktan sonra da tecavüz etmeye devam ettiğini dile getirmişti. Namme Öztürk’ün, Uçar’ın aralarında bulunduğu avukatları ise “Maktul ölmeseydi müvekkil ölecekti, maktulün saldırısı tamamen meşru müdafaa kapsamında, sanığın kendisine yönelik saldırıyı bertaraf etmek için yaptığı bir eylemdir” diyerek tahliye talep etmişti.


Şimdi ikisi de aynı hapishanede

6 aydır aynı hapishanede kalan Öztürk ve Uçar farklı hücrelerde kalsa da birbirlerini ring aracında, hastaneye gittiklerinde görebiliyorlar ve zor da olsa mektuplaşıyorlar. Devletin ayrımına göre biri adli, diğeri siyasi tutsak olarak değerlendirilse de ikisi de politik tutsak. Çünkü Sezin Uçar’ın Rojava’da yaşamını yitiren müvekkillerinin adli tıp işlemlerine katılması ne kadar politikse, Namme’nin bir erkeğin saldırısına karşı yaşamını savunması da o kadar politik. 





Mektup Adresi:

Sezin Uçar 

Bakırköy Kadın kapalı Hapishanesi / B6 Koğuşu / İstanbul




Özel bir ekip iş başında!



Diyarbakır Barosu geçtiğimiz aylarda yaptığı basın açıklamasıyla Elazığ’da kurulan yeni hapishanenin OHAL koşullarının sertliğini birebir uygulamaya çalıştığını ve hatta tutsaklara işkence yapmaları içini hapishanede özel bir tim kurulduğunu beyan etti. Baro yaptığı açıklamada, ”Odalara giren ve sayıları kalabalık olan infaz koruma memurlarından oluşan özel bir ekibin mahpusları darp ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini” belirtti.

Ferhat Önkol, Elazığ’daki hapishanenin çetin koşullarında özgürlük mücadelesi veren tutsaklardan yalnızca biri. 2 Mayıs 2017 tarihinde Ovacık’ta yakalanıp gözaltına alınmış. Gözaltına alındıktan sonra SEGBİS aracılığıyla, Diyarbakır Savcılığı tarafından ifadesi alınmış ve tutuklamaya sevk edilip sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklanmış. Elazığ’a sevk edilen Önkol, yaklaşık bir yıldır tutuklu. 


12 kişilik koğuşta 25 kişi

Önkol, 24 kişiyle tek bir koğuşta kalıyor. Koğuşun kapasitesi 12 kişi olmasına rağmen, Önkol’la birlikte toplam 25 kişi aynı koğuşta kalmak zorunda. Beslenme, uyuyacak alan, banyo ve okuma yeri gibi pek çok sorunları var. Keza tutsakların ortak alanları olan alt kata tam altı tane kamera takılmış. Tutsaklar, dilekçe ile yetkili mercilere kameraların kapatılması için başvurularda bulunmuşlar; ancak talepleri gerisin geri reddedilmiş. Bunun üzerine onlar da kameraları birer poşetle kapatmışlar. Tutsakların bu tavrı, hapishane yönetiminin kamera konusunda geri adım atmasını sağlamış; ancak tutsaklara soruşturma açmayı da ihmal etmemiş. Sırayla ifadeleri alınan tutsakların Kürtçe savunma yapması da aynı şekilde engellenmiş. Tutsakların bazıları bu dayatmadan dolayı ifade vermemişler.


Tutsaklar direnmekte kararlı

Önkol ve arkadaşları hapishane yönetiminin sayım konusundaki tutumuna da direnmekte ısrarcı. Havalandırmaya çıkmamaya ve ayakta sayım vermemeye direniyorlar ve çoğu zaman da başarılı oluyorlar; ancak bu süreçlerde türlü işkencelere maruz kalıyorlar. Darp ve fiziki müdahale, hapishanenin rutini haline gelmiş. Sayım konusundaki direnişlerinden ötürü bazı tutsaklar ayrı koğuşlara konmuş ve ardından F tipi hapishanelere sevk edilmiş, bazıları ise süngerli odaya alınmış. 


İhlaller diz boyu

Tutsakların tümünün radyolarına bu hapishanede de el konulmuş ve kütüphane, el işleri gibi aktivitelerden Elazığ’daki tutsaklar da yararlanamıyor. Haftalık spor saatleri 10 iken şimdi bir saate indirilmiş. Tabii hapishane yönetiminin keyfi o gün yerindeyse... Çünkü çoğu zaman bu bir saati dahi kullanamıyor tutsaklar. Hapishanenin artan kapasitesinden dolayı doktor sayısı yetersiz kaldığı için Önkol ve diğer tutsaklar sadece iki haftada bir revire çıkabiliyorlar ve çoğu tutsağın sevki olmasına rağmen aylarca hastaneye götürülmüyor.


Mektup Adresi:

Ferhat Önkol

Elazığ T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu / Elazığ


235

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA