Türkiye'de turizm krizinin seyri

Türkiye'de turizm gelirlerinin ihracata oranı 1982'de yüzde 6,4 iken günümüzde yüzde 20'ler düzeyindedir. 2016'da yaşanan turizm krizi, dolayısıyla kendisini cari açıkta ciddi bir büyüme olarak gösterdi. 2015'te ve 2016'da 32 milyar Dolar düzeyinde gerçekleşen cari işlemler açığı, 2017'de yüzde 30'luk bir artışla 47 milyar Dolar’a fırladı.

09 Nisan 2018 Pazartesi | PolitikART

Alp ALTINÖRS


Türkiye kapitalist ekonomisinin en temel sektörlerinden birisi olan turizm, üç yıldır süren bir krizin içindedir. Turizm sektörü, ekonominin “en politik” sektörüdür, politik gelişmelerden en fazla etkilenen, dahası kısa vadeli para akışı yapısından dolayı hükümetleri de en fazla etkileyen sektördür. Son üç yılda Türkiye'nin elde ettiği turizm gelirlerine baktığımızda, krizi net olarak görebiliyoruz: 

2014: 34,3 milyar Dolar

2015: 31,4 milyar Dolar (- yüzde 8.3)

2016: 22,1 milyar Dolar (-29,7)

2017: 26,2 milyar Dolar (+ yüzde 18,9)

Türkiye'nin turizm geliri, diyalog ve çatışmasızlık sürecinin son yılı olan 2014'te doruk noktasına varırken ardından gelen 2 yılda büyük bir çöküş yaşadı. İki yılda yüzde 35.6 gerileme ile 2016 yılında 22.1 milyar Dolar’a (2008 düzeyine) geriledi. 2016'da İstanbul'u ziyaret eden turist sayısı 16 yılda ilk defa gerileyerek yüzde 26'lık bir düşüş yaşadı. 2016 Haziranı’nda yabancı turistlerden kaynaklanan gelirlerin önceki yıla göre yüzde 49 oranında azalması, krizin dip noktasıydı.

2017'de turizm gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 18,9 artarak 26,2 milyar dolara yükseldi. Ne var ki bu hala 2014 düzeyinin yaklaşık yüzde 25 gerisinde. Yani politik motifli “turizm krizinin” hala sürüyor olduğunu tespit edebiliriz.

Daha yakından baktığımızda bu üç yıl içinde yabancı konuklardan gelen gelir:

2014: 27,7 milyar Dolar

2015: 25,4 milyar Dolar (- yüzde 8.4)

2016: 15,9 milyar Dolar (- yüzde 37,1)

2017: 20,2 milyar Dolar (+ yüzde 26,5) iken yurtdışında yaşayan vatandaşların Türkiye ziyaretleri ile oluşan gelirler ise:

2014: 6,2 milyar Dolar

2015: 5,8 milyar Dolar (- yüzde 7)

2016: 5,96 milyar Dolar (+ yüzde 2)

2017: 5,9 milyar Dolar (- yüzde 1) olmuştur. Yani hemen hemen değişen bir şey yok gibidir. Bütün bu dalgalanmadan hemen hiç etkilenmeden, 6 milyar Dolar civarında kalmıştır.(*)

Dolayısıyla 2015-17 döneminde yaşanan turizm krizinin doğrudan doğruya yabancı turistlerle ilgili olduğunu, dış ülkelerde yaşayan Türkiye vatandaşlarının ziyaretleriyle hemen hiç ilgisi bulunmadığını saptayabiliriz. 

Yabancı ziyaretçi sayısı: (2002'de 13.2 milyon idi)

2015: 36,244,632

2016: 25,352,213

2017: 32.41 milyon kişi (+ yüzde 27,8)

Gerek diyalog ve çatışmasızlık sürecinin iktidar tarafından sona erdirilmesi ile oluşan çatışmalı ortamın, gerek Rus uçağının düşürülmesinin ardından Rusya'nın gerçekleştirdiği turizm boykotunun, gerek 15 Temmuz darbe girişiminin gerekse OHAL döneminde yabancıların rehine politikası amaçlı keyfi tutuklanmalarının yarattığı toplam tablodur bu. Mısır'da Rus yolcu uçağının düşürülmesi de bu tabloya dolaylı etkide bulunmuştur. 

2017 yılındaki kısmi toparlanma, hemen tümüyle Rusya ile girilen yeni ilişkilerin sonucu gibi görünmektedir. Bakanlık verilerine göre 2016 yılında Türkiye'yi yaklaşık 866,000 Rus ziyaret etmişti. 2017 yılında ise yüzde 444 artışla bu sayı 4.72 milyona çıktı. 

Turizm sektörü, özellikle barışa gereksinen ülkeler arasında iyi ilişkiler olmaksızın gelişemeyen bir sektördür. Ancak bu örnekte Türkiye ile Rusya arasında kurulan savaş politikaları temelli ittifakın da turizm gelirlerinde bir artışı sağlayabildiğini görüyoruz. Rusya bu bakımdan alternatifsiz durmaktadır; zira Rusya ile kriz döneminde Türkiye, benzer düzeyde bir ilişkiyi Ukrayna ile geliştirmeye çalışmış, ancak “Bizde o kadar para yok” yanıtını almıştı. 2016 verileri de zaten bunu doğrulamıştı. 

Turizmin ekonomiye ilk ve en öncelikli etkisi, döviz girdisi sağlamasıdır. Böylece ödemeler dengesi açığının kapatılmasında önemli bir rol üstlenir. Türkiye'de turizm gelirlerinin ihracata oranı, 1982'de yüzde 6,4 iken günümüzde yüzde 20'ler düzeyindedir. 2016'da yaşanan turizm krizi, dolayısıyla kendisini cari açıkta ciddi bir büyüme olarak gösterdi. 2015'te ve 2016'da 32 milyar Dolar düzeyinde gerçekleşen cari işlemler açığı, 2017'de yüzde 30'luk bir artışla 47 milyar Dolar’a fırladı. 

Hiç kuşkusuz cari açığın artışının pek çok başka sebebi de var. Özetle; ithalattaki önlenemeyen tırmanmanın bir sonucudur. Burada, son yıllarda tırmanan savaş-silah harcamaları, sanayi sektörünün teknolojide dışa bağımlılığı nedeniyle yaptığı ithalat, tarımda dışa bağımlılığımız sonucu yapılan gıda ithalatı rol oynamıştır. İşte turizm sektörü, AKP iktidarının ilk 12 yılında oynadığı cari açığı kapatan rolü, son 3 yılda oynayamamaya başlamıştır. 

İşte turizmin savaş ekonomisine katkısının bu dolaylı yoldan gerçekleştiğini görüyoruz. Erdoğan ve AKP hükümeti, sorun yaşadığı her ülkeden milyar dolarlık füze sistemleri alırken, bu kontrolsüz harcamaları dengeleme misyonu da turizme yüklenmektedir. Ancak izlenen savaş politikaları dış politikada izlenen neo-Osmanlıcı çizgi ile birleşince, bunun turizme maliyeti uzun süreli bir kriz olmaktadır. AKP iktidarının turizm gelirlerini yükseltmeye yönelik çabaları da tersinden, öncelikle savaş sanayiini, silah ithalatını finanse etme amacıyla bağlıdır. 


(*) Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, http://yigm.kulturturizm.gov.tr/TR,72942/turizm-gelir-gider-ve-ortalama-harcama.html


315

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA