İlham Ehmed: Efrîn ile Guta için anlaştılar

Türkiye ile Rusya’nın Doğu Guta ve Efrîn’in işgali için anlaştığını, saldırıların bu anlaşma temelinde geliştiğini belirten MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed, Suriye’nin saldırılar karşısında çok zayıf bir tutum aldığını söyledi.

14 Mart 2018 Çarşamba | Haber

MEED SELÛM/ANHA/GIRÊ SPÎ

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed, işgalci Türk devleti ve bağlı terör gruplarının Efrîn’e yönelik işgal saldırıları ve bu saldırılar karşısındaki Çağın Direnişi’ne ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Büyük direnişen işaret ederek Türk devletinin Efrîn’deki tek kazanımının sivil yurttaşların mal ve mülklerinin talanı olduğunu kaydeden Ehmed, "Köylerde yaşayan yurttaşlar Türk devletinin bombardımanları nedeniyle köylerinden Efrîn kent merkezine göç etmek zorunda kalıyor. Bir milyona yakın sivil yurttaşın içme suyunu kestiler; çocuk, yaşlı ve kadın demeden katliamlar gerçekleştiriyorlar. Sivil yurttaşlar kimyasal silahlarla bombalandı. Yurttaşların köy ve evlerini talan edip, ağaç ve hayvanlarını katlettiler. Türk devleti 53 gündür bunlar dışında hiçbir iş yapmamıştır" dedi.

Rusya ile Türkiye’nin Efrîn ve Doğu Guta için anlaştığını ifade eden Ehmed, şunları söyledi: "Guta tamamıyla çembere alınmış durumda ve aynı şey Efrîn için de geçerlidir. Efrîn’in Guta’dan farklı yanı sakinlerinin göç etmemesi ve sonuna kadar direnişi seçmesidir. Zaten Suriye hükümeti saldırıları kınamakla yetindi, pratik anlamda Efrîn’in savunması için hiçbir şey yapmadı."


Hediye Yusif: BM de sorumludur

EKREM BEREKAT/ROJ MÛSA/ANHA/EFRÎN 


Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi Eşbaşkanı Hediye Yusif, Efrîn’deki katliamlardan Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Konseyi’nin sorumlu olduğunu söyledi.

ANHA’ya konuşan Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi Eşbaşkanı Hediye Yusif, BM Güvenlik Konseyi üyelerinin işgalci Türk devletinin Efrîn’deki katliamlarını görmezden geldiğini belirterek, “Suriye’nin durumunu tartışmak üzere toplanan Güvenlik Konseyi üyeleri, Efrîn’de gerçekleşen 6 sivil katliamında onlarca çocuk katledilmesine ve hala enkaz altında cenazeler olduğu için sayıları tam olarak tespit edilemeyen ölümler yaşanmasına rağmen Efrîn’den söz etmediler” dedi.

Hediye Yusif, Türk devletinin merkezdeki sivillere karşı soykırım operasyonu gerçekleştirdiğini söyledi. Yusif, uluslararası kurum ve kuruluşların Efrîn’deki katliamları görmezden geldiğini ifade ederek, “Türk devletinin Efrîn’e saldırılarına karşı sessiz kalan tüm devletler, sivillerin öldürülmesinde Türk hükümetine ortaktırlar" şeklinde konuştu.

Uluslararası güçlerin Türk devletinin Efrîn’e saldırılarının teröre karşı mücadeleyi engellediği açıklamalarını da utanç verici olarak tanımlayan Yusif, “Efrin’in çocukları teröre karşı savaşıyor. Türk devletinin saldırıları sadece DAİŞ’e karşı mücadeleyi durdurmaya sebep olmuyor, DAİŞ’in bölgede canlanmasına da sebep olacak” dedi.

Hediye Yusif, halkın uğrayacağı katliamlardan BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Konseyi’nin sorumlu olduğunu söyledi.



TEV-DEM’den göçmenlere çağrı

Türkiye’nin bölgedeki demografik yapıyı değiştirmek için göçmenleri Efrîn’in köylerine yerleştirmeye başlamasına ilişkin açıklama yapan TEV-DEM, göçmenlere Türkiye’nin siyasetlerine alet olmama çağrısında bulundu.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Türk devletinin Efrîn’de demografik yapıyı değiştirmek için Etmê Kampı’ndaki göçmenleri talan edilen Efrîn’in köylerine yerleştirdiğine yönelik gelen bilgilere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklama şu şekilde: "İşgalci Türk devleti, göçmenleri bugün de Efrîn’e yönelik saldırılarda stratejik bir silah olarak kullanmaktadır. Etmê Kampı’nda bulunan göçmenlerin Türkiye-Suriye sınır hattında bulunan Efrîn’in köylerine yerleştirilmeye başlanması vahim sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Başta bu köylerde yaşayan yurttaşların hayatını tehlikeye atacaktır. Bu köylerde yaşayan yurttaşlar, yaşam alanlarında Türkiye ve DAİŞ terör grupları ile direnişçi güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşanması nedeniyle can güvenlikleri sağlanmak amacıyla köyden çıkarılmıştır. Bu yurttaşlar köylerinin bir an önce bu terör grupları ve Türk devletinin işgalinden özgürleştirileceği günleri beklemektedir. Göçmenlerin bu köylere yerleştirilmesi köy sakinleri ile göçmenler arasında yeni bir savaşın çıkmasını tetikleyecektir. Bu temelde Türkiye’nin bölgede yürüttüğü demografik yapıyı değiştirme girişimleri bölge güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

Suriye’deki farklı halk ve inançlara karşı olmadığımızı kesin bir dille belirtmek isteriz. Öyle ki Efrîn, devrimden hemen sonra ve Suriye’deki savaşla birlikte yüz binlerce göçmene kucak açmıştır. Ancak Suriye halklarının bölgedeki halkımıza karşı kullanılmasına karşı duracağız.

Tüm sorumlu kurumlara, uluslararası güçlere, Güvenlik Konseyi’ne, insan hakları örgütlerine Türkiye’nin göçmenleri istismar eden bu politikalarına karşı sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıyoruz.

Etmê Kampı’nda bulunan göçmenler başta olmak üzere Türkiye’deki tüm göçmenlere bu oyunlara karşı tedbirli olma ve Erdoğan’ın politikalarına alet olmama çağrısı yapıyoruz. Efrîn halkı zafere kadar hiçbir şekilde geri adım atmayacaktır."


YPG: Türk devletiyle gelen hedeftir

İşgalci Türk devleti ve bağlı terör gruplarının talan ettiği Efrîn’in köylerine demografik yapıyı değiştirmek için göçmenleri yerleştirmeye başlamasına ilişkin açıklama yapan YPG Efrîn Komutanlığı, “Türk devletiyle Efrîn’e gelen her kimse hedefimiz olacaktır” dedi.

YPG Efrîn Komutanlığı, işgalci Türk devletinin bölgede demografik yapıyı değiştirmek için göçmen kamplarında bulunan göçmenleri Efrîn’in talan edilen köylerine yerleştirilmesine ilişkin açıklama yaptı. "İşgalci Türk devletiyle beraber hareket eden çetelerin aileleri ile Etmê, Ezaz, Türkiye ve Irak’tan Türkmenlerin getirilerek Şiyê ve Cindirêsê bölgelerine yerleştiriliyor. Bu da gösteriyor ki daha önceden faşist Erdoğan’ın ilk işgal saldırılarında dile getirdiği bölgenin demografisini değiştirme uygulamasını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

YPG olarak, kesinlikle belirtiyoruz ki; işgalci Türk devletinin demografik yapısını değiştirdiği bölgeler, ilk günden bugüne kadar hep savaş alanıydı, şu ana kadar da bu bölgelerde askeri eylemlilikler gerçekleştirilmektedir. Türk devletinin oyununa alet olanlar ve bu oyunda parmağı olanlara bu bölgelere yaklaşılmaması uyarısını yapıyoruz. Aksi halde savaşçılarımızın meşru hedefi olacaklardır. Ayrıca bu kirli oyuna alet olanlara Türk devletinin oyunlarına gelmemeleri çağrısında bulunuyoruz. Hiçbir kanun ve meşruluğa başvurmadan işgal edilen bölgelere yerleştirme zorla olacaktır. Bu da uluslararası yasaları çiğnemekte; buraların hedef olması da savaşçılarımızın en doğal hakkıdır.”



480

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA