Direnişin kalbine dokunmak!

Gün, başını dağ gibi dik tutmanın zamanıdır. Gün, bütün insanlık ailesi içinde kendini var etme zamanıdır. Kendi gücüne dayanarak ve kendine inanarak direnme zamanıdır. Kürt halkı eğer hala dış güçlerden bir şey bekliyor ise kendi gücünü tanımıyordur!

14 Mart 2018 Çarşamba | Toplum-Yaşam

Efrîn’de direniş artık yolunu buldu, bir halkın can damarlarından seller sular gibi akıyor direniş... Konu varlık yokluk meselesi olunca, konu bir halkın geleceği olunca çok da konuşmadan eyleme geçmek gerekiyor. Söylemin değeri, eylemin oluşumuyla anlam kazanıyor. Herkes bir iki saniye düşünüp ben Efrîn için ne yapıyorum diye kendine sorması gerekiyor. Nerede olursak olalım yapacak bir şey vardır. 

Efrîn’in tarihi direnişi Kürt’ün özgürlük destanın zirvesi olacak. Bu direniş Kürt’ün herkes ile sınavıdır. Bu sınavı da kazanacağız kuşkusuz. Ama kazanmak için yapılması gerekenleri göz ardı edemeyiz. Herkes durduğu yerden ‘kazanacağız’ diye slogan atınca kazanılmıyor. Kazanmak için cesur olmak gerekiyor. Mücadele etmek gerekiyor. Eyleme geçmek gerekiyor.  


27. BÖLÜM


Kendine inanarak direnme zamanı

Özgürlük hareketi şimdiye kadar yenilmez iradesi ile bütün dünya kapitalizmi karşısında baş eğmedi. Bugün hiç eğmez. Gün başını dağ gibi dik tutmanın zamanıdır. Gün bütün insanlık ailesi içinde kendini var etme zamanıdır. Kendi gücüne dayanarak ve kendine inanarak direnme zamanıdır. Kürt halkı eğer hala dış güçlerden bir şey bekliyor ise kendi gücünü tanımıyordur. Zira şimdiye kadar hiç kimse bize günahını bile çıkarsız vermedi. Bir verdiyse, on almak için verdi ve maalesef bu gerçekliği birçok Kürt diplomatı, komutanı ve yöneticisi anlamak istemedi. Şimdi o anlamayan öngörüsüzlüğün sancılarını yaşıyoruz. 


‘Kimse çıkarı olmadan bize tükürüğünü bile vermez’

Niye ‘iç güçle seferber olalım’ demiyoruz da dış güçten bekliyoruz, kandırıldık diye kimi kınıyoruz? Kimden ne tür bir kahramanlık bekliyoruz? Yıllar önce Sayın Öcalan şimdi yaşananların hepsini öngörmüştü ve “kimse çıkarı olmadan bize tükürüğünü bile vermez” demişti. Bu saatten sonra biz kendimize güveneceğiz. Mevzideki fedailerimize inanacağız. Bileceğiz ki özgürlük başkalarının nakışlayacağı bir şey değil. Özgürlük değerlidir, kimselerin eline verilmez. Özgürlüğün bedeli kan ise kan, can ise can. Şimdiye kadar hep öyle oldu, bundan sonrada öyle olacak. 

Anlayalım ki direniş bizde bir taktik değil, bir strateji değil. Direniş, bizde bir kültürdür. Efrîn, Rüstemlerin, Arinlerin memleketidir. Onların ruhu Efrîn’i terk etmedikçe Efrîn yenilmezdir...


Pasiflik eylemsizliktir, hiçbir şey yapmamaktır!

Toplumsal sahada Avrupa halkımız aralıksız eylem yaparken Rojava ve çevresini içine alan bir birleşenle canlı kalkanların aralıksız eylemleri de devam ediyor. Rojava, Şengal, Güney Kürdistan ve birçok yerden gelen canlı kalkanlar soğuklara aldırış etmeden yaktıkları ateşler etrafında direniş şarkıları söylüyor... Belki çoğu insan Efrîn için canlı kalkan eylemini çok pasif bir eylem bile görüyordur. Ama bilinsin isterim ki hiçbir şey yapmamaktır pasiflik… İnsanlar, Efrîn’e geldiğinde konvoyları işgalci Türk ordusu tarafından havadan bombalandı, canlı kalkanlar şehit verdi, yaralı verdi ama vazgeçmedi eylemden. Defalarca kafile kafile Efrîn’e aktılar. Hala çıkıp bu eylem biçimine pasif diyenler var, pasiflik, eylemsizliktir. Tekrarlıyorum hiçbir şey yapmamaktır pasiflik. Henüz Efrîn’in bütün Kürdistan’ın kaderini belirleyeceğini anlamak istemeyen ve eyleme geçmeyen bir gerçeklik var. 


Her Kürt direnişin kalbine dokunmaya cesaret etmeli

Özellikle Kuzey Kürdistan halkı sindirilme politikalarına yenilmiş bir halde içi yanarak bekliyor. Beklemek, zamanı kendi lehine çevirme çabası içine girememek, bir korku imparatorluğunun mahkûmu olmak ile eş değerdir. 

Bazı zamanlar vardır ki her şey bir kenara bırakılıp geleceğin tayin edilmesi gerekir. Şimdi mesele sadece Efrîn değil, bütün Kürdistan’ın kaderi söz konusudur. Örgütlenmeyen, eyleme geçmeyen bir halk artık halk olma özelliğini kaybeder. 

Dağılmış, kendisi olmaktan çıkmış bir yığın haline gelmiş topluluklar düşmanın yaratmak istediği bir gerçekliği ifade eder. Mesele sadece yaşamak ise; üreyen, beslenen ve kendini savunan her varlık yaşıyor. Ama insan denen varlık, bu üç özelliği aşmış, hakikat peşine düşmüş, özgürlüğünü aramıştır bu yüzden anlam ile vicdan ile tanışmıştır. Ve şimdi her Kürt olduğu yerde elini vicdanına koyup direnişin kalbine dokunmaya cesaret etmelidir. 


1666

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA