Ölüm-yaşam ikileminde… Efrîn ve biz

Erdal CEYLAN

14 Mart 2018 Çarşamba | Forum

Sedye üzerine bırakılmış birkaç aylık bir bebeğin cansız bedeni…

Ne demeli, nasıl tanımlamalı! 

“İnsanlığın ölümü!”

Bunu 20. yüzyıl düşünürleri insanlığın ölümü diye tanımlıyorlar. Sanırım en iyi tanımlama bu. Ama insanlığın ölümü tanımlaması yapılırken biz bunun neresindeyiz? Şimdi bu yazıyı okuyan ya da okumayan herkes… evinde, işinde olanlar…

insanlık öldüyse… biz neyiz?

Biz kendimizi nasıl tanımlıyoruz? Sorular peş peşe geliyor. 

Biz derken yanı başında katliamlar yaşanırken, birkaç dakikalık üzüntü, tepki ve birkaç lanet getiren söylem dışında yaşamını normal şekilde devam ettirenlerden bahsediyorum.

Neden böyle?

Bu soruya benzer soruları pek çok kişi sormuş, cevaplar vermeye çalışmışlar. 

Yaşananlar Yahudi katliamı süreciyle benzer özellikler taşıyor.

Almanya gibi felsefe konusunda dünya düşün hayatına büyük katkıları olan bir ülkede böyle bir soykırım nasıl gerçekleşti? Neden gerçekleşti?

Propaganda bakanı Göbels öncülüğünde toplumu yönlendirme tekniklerinin başarısına bağlayanlar…

Hitlere bağlayanlar..

Alman toplumunun o dönemki baskın ataerkil zihniyetinin Nazi tohumlarına uygun bir fidelik olması..

Nazilerin yıllarca geliştirmiş oldukları “tehdit altında, saldırı altındaki Alman ülkesi” propagandası…

Şimdi de benzer bir durum var. 

TC Havuz medyası ve Erdoğan deniliyor.

Bu belki TC devlet sınırları içindeki pek çok kimse için geçerli bir tanımlama olabilir ama peki bizim için?

Kendini tanımlarken onlardan biri olmadığı konusunda çok net tanımlama yapanlar olarak sedye üzerinde yatan o küçük cansız bedene ilişkin ne diyeceğiz?

Başkalarına değil, kendimize!

Şimdi bir yol ayrımındayız.

Doğru insanlık ölmüş.

Ama biz?

Bizi ölümden kurtaracak bir ışık var.

O ışık toprağıyla, geçmişiyle, toplumuyla, manevi değerleriyle yaşamayı gösteriyor.

Ölümse manevi değerlerden kopmuş, salt tüm canlılarda olan üç temel gereksinimi üzerinden bir yaşam sürmektir.

Canlı olabilmek için acı duyabilmek yeterliyken, insan olabilmek başkalarının acılarını duyabilmeyi ve buna göre yaşamayı gerektiriyor.

Yaşam ve ölüm ikileminde Efrîn bir işaret.

En vahşi saldırılara inat, kendi olmakta, toprağıyla, tarihiyle olmakta ısrar eden

….

Efrîn ve 

Diğerleri…

Efrîn bir taraftan katliamlara karşı direnirken, ayakta kalmaya çalışırken ölümlerle yaşamı yaratırken

Önümüze iki seçenek koyuyor

Ya o bebek cenazesine birkaç dakikalık üzülme ve sonrası normal bir yaşam denilse de aslında ölüm…

Diğeri ise bu duruma başkaldıran bir duruş.

Bu da yaşamın özü…


226

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA