Direnişin onuru ve sorumluluğunu taşıyor

Efrîn Kantonu Eşbaşkanı Hêvî Mustafa, doğduğu bu kentte inşa edilen devrimin, direniş kalesi Efrîn’de görev yürütmenin tüm ağırlığını omuzlarında taşıyor. Onun hikayesi, bugün Efrîn’in ve devrimin bağrından çıkıp direniş mevzilerine akan birçok kadının da hikayesi.

14 Mart 2018 Çarşamba | PolitikART

Medya DOZ


Rojava devriminin inşasıyla birlikte 29 Ocak 2014’te demokratik özerklik sisteminin ilan edildiği Efrîn Kantonu, Türk ordusu ve ona bağlı çetelerin işgal saldırılarına karşı sürdürdüğü onurlu direnişle adını duyurdu. Eşsiz doğası, verimli toprağı, demokratik sistemiyle anılan ve tüm bu güzellikleri savunmak için halkın her şeyini ortaya koyarak ‘Çağın Direnişi’ni verdiği Efrîn, kadınların öncülük ettiği örgütlülük ve direnişle kadın kenti olarak da biliniyor. 

Efrîn Kantonu’nda özerkliğin ilan edilmesiyle birlikte dört yıldır kanton eşbaşkanı olarak görev yapan Hêvî İbrahîm Mustafa da doğduğu bu kentte inşa edilen devrimin, bugünlerde ise ezberleri bozan direnişin yüklediği sorumlulukla, tüm özverisini katarak rol oynayan kadınlardan. Direniş kalesi Efrîn’de görev yürütmenin tüm ağırlığını omuzlarında taşıyor. Onun hikayesi, bugün Efrîn’in ve devrimin bağrından çıkıp direniş mevzilerine akan birçok kadının da hikayesi. 

Hêvî Mustafa, çok sayıda Alevinin yaşadığı, renkli sosyal yapısıyla tanınan Mabeta İlçesi’nden. Herkeste hayranlık uyandıran direnişin filizlerini halkıyla birlikte yıllar önce bu topraklarda büyütmüş. Efrîn’in zeytin ağaçları gibi toprağına kök salıp, tüm zorluklara meydan okuyarak baskılara, savaşa, işgale ve barbarlığa karşı mücadele vermiş. 

 Yurtsever Alevi bir ailede büyüyen Hêvî Mustafa, Halep’te okumuş. Kürt kimliğini dini kimliğinden önde tutan bir ailenin çocuğu olarak yetiştirilirken, Alevi kültürünün demokratik yapısının etkisiyle, bir kadın olarak kendisini geliştirmenin kapıları yüzüne kapatılmamış. 

Baas rejiminin baskıları karşısında Mabeta’nın gizli mağaralarında Dersim’den gelen dedelerin cemleriyle kültürünü korumaya çalışan aile, Kürt özgürlük hareketini tanıdıktan sonra her şeyiyle mücadelede yer aldı. Cemlerin düzenlendiği bu mağaralarda, sonraki yıllarda özgürlük hareketinin militanları da ağırlandı. Her dönemde Kürt Alevi kimliğini koruyan aile, 1950 yıllarda Kürt partilerin gizli toplantılarına da ev sahipliği yapıyordu.

Efrîn Kantonu Eşbaşkanı Hêvî Mustafa, Cegerxwîn, Celîlê Celîl, Nuri Dersimî gibi Kürt aydın ve sanatçılarla çocuk yaşlarda tanışarak, sonraki yıllarda babasının “talebe" diye tanıttığı Apocularla da karşılaştı. 28 yıllını öğretmenlik mesleğine adayan Hêvî Mustafa, okul yıllarında yaşadığı çelişkileri, ”O zamanlar okumak tek güçlü silahımdı. Dışlanmışlığı, ötekileşmeyi ancak arkadaşlarımdan daha çalışkan olarak bastırıyordum. Öğrencilerimin çoğu da Kürt’tü ama Kürtçe konuşmamız yasaktı. En çok zoruma giden şey de okulun kapısına adeta bizimle alay edercesine, ‘Her çocuk anadilini konuşma özgürlüğüne sahiptir’ sözlerinin yazılmasıydı. Aslında Baas rejiminde öğretmenlik yapmak hiç anlamlı değildi ama ülkemin çocuklarını o canavarların eline bırakamazdım” sözleriyle dile getiriyor.  

Rejimin baskılarına rağmen, öğretmenlik yaparken, Kürt özgürlük mücadelesinden de hiç kopmadı. Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte birçok öğretmen savaş nedeniyle ülkeyi terkederken, Helep’te Kürtlerin mekanı olarak bilinen Şêxmeqsud’da bombardıman altında kuruluşunu ilan ettikleri Kürdistan Aydınlar Birliği’nde çalışmalar yürüttü. Rojava Devrimi’nin boy verdiği 2012 yılıyla birlikte inşa sürecinde ise öncülük rolü üstlenen kadınlardandı. Suriye’deki halk ayaklanmaları ardından içinde bulunduğu örgütlü yapıyla harekete geçerek, Kürt halk savunma birliklerinin oluşması ve  demokratik kurumlaşmaların gelişmesinde rol oynadı. Devrimin ilk adımları atıldıktan sonra memleketi Efrîn’e dönerek, bu kez öğretmensiz kalan okullarda kendi anadilinde öğretmenlik yapmaya başladı. 

Efrîn’de özerkliğin ilan edilmesiyle birlikte kanton eşbaşkanlığına seçildi. Dış güçlerin desteğine bel bağlayan anlayışlara, çıkarcı yaklaşımlara, umutsuzluğa karşı mücadele ederek, ambargo ve barbarca saldırıların kıskacındaki Efrîn’de inşa sürecini, tüm imkansızlıklar içinde devrime inanan, yaşamını buna adayan yol arkadaşları ve halkın gücüyle birlikte bugünlere taşıdı. Üç yüz kişinin başlattığı demokratik özerklik sistemi, ona gönül veren 8 bin kişinin katılımıyla yürütülerek, bu sistemin çekirdeğini oluşturan komün örgütlenmesi tüm alanlara yayıldı. Yıllarca Êzîdî, Alevi, Arap, Türkmen, Ermeni, Kürt gibi farklı etnik kimlik ve inançların bir arada olduğu Efrîn’deki yaşam, devrim sürecinde halkların özgürlük inancı, demokrasi kültürü ve örgütlülükle yeniden inşa edilip, halk iradesiyle güçlendirilerek düşmanlarının uykularını kaçıran bir sisteme dönüştürüldü. 

Efrîn gibi konfederasyon sistemini oluşturmuş, demokratik yaşam tarzını benimsemiş ve özerk yönetimiyle kendini yürütmeyi başarmış bir kantonun varlığını Kürt halkının imha ve inkarına bağlayan, faşist darbeleri, halklara yönelik soykırım ve katliamlarıyla bilinen Türk devletine komşu olması halkların umudu olan bu devrim için en büyük tehditti. Türk devleti ve Erdoğan, her türlü desteği sunduğu DAİŞ çetelerinin Kobanê’de başaramadığı işgali, üstelik ‘zeytin dalı’ adını vererek, bu kez aleni olarak Efrîn’de gerçekleştirmek istedi. Erdoğan’ın işgal için 3 gün ömür biçtiği Efrîn halkı, umut ve emekle büyüttükleri devrime, zeytin diyarı toprağına göz diken diktatörün ordusu ve çetelerini kadını, genci, yaşlısıyla mevzilerde ‘Çağın Direnişi’ ile karşıladı. 

Hêvî Mustafa gibi Efrînli tüm kadınlar, bu saldırıda kadının öncülük ettiği demokratik sistemin hedef alınarak soykırım amacıyla yürütüldüğünün bilincinde. Bugün Efrînli her bir can, ölesiye savundukları kentleri Efrîn’le aynı kaderi paylaşıyor. Efrîn, onlar için geçmişin, geleceğin ve hak ettikleri onurlu yaşamın da ifadesi. Hêvî Mustafa, Efrîn Kanton Eşbaşkanı olarak kendisine işgal saldırılarının nasıl sonuçlanacağını soranlara, tüm Efrînlilerin de direnişleriyle hemfikir olduklarını gösterdikleri şu sözlerle yanıt veriyor: “Bütün dünya durmuş, bizim ne kadar direnebileceğimizi izliyor. Herkes ona göre tutum belirleyecek. Bizi sıkıştırıp Efrîn’i rejime teslim etmemiz de yürürlükte olan bir plan. Fakat hiç kimse teslimiyeti kabul etmemizi beklemesin. Şimdi tek gündemimiz var; o da işgali kırmak. Türk ordusunun gerçekleştirdiği sivil katliamlara seyirci kalan herkes, Efrîn’de can veren bu çocukların katilidir. Biz tarihin bize yüklediği bu kutsal direnişi sonuna kadar devam ettirecek ve kazanacağız. Fakat insanlık da bizimle kazansın istiyoruz."


266

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA