Êzîdîler yine yollara düştü

Şengal’de DAİŞ’in uyguladığı soykırıma maruz bırakılan Êzîdîler, bu kez Efrîn’de yeni bir katliamla yüz yüze. Kentte Êzîdîler’in irili ufaklı 22 köyü bulunuyordu. Bu köylerden Qestel, Sinka, Baflunê ve Çema’da yaşayan Êzîdîler, saldırıları sonucu köylerini terk etmek zorunda kaldı. Êzîdîler, Türk ordusunun işgal ettiği köylerde Êzîdî mezarlığını mekanı imha ettiğine dikkat çekti.

12 Mart 2018 Pazartesi | Dizi

NÛRHAT HESEN / NAZIM DAŞTAN / EFRÎN


Sömürgeci Türk ordusu ve ÖSO adı altında toplanan çete grupların Efrîn Kantonu’na dönük sürdürdüğü hava ve kara saldırıları, 52’inci gününe ulaştı. Saldırıları yanıt veren Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) gösterdiği direniş, kısa sürede bitirilmesi planlanan savaşın seyrini değiştirdi.

Direniş nedeniyle planlar bozulan işgalciler tarihi ve kutsal mekanlar dahil sivil yerleşim yerlerini bombalayıp, tahrip ederek sonuç alma amacında. Saldırılar sonucu yüzlerce sivil yurttaş, yaşamını yitirip, yaralandı. Sürdürülen saldırılardan bölgede yaşayan diğer halklar gibi Êzîdîler de yara aldı. 

Şengal’de DAİŞ’in uyguladığı soykırıma maruz bırakılan Êzîdîler, bu kez Efrîn’de yeni bir katliamla yüz yüze. 

Şera’nın Qestel Cindo bölgesinde yaşayan Êzîdîler’in irili ufaklı 22 köyü bulunuyordu. Bu köylerden Qestel, Sinka, Baflunê ve Çema’da yaşayan Êzîdîler, saldırılaı sonucu köylerini terk etmek zorunda kaldı. Bu köylerde yaşayan yüzlerce Êzîdî, hayatta kalmak için Şêrawa’nın Basufanê Köyü’ne sığındı.

Kuzey Suriye’de oluşturulan sisteme dönük DAİŞ tarafından 2013 yılında yapılan ilk saldırılarda da yine bölgedeki Êzîdî köyleri hedef alınmıştı.


Qestel köyünden en son çıkan aile

Yıllardır huzur içerisinde yaşadıkları köylerini terk etmek zorunda kalan Qestel köyünden Mircan Şêx Elî, 50 yaşında ve 7 çocuk annesi. 

Köylerini terk etmek zorunda kalmadan önce, savaş uçakları ve obüslerden atılan bombalardan korunmak için ailesi ve diğer köy halkı ile birlikte günlerce mağaralarda kalan Elî, saldırılar şiddetlenince diğerleri ile birlikte Basufanê köyüne sığınmak zorunda kaldı.

Maruz kaldıkları saldırıları anlatan Elî, şunları söyledi: “Ağır bir şekilde saldırdılar. Bizi savunan YPG güçleri ile birlikte kalıyorduk. Qestel’i almak için günlerce uğraştılar ama başaramadılar. Orayı en son uçaklarla aldılar. Biz en son çıkan aile olduk. YPG bizi güvenli bir alana ulaştırdı. Önce Sinka’ya ardından Basufanê’ye geldik. Êzîdîleri yok etmek istiyorlar. Hepimiz yine yollara düştük. DAİŞ Şengal’de o fermanı gerçekleştirdi, bunlarda burada bize aynısını yaptılar. Yerlerimize yurtlarımıza saldırarak, bizi sürdüler.”

 


Zerdeşt’in ocağına geliyorlar

8 çocuk annesi Roda Behir Cimo (40) ailesi ile birlikte Qestel’den Basufanê’ye sığınalardan. Çocuklarından biri YPJ saflarında yer alan Cimo, tüm dünyanın gözü önünde katledilmelerine rağmen buna sessiz kalmasına isyan etti.

“Nerede insan hakları diye bağıran güçler?” diyen Cimo, tepkisini “Şengal gibi yine susuyorlar. Bu katliamın ortaklarından biri de onlardır. Ama şunu da bilsinler. Erdoğan ve askerleri Zerdeşt’in ocağına geliyorlar. Bizi öldürdükten sonra rahat durabileceklerini düşünüyorlar. Bizim için ateşse, onlar için de ateş olacak. Bizi savunan güçlerimiz var. Efrîn’e ulaştığınıza sevinemeyeceksiniz” sözleriyle dile getirdi.

Hesen Qasim ise Êzîdî Köyü’nde. Qasim, çocukları ile terk etmek zorunda kaldıkları köylerinin savaş uçakları ve obüslerle yerle bir edildiğini söyledi. 

Köylerinin işgal edilip, mal ve mülklerinin talan edildiğini ve götürülüp Ezaz’da, Kilis’te satıldığını söyleyen Qasım, “Biz ise esir düşmemek için yine yollara düştük. Êzîdîler Şengal’de köleleştirilip, satıldı. Biz Efrîn’de de bunun olmasını istemiyoruz” dedi.

 

Dinsel çelişkilerin olmadığı tek kent

Êzîdî din alimleri, Efrîn’i Müslümanlar ile Êzîdîler arasında dinsel çelişkilerin olmadığı bir yer olarak tanımlarlar. Bunun için Efrîn’de yaşayan Êzîdîler yerleşkelerindeki varlıklarını korumuşlardır.

Osmanlı İmparatorluğu Kürdistan coğrafyasını işgal etmezden önce, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak bölgelerinde ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşuyordu. Ancak Osmanlıların Êzîdîlere dönük geliştirilen soykırım fermanlarından kaynaklı Êzîdîlerin sayısı giderek azaldı. Öyle ki parmakla sayılacak kadar azaldılar.

Efrîn özerk yönetimi dış ilişkiler sorumlusu ve aynı zamanda “Qewlên Êzîdiyan” kitabın yazarı Süleyman Cafer yüzyılın başında Efrîn’de 100’e yakın Êzîdî köyü vardı. Örneğin, Şerawa ilçesine bağlı Çiyaye Lelun (Lelun Dağı) köyünün tümü Êzîdîlerden oluşuyordu.

Ortaya çıkan tarihi kalıntılar ve bazı yerlerde oyma şeklinde nakşedilmiş şekiller; buranın Mittanilere ait olduğuna işaret ediyor. Taşlar üzerine nakşedilen şekiller ise Zerdeşti kültürünün kalıntıları olduğu artık bilinen bir gerçek. M.Ö 1600’lere dek uzanan Kimara köyünün merkezi ve burada bulunan iki Melek Tawus heykeli de bu iddiayı doğrular niteliktedir.

Bu köyde bulunan Melek Tawus şekillerini değerlendiren Êzîdîler Birliği Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Mustafa Şam Nebu, “İki Melek Tawus heykeli yan yana bulunuyor. Aralarında ise bir yuvarlak var. Bu yuvarlak içinde de dört taraflı oluşturulan şekil de birbirinin aynısıdır ki bu da Mitanileri sembolize eder’’ diyor.



22 köyde 25 bin Êzîdî yaşıyor

20. yüzyılın üçüncü çeyreğine kadar Efrîn’de 58 Êzîdî köyü bulunmaktaydı. Bu köylerde toplam 75 bin Êzîdî yaşıyordu. Ne var ki mevcut durumda 58 köyden geriye kalan 22 köyde toplam 25 bin Êzîdî yaşıyor.

Günümüze dek varlığını sürdüren Êzîdî köyleri ise şunlardır; Basûfanê, Feqîra, Elî Qîna, Qestel Cindo (Bu köyler şu anda Türk devletinin işgali altında.), Qîbarê, Xezawiye, Buric Ebdalo, Qitmê, Ên Darê, Tirindê, Sînka, Kefer Zêt, Îska, Şadîr, Kîmarê, Çeqela, Aşka Rojhilat, Baê, Qoçma, Qîle köyleri. Bu köyler de Cindirês ilçesine bağlı köylerdir.

Yukarıda ismini saydığımız köyler sadece Êzîdî köyleri olmasına rağmen Müslüman inancına mensup insanlar da yaşıyor. Sadece Êzîdîlerin ikamet ettiği köyler ise Basûfanê, Baflon ve Qestel Cindo’dur. Bu köylerin yanı sıra Halep’in Eşrefiyê, Şêx Meqsûd ve Bustan Paşa mahallelerinde de Êzîdî inancına mensup olanlar bulunmaktadır.


Êzîdî mezarlıkları tahrip edildi

Efrîn’de toplamda 12 Êzîdî mezarlığı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları işgalci Türk devletinin saldırıları sonucu tahrip edilirken, bazıları ise işgal edilmiş durumdadır.

Efrîn’de bulunan Êzîdî mezarlıkları şunlardır: Şêx Berekat mezarı; bu mezarlık Çiyayê Şêx Berekatta, Basufane köyünün güneyinde bulunuyor. Köy şu an Türk işgali altında. Şadiriye köyündeki Şêx Rikab mezarlığı. Basufane köyündeki Şêx Elî mezarlığı; Qibara köyündeki Çelxana Mezarlığı; İdlib’in Atme köyü yakınındaki Şêx Kursî mezarlığı. (Ki bu köy Türk askerlerince işgal edildi.) Qibare köyündeki Şêx Şemis Adiya mezarlığı; Qestel Cindo’daki Barse Xatûn mezarı; Feqira köyündeki Şêx Seyda mezarı, Meşla köyündeki Bîr Cefer mezarı; Sinka köyündeki Şêx Xerbî mezarı ile Cirne Hogir mezarı.


Önce Nusra şimdi Türk devleti

2012 yılında Şex Berekat dağında bulunan Şex Berekat mezarı El Nusra çeteleri tarafından işgal edildi. Çeteler, Êzîdîlerin mezarlığa ziyareti ve Çarşema Sor Bayramı’nın kutlamasını yasakladı. Şimdi ise burası Türk devleti tarafından işgal edilmiş durumda. Askerler mezarlığı yıkıp, askeri üsse çevirdi.

Qestel Cindo’da bulunan Parasna Xatun mezarı da Türk ordusunca işgal edildi. Yine Atme beldesinde bulunan Şex Keras mezarlığı da Türk ordusu ve El-Nusra çeteleri tarafından yıkılmış durumda. 2013 yılında Ezaz’ın Qine köyünü işgal eden Türk devleti buradaki halkı zorla göç ettirdikten sonra bölgeyi askeri üsse çevirmişti.


En büyük Êzîdî katliamı


Êzîdîler, şimdiye kadar 72 fermana uğradılar. Êzîdî katliamları dair fetvalar Osmanlı müftüleri tarafından çıkarılıyordu. Êzîdîler, Mir Mihemed Rewanduzi’nin 1880 ile 1890 yılları arasında 105 bin Êzîdî’yi katletmesini hiçbir zaman unutmazlar. Süleyman Cafer, Rewanduzi’nin bu katliamından dolayı Êzîdîler arasında Mire Kor (Kör Mir) olarak anıldığını söylüyor. Kör Mir, Osmanlı Şeyhi Mihemed Ebu Suud’dan aldığı, “Êzîdîleri katleden cennete gidecektir” fetvası üzerine katliamı yaptığı söylenir.

Tarihçiler, katliam sırasında 30 bin Êzîdî kadınının Mihemed Rewanduzi tarafından köle olarak götürüldüğünü söylerler. Kör Mir’in katliamı tarihe en büyük Êzîdî kıyımı olarak geçer.


Fransızların asimilasyon politikası

Syks-Picot Anlaşması’ndan sonra bölgeyi işgal eden Fransızlar Êzîdîleri asimilasyona tabi tuttu. Fransızlar yumuşak bir asimilasyon siyaseti uyguladılar. Süleyman Cafer, Fransızların asimilasyon sürecine ilişkin şu bilgileri verdi: “Fransızlar öldürmüyorlardı. Sürekli Êzîdîleri kendi tarafına çekmeye çalışıyorlardı. Öyle ki Êzîdî gençlerini kendi askeri birliklerine katıyorlardı; maaş vereceğini vaat ediyordu. Hatta göçe zorlamak için, ‘eğer buradan göç etmezseniz Müslümanlar sizi katleder’ diyorlardı. Ancak Êzîdîler, Fransızların bu siyasetini kabul etmediler.’’

Bölgeye gelen Fransızlar daha çok Êzîdî köylerine yerleştiler. Öyel ki Fransız kaymakamı, Êzîdîler arasında ünlü bir kişi olan ve Qibara köyünde oturan Derwiş Şemo’nun evininin yakınındaki bir eve yerleşir.


Baas rejimi zorla Müslümanlaştırdı

Suriye yöneimi ise Baas rejimi sürecinde neredeyse Osmanlı ile aynı siyaseti yürüttü. Sürekli Müslümanlar ile Êzîdîler arasında gerilim yaratmaya çalıştı. Kültürel soykırımı esas alıp, bölgenin demografisiyle oynadı. Tüm Êzîdîlerin kimliklerinde inançları Müslüman diye yazılırdı. Memurları eliyle Êzîdîleri zorla Müslümanlaştırmaya çalıştılar. Dini asimilasyon Êzîdîlerin Avrupaya zorunlu göçünü beraberinde getirdi. Bu göç özellikle 90’lı yıllarda başladı. Bu göç, Êzîdîlerin asimilasyona direnmeleri sonucu gerçekleşti.

Baas rejiminin bu politikalarına ilişkin Süleyman Cafer, “Baas rejimi Êzîdîlerinin yarısının inançlarını zorla değiştirdi” diyor.


Demokratik özerklik dönemi

Êzîdîlerin resmi olarak kendi inançları ile tanınmaları Kuzey Suriye’de demokratik özerkliğin ilan edilmesiyle gerçekleşti. Êzîdîlerin meclislerini kurmaları, resmi olarak bayramlarını kutlamaları ve dini vecibelerini yerine getirmelerine izin verildi. İlan edilen demokratik özerklik yönetimi içinde Êzîdîler görev almaya başladılar.




Efrîn’in karaçileri



Efrîn’in nüfusu göçle birlikte bir milyona dayanmış durumda. Kentte Alevi, Hristiyan, Ezidi Kürtlerin yanı sıra Türkmenler de var. Suriye’de yedi yıl önce başlayan iç savaşla birlikte en güvenli bölge olarak görülen Afrin’e göç eden Araplar da var.
Çok kültürlü ve çok kimlikli bir kent. Afrin’in sakinlerinden biri de ‘Karaçi’ler. Kent merkezinde evleri olmasına rağmen özellikle yazları göçebe hayatlarını sürdürmekle tanınıyorlar.

Karaçiler 1900’lü yıllara dek yaşamlarını mevsimsel döngüye göre göç ederek idame ettiren bir topluluk. Karaçiler genel olarak göç ettikleri coğrafyaya göre edindikleri kültürel kimlikle var oluyor.

Artık Gerçek’ten Gamze Kafar’ın haberine göre Anadolu ve Mezopotamya’da doğa ile iç içe oluşuyla bilinen ve Karaçi olarak adlandırılan bu topluluktan bazı aileler 1900’lü yıllarda Efrîn’e göç etti.

Suriye’ye göç eden Karaçiler bölge halklarıyla uyum içinde yaşıyor. Bölgede konuşulan Arapça ve Kürtçe dilleriyle kendilerini ifade eden Karaçilerin çoğu Türkçe’yi de iyi konuşuyor. 1900’lü yıllarda yerleşik yaşama geçen Karaçiler hala göç ettikleri dönemin özelliklerini taşıyarak, mal ve mülk edinmekten kaçınıyor.


Elazığ’dan Efrîn’e

45 yaşındaki Kazım Dede. Elazığ’dan Efrîn’e göç etmiş bir Karaçi. Anlatımlarına göre ailesi 90 yıl önce Elazığ bölgesinde yaşıyordu. Aile, yıllarca bir bölgeden başka bir bölgeye göç ediyor ve sonunda doğasının güzelliğinden dolayı Efrîn’de yerleşmeye karar veriyor. 

Kazım Dede, Efrîn işgaliyle ilgili olarak, “Burada kendi işlerimizle meşgulüz. Genel olarak fakir insanlarız. Erdoğan bu operasyonu başlatarak bizden ne istiyor? Bu topraklar bizim ninelerimizin ve dedelerimizin toprakları. Topraklarımızı bırakıp bir yere gitmeyeceğiz” diyor.


Burası bizim evimiz, bizim toprağımız

Bu sırada akrabası Şemsettin Dede sohbetimize katılıyor. Önce “Tayyip Erdoğan bu operasyonu başlatarak bizden ne istiyor?” diye soruyor. Dede, konuşmasını “Biz kimsenin toprağını işgal etmedik. Peki neden bizim topraklarımıza böyle bir operasyon başlatılıyor?” diye sürdürüyor. 

Kentte yaşayan Hayat Dede ise “Kaç gündür saldırılar devam ediyor. Erdoğan’ın bizden ne istediğini anlamış değiliz. Erdoğan’ın bu topraklara girmesini istemiyoruz. Nereye gidelim? Burası bizim evimiz, bizim topraklarımız. Burada kalmaktan başka bir çaremiz yok” diyor.



1075

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA