Britanyalı kadınlar: Efrîn direnişi bizim direnişimizdir

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, Efrîn’de Barış İçin Kadın İnisiyatifi kuruluşu, farklı kadın örgütleri, hareketleri ve aktivistleri Britanya Parlamentosu’nda bir etkinlik gerçekleştirdi.

09 Mart 2018 Cuma | Kadın

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, Efrîn’de Barış İçin Kadın İnisiyatifi kuruluşu, farklı kadın örgütleri, hareketleri ve aktivistleri Britanya Parlamentosu’nda bir etkinlik gerçekleştirdi. 

Etkinlikte ilk konuşmayı İşçi Partisi Milletvekili Thangam Debbonaire yaptı. İşçi Partisi’nin daha önce açıklanan savaşa hayır çağrılarını ve Türkiye’nin Efrîn işgalini kınamalarını tekrar vurgulayan Debbonaire, özellikle de Britanya hükümetinin, kadınları ve çocukları katleden ve insan haklarını yok sayan devletlere silah satmasını hemen durdurması çağrısını yaptı. 

Ardından Kürt Kadın Hareketi Uluslararası Temsilciliği adına Dilar Dirik, Efrîn’deki savaşın çerçevesi hakkında bilgi verdi ve saldırıların ve direnişin anlamı konusunda değerlendirme yaptı. Efrîn’deki savaşın Ortadoğu’daki kadınlar ve halkların alternatif, özgür bir yaşamına karşı sürdürülen bir savaş olduğunu vurgulayan Dirik, Britanyalı kadın hareketine ortak kadın mücadele çizgisi için güçleri birleştirme vurgusu yaptı.

Kongreya Star Britanya temsilcisi Ruxweş Şêxo ise Efrîn’deki son durumu ve saldırıları aktardı, saldırıların insanlığa yönelik olduğunu vurguladı. Efrîn’in Suriye’nin tüm kimliklerine, inançlarına, halklarına kapı açtığını ve özellikle kadın özgürlüğü ve kurtuluşu için dünyada bir örnek olduğunu değerlendiren Şêxo, saldırıların demokratik özerklik sistem, halkların kardeşliği ve kadının iradesine yönelik olduğunu söyledi. Bu yüzden de bu yılki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün  Efrîn’e destek günü olması gerektiğini söyledi.



Efrin’e saldırı geleceğe saldırıdır

Avrupa Parlamentosu Vekili ve İşçi Parti üyesi Julie Ward ise toplantıya bir mesaj gönderdi: "Tüm dünyada barışı sağlamak için, kadınlar sadece savaş gören toplumlarda parçaları bir araya getiren arka plandakiler değil, eşitliği sağlamak için yeni ortak yaşam modellerini inşa edenlerin tam kendileridir. Hiç bir yerde bu ekolojik ve politik teori çerçevesinde Abdullah Öcalan’ın vizyonu üzerinde kurulan Rojava’da doğrudan katılımcı demokratik toplum inşaası görülmemiştir. 

Şu an Türk devletinin Efrîn’e karşı vahşi saldırıları kadınlara karşı bir saldırıdır. Hepimize ve demokratik değerlerimize yapılan bir saldırıdır. Geleceğe yapılan bir saldırıdır. Britanya, Avrupa ve Kuzey Kürdistan’da buluştuğum Kürt kadınların ataerkil sisteme karşı kızkardeşliği, yaratıcılığı, korkusuz direnişi ve bulaşıcı yaşam gücünden ilham alıyorum. Onlar gerçekten de canlıdır, yerelde katılımcı demokrasi için çaba harcıyorlar ve dünyanın tüm iyiliklerine bağlılar. Bu, kapsayıcı ve kalıcı barışın yoludur. Bunu görmeliyiz. Onlara ve onların mücadelesini destekleyen herkese en iyi dileklerimi ve dayanışmamı gönderiyorum.”


Mülteciler de saldırı altında

Peace in Kurdistan ve KNK adına konuşan Melanie Gingell ise Kürdistan için kadın ittifakını tanıttı. Zamanında Şengal Katliamı ardından kurulan kadın ittifakı, Britanya Başbakanı Theresa May’e bir çağrı mektubu hazırladı. Rojava’daki kadın devrimini vurgulayan Gingell, Efrîn’deki savaşın daha derin jeopolitik durumlarla bağlarını kurdu ve burada yaşanan devrimin daha geniş kamuoyuna ulaşması gerektiğine vurgu yaptı. 

Ardından Britanya’nın en büyük sendikası olan UNITE’ın uluslararası sorumlusu Clare Baker bir konuşma yaptı. Kendi sendikası “Öcalan’a Özgürlük Kampanyası”nın öncü örgütlerinden biri olduğunu söyleyen Baker, Türkiye’nin şu an faşizme doğru gittiğini söyledi. Kürt Halk Önderi Öcalan için özgürlük taleplerini yeniden vurgulayan Baker, Rojava Devrimi’nde yer alan kadınların eşitlik ve insan hakları ve alternatif bir yaşam için mücadele ettiğini söyledi ve onları selamladı. Soykırımcı savaşın aynı zamanda kadına yönelik bir savaş olduğunu söyleyen Baker, YPJ savaşçısı Barîn Kobanê’yi andı ve DAİŞ şiddetinden kaçan kadın mültecilerin şu an Türkiye’nin saldırıları altında olduğuna dikkat çekti. 

Kendisinin iki kızı olduğunu söyleyen Baker konuşmasını şöyle bitirdi: “Kızlarımın birçok rol modelleri vardır. Ama en çok eşitlik, feminizm ve özgürlük için direnen Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürt kadınları onlara umut kaynağı olabilir. Efrîn’deki kadınların mücadelesini selamlıyorum.” 


Scurfield: Efrînli kadınların direnişi beni şaşırtmıyor

Baker’in konuşmasından sonra ilk Britanyalı YPG enternasyonal şehidi Konstantinos Erik Scurfield’in annesi Vasililki Scurfield’in mesajı okundu. Scurfield mesajında; “Erkek şiddeti tarafından en çok zarar görenler kadınlar ve çocuklardır. O yüzden en büyük direnişin de DAİŞ’e karşı direnen kadınlardan, ataerkil sistemi yıkan yaratıcı kadınlardan, ve kendileri ve çocukları için daha güzel bir geleceğin hayallerini gerçekleştiren güçlü kadınlardan gelmesi beni şaşırtmıyor. Omuz omuza Efrîn’in yanında durup, sessizliği bırakıp dayanışma gücümüzü sergilememiz lazım”.

Women’s Strike Network (Kadın Grevi Ağı) organizatörlerden Camille Barbagallo da toplantıya katıldı. Anlamlı bir kadın mücadelesi ve feminizmin ırkçılık, emperyalizm ve her türlü sömürücü kapitalist ataerkil sistemlere karşı enternasyonal ve militanca olmasını vurgu yapan Barbagallo, Efrîn’de direnen kadınlardan sadece ilham almak değil, aynı zamanda onların tecrübelerini bilgi hazinesi olarak görmemizin şart olduğunu söyledi. Uluslararası kadın gününü tekrardan radikal köklerine geri getirmek için herkesi eyleme çağırdı. 

Ulusal Öğretmeler Sendikasının Başkanı Louise Reagan da hükümetin baskı altına alınmasını ve hakikatlerin açığa çıkmasını istedi. Özellikle Türkiye gibi devletlere silah satışlarına hayır denilmesini önemsedi. 


Margaret Owen: Kadın mucizesini görelim

İki defa Rojava’ya yolculuk yapan ve savaşın en şiddetli dönemlerinde Bakur’a, Cizre’ye yolculuk yapan, 86 yaşındaki insan hakları avukatı ve kadın hakları savunucusu Margaret Owen konuşmasında anlamlı çağrılarda bulundu. Odadaki herkese Rojava’ya gidip ordaki kadın mucizesini görmelerini önerdi. “Kadın devrimini gerçekleştirenlerden çok şey öğrenebiliriz” dedi. Owen, Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğü, demokrasi, ekoloji, devlet ve kapitalizm karşıtlığı konuları üzeri felsefik değerlendirmelerini temel hatları ile aktardıktan sonra Rojava’da savunulan değerlerin, Türkiye gibi soykırımcı, cinsiyetçi ve ırkçı bir devletin bu sistemin tam tersi olduğunu söyledi. Ardından özellikle AKP ve DAİŞ arasındaki bağlantılar konusundaki verilerin çok olduğunu söyledi. Efrîn’deki kadınları, çocukları katleden silahların aynı zamanda bu parlamentonun hükümeti tarafından Türkiye’ye verildiğini tekrardan hatırlatan Owen, Britanya hükümetinin savaş suçlarına dahil olmasına izin verilmemesini söyledi. 


Gupta: Türkiye tecrite alınmalı


Ardından tanınan yazar, gazeteci ve feminist aktivist Rahila Gupta sözü aldı. 2016’da 8 Mart kutlaması için Rojava’ya giden Gupta, dönüşünden beri Rojava’nın kadın devrimi ile ilgili bir çok yazı yazdı ve seminerlerde konuştu. Gupta’nın değerlendirmeleri şu çerçevedeydi: “Kadınlar birçok mücadele ve devrimde yer aldı ama hiçbir zaman kadınlar özgürlüğün odağı olmamıştır. Kürt Kadın Hareketi’nin mücadelesinde önderleri Öcalan’ın dediği gibi şuna dayanıyor: Kadın özgürlüğü ulusal kurtuluştan çok daha anlamlı ve önemlidir. Ulus devletin erkek egemenlik üzerine kurulduğunu savunan bu hareket, katılımcı, tüm renkleri temsil eden bir toplum yaratmak istiyor. Bu mücadele aslında şiddetin kaynaklarını yok etmek için vardır. Dünyanın hiçbir yerinde belki insanlar savaş ve ölüm içinde doğrudan demokrasi, kadın özgürlüğü ve ekolojiyi düşünmüyordur. Ama Kürdistan özgürlük mücadelesi bunu yapıyor. DAİŞ’in saldırıları onlara hem yaşamsal hem ideolojik bir düşmanlıktır. Rojava’da yeni bir yaşam inşaası için mücadele ediliyor. Türkiye’nin savaşı asla kabul edilmez ve Türkiye’yi boykot edip, NATO dan çıkarıp ve başka türlü politik adımlar atarak, Türkiyeyi tecrite almak bizim görevimizdir. Kürdistan’ın kadın devrimi dünyayı doğru yola götürme potansiyeline sahip. Rojava yaşamın güzelliğini gösteriyor. Başka bir dünya sadece mümkün değil, zaten kuruluyor. Orası bizim de devrimimizdir.” 

Toplantıda ayrıca Southall Black Sisters, Sisters Uncut, Plan C, Haldane Sosyalist Avukatlar, yanı sıra Kürt halkının örgütleri ve meclisleri vardı. Parlamentonun House of Lords yapısından Lord Raymon Hylton ve Lord Maurice Glasman kısaca desteklerini ve saygılarını sundu ve Efrîn’deki kadınların cesaretini selamladı.

Plan C’nin Rojava komitesi adına konuşan Charlotte, organizasyonunun Efrîn için ulusal dayanışmalarını tanıttı ve Rojava’daki mücadelenin aynı zamanda dünyada cinsiyetçilik, ırkçılık, fakirlik, göç, militarizm vb sorunlarla bağlantılı olduğunu söyledi. Katliamların koşullarını ve sebeplerini çözmeliyiz dedi. “Rojava kadınların toplumsal devrimi ve öz savunması ile dayanışma içindeyiz”. 

Sisters Uncut feminist örgütünden Oonagh Cousins etkileyici bir konuşma yaptı. Kendisi erkek şiddeti görmüş genç bir kadın olarak, 2014’de inançsızlık ve umutsuzluk içindeyken, Rojava Devrimini öğrendikten 1 ay sonra Suruç’a yolculuk yaptığını söyledi. Kendi yaşamını değiştiren bu yolculukta, hayal edemeyeceği güzel bir devrim ile karşılaştı. Bu yüzden Efrîn direnişi tüm kadınların direnişidir. 

Etkinliğin sonunda kadınlar seslerini ve yüreklerini birleştirip, Efrîn kadınlarını "Jin, jiyan, azadî“ sloganları ile selamladı. Etkinliğin ardından kadınlar parlamentonun önünde Efrîn’deki kadınları ve özellikle YPJ’yi selamlayan sloganlar attı ve inisiyatiflerini eylemleri ile yaşamsallaştırdı. 


LONDRA


589

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA