Nerede Hz. Muhamed’in dini?

Ahmet Müslüm SADIOĞLU

09 Mart 2018 Cuma | Forum

Önce, 1400 yıllık uzun bir tarihi tecrübeye rağmen kurumsal bir muhalefet kültüründen yoksun olan Müslümanların muhaliflere karşı takındıkları haksız tutumlarının acilen değişmesi gerektiğine bir kez daha vurgu yapayım.

Evet, şu an iktidarın yaptığı gibi muhalifleri önce ötekileştirip sonra kriminalize, dahası demoralize eden kirli dil ve yöntemin İslamın temel referanslarıyla taban tabana zıt olduğunu bilmemiz gerekiyor. İşte “kitabın ortasından” örneklerle Hz. Peygamberin çok sesliliğe yani çoğulcu birlikteliğe verdiği önemi değiştirmeden hem Mekke’de muhalefette iken, hem de Medine’de iktidarda iken hayatı boyunca sürdürdüğünü görebiliriz:

Kutlu hicret yolculuğu esnasında yol ve deve kılavuzu Abdullah Bin Ureykit bir müşrik idi.

Habeşistan’a gönderdiği elçisi Amr b. U. Damri o sıralar henüz Müslüman olmamıştı.

Medine site devletinin (ilk yazılı) anayasasını üç Yahudi, iki Müslüman, bir müşrik mahalle ile beraber hazırlamıştır. Devleti birlikte ve kansız kurmuşlardır.

İki Yahudi kabilesi arasındaki kan diyeti ile ilgili eşitsizliği giderdi, onları düşman görüp bu durumdan fırsat kollamadı.

Önlerinden kadın bir Yahudi cenazesi geçince yanındaki arkadaşlarıyla beraber hemen ayağa kalkmıştır. Hastalanan bir Yahudi gencini ziyaret etmiştir.

Hayber’in fethinde ele geçen kutsal Tevrat nüshalarını Yahudilere geri vermiştir. Evlendiği eşlerinden Hz. Safiye, Hayber Yahudilerindendi. Hz. Reyhane Medine Beni Kurayza Yahudilerindendi. Hz. Mariye ise Mısır Hıristiyanlarındandı.

Hacamatçısı bir Yahudi idi. Borç aldıkları arasında Yahudiler başı çekse de Mekke’nin Fethi’nde bir müşrik olan Safwan’dan da yüklü miktarda borç almıştır.

Kendisiyle görüşmeye gelen Necran Hıristiyan heyetini liderleriyle beraber Medine Mescidinde kabul etmiştir. Onların Kudüs’e dönerek ibadetlerini yapmalarına müsaade etmiştir.

Özgürlüğüne kavuşturduğu hizmetkârı ve kâtibi Hz. Zeyd b. Sabit’e: “Bana Süryanice mektuplar geliyor. Süryanice’yi öğren!“ demesi üzerine Zeyd, hem Süryanice’yi hem de İbranice’yi öğrenmiştir.

Yalancı peygamber Müseylime’nin dinden dönmüş elçilerini kabul etti ve kendileri de Müseylime’ye önce diplomatik kanalları kullanarak elçiyle mektup göndermeyi tercih etmiştir.

Vefat ettiğinde zırhı, ödünç aldığı buğday veya arpa karşılığında yine bir Yahudi’de rehin idi.

Hz. Muhammed’in farklılıklarla diyalogu ve ortak yaşamı daima canlı tutuğuna dair bu özel çabalarını takdir etmekten aciz olan çağdaş muhafazakârlarımızın ve de dincilerimizin kulakları çınlasın!

Şu ayet muhalefete karşı tavrımızın nasıl olması gerektiğini yani İslam’ın şiddete başvurmayan “ötekilere” yaklaşımımızın nasıl olması gerektiğini tespit etmekte başka bir yoruma ihtiyaç bırakmayacak derecede açıktır: “Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşanlardan elbette birçok incitici (sözler) duyacaksınız. Eğer siz sabrederseniz ve takva sahibi olursanız ki bu muhakkak övülecek erdemli işlerdendir.” (Al-i İmran: 186)

Madem ki kutsal kitabımız Kur’an, Şeytan ve Fir’awn gibi en azılı düşmanlarımızın söz ve fikirlerine sık sık yer vermiştir. Madem ki Hz. Muhammed (a.s.m), fiili saldırgan olmayan muhaliflerine sindirme, bastırıp yok etme gibi bir seçeneği uygulamayıp bilakis yukarıda okunduğu gibi hayatı boyunca çoğulcu ve adil bir yaşamın inşasında öncülük yapmıştır; şimdiki Müslüman kamuoyu da bir an önce farklılıklara, muhaliflere karşı takındıkları önyargılı, toptancı, tahammülsüz ve linç kültürünü besleyen menfi yaklaşımlarından tevbe edip kendi mahallelerinin yanlışlarıyla, haksızlık ve zulümleriyle yüzleşmelidir. Bu insani değerlere zıt ve İslamiyet’e de hakaret diyebileceğimiz kötü gidişata “Dur!” demeyi becermeliler. Müslümanlar, tarihteki ciddi yanlışlarına yenilerini eklemek istemiyor, aksine insanlığa bir model sunmak istiyorlarsa bu model-medeniyetin eleştirisiz olamayacağını ve farklılıklar olmadan da inşa edilemeyeceğinin bilincine varmaları gerekiyor… 

Bir zahmet! Din adına insanlığı katleden Efrîn’de nerde Hz. Muhamed a.s adaleti. Mevziye koşan yobaz din tüccarları. Bunlar mı dinin temsilcileri? Sözde din adamları mevzilere koşup mazlum Kürt halkı katletmek için fetva veren decaluk imam bozuntuları. Acaba hangi diniden bas eder? Yezidin mi, yoksa Muhamed’ın dini mi, sormak lazım. „Bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmektir“ der yüce rab. Bu yobazlar daha neye inanıyorlar sormak lazım. İşgalci bir orduya onay vermek küfürdür. Bu devlet emrinde olan imamlar sapıklık içindedir.

Ey Allah’a inanan herkes bu zulme sessiz kalmayın? Hiç kimsenin malı, canı, kanı, toprağı, namusu kimseye helâl değildir. Helâl kılan zihniyete lanet olsun. Ey dünya hakları, bu gün Kürtler DAİŞ ve benzeri çeteleriyle çatışıyorlar. Buna dünya sessiz kalmamalı. TC devleti bir ceberrut devlettir ve mazlum Kürt halkını öldürüyor. Hem de bunu din adına yapıyor.

Vicdan sahibi herkes bu zulme dur demeli. Bu gün ki din anlayışında sapıklık var ve sapıklığın önderliğini Tayyip Erdoğan ve çeteleri yapıyor. Bu durum tüm dünya için tehlikelidir. Bunun için Efrîn direnişini desteklemek bir insanlık görevidir.


482

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA