Kartallar esir alınamaz!

“Baba, kartallar esir alındıklarında başını kafes şişlerine vura vura öldürür kendini. Ya da ayaklarıyla boyunlarını koparmaya çalışırlar. Kısacası baba, kartallar esir alınamaz! Alınsalar bile esir olarak yaşamaz, yaşatmazlar kendilerini…”

09 Mart 2018 Cuma | Toplum-Yaşam

İçinde soğuk bir dalga gidip geliyordu, soğukluk kalbine yaklaşınca ürperiyor, kanı buz kesiyordu. Bir keklik sedası kulaklarına belli belirsiz dedelerinin geçmişini fısıldıyordu. Hakir bir ses ile suçluyordu onu o bilinmez, o kimsenin sahiplenmediği seda… Bazı sesler sahipsizdir. Ezik olduğu anda bile hoyrattır. İhanete gebe olan her ses küstahtır. Suçunu hafifletmek için, suçlu arar ihanet. İhanetin sesi uğursuzdur. Bu uğursuz fısıltı ne istiyordu ondan, ne suçu vardı ki, kimseye ihanet etmeyi kurgulamamıştı hayatında, kendisi de bir esirdi nihayetinde. 


‘Oğluma ihanet ettim’ diyemedi…

Salih’in başına yarım saat önce silah dayamışlardı, daha dün komşusu olan Araplar, bugün Efrîn’in Cindiresê ilçesine bağlı Fiririye Köyünde onu esir alıp kafasına silah dayadılar. İşgalci Türk ordusuna ve çeteci cihatçılarla işbirliği yapıp köydeki bazı Kürt aileleri esir aldılar, oysa daha düne kadar birbirinin külüne muhtaçtı bu komşular. Birbirinin ocağında otururdu bu komşular. Salih başını hafif hafif sallayıp “Kürdün komşusu yoktur, zora düşen Kürde herkes düşmandır” diye mırıldanınca dün komşusu olan, bugün ise evine, tarlasına göz dikmiş ve gelen çetelere yol veren adam, “Niye hala gelmedi kahraman Diyar’ın” diye homurdandı. Salih “Bilmiyorum, siz çağır dediniz, ben çağırdım” dedi. Oğluma ihanet ettim diyemedi Salih. Konduramamıştı o kelimeyi kendine. Gözyaşları sular seller gibi aktı, çaresizliğin dehlizi ruhunu yutuyordu, soluğu kesiliyordu. Bin bir emekle büyüttüğü, sevip okşadığı ve kendi eliyle eline silah verip savaşçı yaptığı oğlu, cesur Diyar’ı birazdan gelip bir tuzağa düşecekti. Tutsak bir kekliğin soyunu ihanete çekmesi gibiydi şimdi yaşadığı her şey… 


23. BÖLÜM


YPG savaşçısı hızla babasının sesine doğru gitti

Fireriye Köyünde de uçakların vurması sonucunda katliam yaşanmıştı, onlarca yaralı hastanelere bile götürülemiyordu, böylesi bir durumda babasının “acil gelmelisin” dediği YPG savaşçısı Diyar, hızla babasının sesine doğru yol alır. Geldiğinde babasını dört adamın yanında bulur. Selam verir onu bekleyenler “seni görmek isteyen biri var bizim ile gelmelisin derler” Diyar Arap komşularının onu kiminle görüştürmek istediğini anlayamaz ama babasının gözlerinin içine bakamadığını anlar. Babası o kadar üzgündür ki bir kekliğin sevdiğini ölüm tuzağına çektiği anlardaki üzgün, bitkin tedirginliği yaşar. Sevdiklerin gözlerine bakabilmelidir azizim bakamıyorlarsa gözlerine vardır orada bir ihanet. Ama isteyerek ama istemeyerek, kimse sormaz ki ihanet etmek ister misin diye. Ettirirler…


Kekliğe yenilmedi cennet kuşum!

Savaşçı Diyar ters giden bir şeyler olduğunu fark eder ve “ben gidip motosikletimi getirip geleyim” deyip oradan ayrılır. Çetelerin işbirlikçisi olmuş komşuları planları bozulmasın diye Diyar’ın motosikletini getirmesine itiraz etmezler. Babanın içinde bir cennet kuşu uçar, “kekliğe yenilmedi cennet kuşum” der içinden. Diyar’ın bir şeyler fark ettiğini anlar ve artık kimsenin Diyar’ı esir alamayacağını bilir ama ne yapacağını kestiremez. “Keşke gelse ve hepimizi burada tarayıp öldürse” der içinden. 


İşbirlikçi köylüler kazdıkları kuyuya düştü

Diyar kendini bir kenara verip babasını ve yanındakileri biraz izler, biraz önce nazik yaklaşanların tavrı değişmiş, babasını hırpalamaya başladıklarını görür, babası aracılığı ile bir tuzağa çekildiğini anlar. Gidip arkadaşlarına haber verir arkadaşları ile bu dört kişinin etrafını sarar ve esir alır. O dört kişi kazdığı kuyuya kendisi düşer. Babanın kalbinde esir alınan keklik açılan kapıdan hatır istemeden çıkıp gider… 

- Oğlum az kalsın ben keklik gibi seni tuzağa çekiyordum. Az kalsın ihanetime kurban gidiyordun. Ben kendimi öldürme fırsatı bile bulmadım.

- Baba, kartallar esir alındıklarında başını kafes şişlerine vura vura öldürür kendini. Ya da ayaklarıyla boyunlarını koparmaya çalışırlar. Kısacası baba, kartallar esir alınamaz! Alınsalar bile esir olarak yaşamaz, yaşatmazlar kendilerini… Ve sen keklik değilsin, onlar ihanetçi! Beni sevmediğini düşünme hiç, biliyorum beni de Efrîn kadar seviyorsun… 

Birbirine uzun uzun sarılan iki adam masum iki çocuğa dönüştü gözlerimde…


1640

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA