Kadın meclisleri alternatif yaratacak

Almanya’da Kürt Kadın Hareketi’ne bağlı 9 eyalette 29 kadın Meclisi, 15 kadın komünü ve 16 kadın insiyatifi bulunuyor. Amacımız; kadınların sorunlarını ortak tartıştığı, çözümünü ortak aradığı ve kararlarını ortak verdikleri bir örgütlenme modelini yaratmaktır.


06 Mart 2018 Salı | Dizi

Hazırlayan: NİHAL BAYRAM


Kürt kadını askeri alandaki başarısının yanısıra siyasal ve toplumsal alanda da mücadeleyi büyüterek alternatif toplumun inşa hedefiyle geleceğe adım atıyor. İnşa sürecinde örgütlenme modeli olarak belirlediği meclis ve komün sisteminde “örgütsüz tek bir kadın kalmamalı” ilkesiyle çalışma yürüten Kürt kadını, Avrupa’da ilk meclis kuruluşunu ilan ettiği 2008 yılından bugüne kadınların karşılaştığı birçok soruna çözüm bulmaya çalıştı. Kongrelerini gerçekleştirdiği bu dönemde, daha çok kadına ulaşılarak, meclislerin her sorununun çözüm bulduğu merkezler olması amaçlanıyor. Almanya Kürt Kadın Hareketi-YJK-E yöneticisi Necla Varto, kadın meclislerinin kuruluş amacını, karşılaştıkları engelleri ve çalışma ilkelerini gazetemize değerlendirdi. 



Avrupa’da ilk kadın meclisi hangi yılda ve nerede kuruldu?


Almanya’da ilk kadın meclisi 2008 yılında Hamburg kentinde kuruldu. Sakine Cansız (Sara) arkadaş da kuruluş kongresinde bizzat yer aldı. Bu kongre ile birlikte ‘Rojbin Kadın Meclisi’ adı altında ilk meclisimizin kuruluşu gerçekleşti. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarihindeki en önemli adımlara tanıklık eden Sakine Cansız arkadaşın bizim çalışmamızın temel ayağını oluşturan kadın meclislerinin kuruluş kongresinde de yer alması çok anlamlı. 


O kongreden bugüne yaklaşık on yıl geçti. Bu süre içerisinde toplam kaç kadın meclisi ve komünü oluşturuldu? 


Almanya’da bugün itibariyle Kürt kadın hareketine bağlı olarak 9 eyalette 29 kadın Meclisi, 15 kadın komünü ve 16 kadın insiyatifi bulunuyor. 


HAMBURG


BERLİN


Almanya’daki kadın meclisleri hangi ihtiyaç üzerinden kuruldu ve amacı neydi? Belirlediğiniz hedeflere ulaşabildiniz mi? 

Başta egemen güçler ve sömürü düzeni olmak üzere iktidar sahipleri toplumları özyönetimden, dolayısıyla demokrasiden mahrum bıraktıkları oranda egemenlik altına alabilmişlerdir. Bu sömürü sistemini aşmak için toplumun doğrudan demokrasi ve özyönetim alanı olarak da değerlendirebileceğimiz meclis örgütlenmeleri komünal yaşamın vazgeçilmez ilkesidir. Ahlaki ve politik toplumun, bir başka deyişle demokratik uygarlığın temel yaşam ilkesi demokratik ve komünal eksenlidir. Kapitalizmin aşırı kâr amacına endekslenmiş tüketici toplum çılgınlığını aşmak, insanı insanın kurdu haline getiren bireycilik, bencillik gibi çağın hastalıklarından kurtulabilmek ve yeniden toplumsallığımızı inşa ederek insanlaşabilmek için komünal yaşamı her alanda örgütlemek durumundayız. İnsanların özgür iradeleriyle katıldıkları, gönüllü birliğe dayanan bir toplumsal örgütlenme ve ortak yaşamın en iyi formu olduğu için komünal yaşam gereklidir.
Komünal yaşamın örgütsel modeli olan meclisler her şeyden önce doğrudan demokrasinin ana rahmi konumundadır. Yani tüm üyelerinin kararların oluşturulması ve bunların uygulanmasına katılarak belirleyici oldukları toplumsal bir modeldir. Günümüz açısından değerlendirirsek, insanların farlılıkları temelinde özgür iradeleriyle yer aldıkları, ortak bir zihniyetle donandıkları, giderek bir ruhsal birlik oluşturdukları bir toplumsal yaşam formudur.
Meclislerin kuruluş amacı, tarihten bugüne katmerleşen egemen erkek zihniyetini aşıp halkların çıkarını gözeten toplumun öz iradesini ve öz yönetimini açığa çıkaran demokratik ekolojik cinsiyet temelli paradigmayı yaşamsallaştırma ve örgütlenme modelini yaratmaktır. Meclisler aynı zamanda alan meclisleri ve komünler aracılığıyla demokratik konfederal sistemi oturtmayı, bu sistemin öncü gücü olmayı temel bir görev olarak önüne koyarak, alanlarda çalışma yürüten komisyon ve meclislerin gücünü ortaklaştırıp, kadın örgütlülüğünü bu esaslar üzerinde güçlendirmeyi hedeflemiştir.
Kadın kurtuluş ideolojisi ekseninde örgütlülüğümüzü büyütme ve mücadelemizi yükseltme temel hedefimiz olmakla birlikte hiçbir kadının örgütsüz kalmadığı, demokratik konfederal sistemin yapı taşları olan meclis ve komün modeli esas alınmıştır. Meclis ve komünlerin amacı kadınların sorunlarını ortak tartıştığı, çözümünü ortak aradığı ve kararlarını ortak verdikleri bir örgütlenme modelini yaratmak.
Kadınların erkek egemenliği karşısında öz irade, öz örgütlülüğü ve bilinci kazanması bugün meclis ve komünlerimizde hayat buluyor. Meclisler, kadınların kendi ihtiyaçlarını, kimlik ve yaşam sorunlarını, özgürlük sorunlarını her yönüyle tartışacağı, çözümler bulacağı bir örgütlenme modelidir. 


HANNOVER


Biz kadınların erkek egemen sistem karşısında kadının özgün örgütlemesini sağlamak kadar tüm sistemi inşa etmek gibi tarihsel sorumluluklarımız bulunmaktadır. Kadınların öz örgütlülüğünün ifadesi kooperatif, akademi, kadın kurumları olmakla birlikte esasında meclis ve komünlere dayalı örgütlenmedir. 


BRAUNSCHWEIG


ESSLİNGEN


Son iki yılı değerlendirirsek, kadın meclislerinin bugüne kadar yaşadıkları başarıları ve kazanımları nelerdir?


Kürt halkı olarak son iki yılı olağanüstü gelişmelerle karşıladık. Rojava’da inşa süreci devam eden bir devrimle birlikte, ülkemiz Kürdistan’ın birçok alanında devam eden bir savaş var. Elbette bu sürecin biz Avrupa’daki kadınlara da yüklediği sorumluluklar bulunuyor. Kürt kadınları bu sürece paralel olarak bulundukları her alanda en yoğun biçimde örgütlü yaşamın içinde yer aldı. Kadınlar özgürlük mücadelesinin her alanında yer alarak, topluma öncülük ediyor. Avrupa’daki kadınlar da bu süre içinde kesintisiz olarak gerçekleştirdikleri eylem ve etkinliklerle hem Rojava devriminin kazanımlarını hem de önderleri Abdullah Öcalan’ı sahiplendiler. 


Kadın meclislerinin karşılaştığı yetersizlikler nelerdir? Bu yetersizlikler nasıl aşılabilir? 

Avrupa’da ilk meclisimizi on yıl önce kurmuş olsak da inşa çalışması 12 yıldır sürdürülüyor. Çalışmalarda önemli bir düzeye ulaşmış olmamıza rağmen elbette bu hedeflediğimiz düzeyde değil. Avrupa’da Kürt kadınının yıllara varan örgütlenme deneyimi ve tecrübesi var. Tüm ülkelerde oldukça yetkin arkadaşlarımız olsa da mevcut ihtiyaçlar ve inşa sürecinin önümüze koyduğu görevler göz önüne getirildiğinde devasa toplumsal sorunlara cevap olmakta halen yetersizlikler yaşıyoruz. 

Meclis ve komünlerimizin, yine kadın insiyatiflerimizin olduğu bütün alanlarda kadının ciddi bir emeği ve özverisi görülüyor. 

Meclislerimizin yaşadığı en önemli sorunlardan biri de bulunduğumuz zeminde yeterince toplumsallaşamamamızdır. Yaşadığımız Avrupa ülkelerinde kapitalist kültürün kuşatmaya aldığı ve tümden bitirmek istediği toplumsallık ciddi sorunlar yaşıyor. Başta kadına dönük şiddetin artış göstermesi olmak üzere gençler ve çocukların hızla toplumsal kimliklerinden uzaklaştırıldığını görüyoruz. Toplumsal ve sosyal bozulma, kültürel dejenerasyon, kapitalist bireyciliğin toplumu çürüten yönlerinin yanısıra dincilik temelinde gelişen muhafazakar ve tutucu kültür eğilimleri de diğer bir uç olarak kadın ve gençliğin iradesini kırarak toplumsal cinsiyetçiliği farklı biçimlerde yaşatıyor. 
Ayrıca kadın kırımının da giderek boyutlandığı Avrupa sahasında meclis ve komün örgütlenmelerimiz alternatif yaşamın örgütlenme alanları olarak daha fazla toplumsal ve sosyal merkezli olmalı. Bu ihtiyaç kendisini hissettirdikçe, meclislerimiz ve komünlerimize düşen görev,  örgütlenmelerimizin olduğu bütün alanlarda sokak sokak, mahalle mahalle örgütlenmenin geliştirilmesidir. Bu doğrultuda asıl hedefimiz, “örgütsüz tek bir kadın bile kalmamalı” ilkesinden yola çıkarak olabildiğince çok sayıda kadına ulaşabilmek. 

Kürt kadını, son yıllarda mücadele ve devrimdeki rolünü ve öncülük misyonunu daha net ortaya koydu. Toplumsal dönüşüm ve devrimlerin ancak kadınla sağlanabileceğini gördük. Kadının merkezinde olmadığı hiçbir toplum modeli başarılı olamaz, alternatif yaşam sistemleri yaratamaz. Reel sosyalizm örneğinde de görüldüğü gibi haklı bir devrim kadın özgürlüğü için yeterli olmadığına tanık olduk. Kürt özgürlük hareketinin en büyük başarısı ve farkı da ataerkil sürecin parçaladığı toplumsallığı yeniden kadın eksenli oluşturma çabasıdır.




HANAU


HİLDESHEİM


Aynı kentte bulunan genel örgütlenme mekanizması DTKM (Demokratik Kürt Toplum Merkezi) ve kadın meclislerinin ortak çalışmalarını nasıl yürütüyorsunuz? Karşılaştığınız sorunlar oluyor mu? 


Tüm örgütlenme alanlarında esas aldığımız eşit temsiliyet düzeyi, yani eşbaşkanlık sisteminin bu sorunların önüne geçebilmede sağladığı avantajlar var. Eşbaşkanlık sistemi, kadın erkek eşitliğinin yanısıra toplumda demokratik bir kültür yaratmak için de oldukça önemli. Genel meclislerimizde bu anlamda eşbaşkanlık kurumu henüz yeterince oturmuş değil. Eşbaşkanlık sisteminin pratikte hedefine ulaşabilmesi için kadının daha etkin rol oynaması önemli. Genel meclis zeminlerinde yaşanan cinsiyetçi yaklaşımlar bu sistemin uygulanmasında engel teşkil ediyor. Genel meclis zeminindeki erkek çalışanların ağırlıkta erkek eşbaşkanı esas almaları, kadın eşbaşkanın yeterince işlevsel olamamasına yol açıyor. Bu nedenle kadın yapısının cinsiyetçi yaklaşımlara karşı daha güçlü bir mücadele vermesi gerekiyor. 

Genel meclislerimizde yaşanan diğer bir sorun da kadın temsiliyetinde yaşanan sıkıntılardır. Geçtiğimiz yıl genel meclislerdeki kadın sayısının azlığı eleştiri konusu oldu. Birçok alanda henüz bu sorunu aşabilmiş değiliz. 




KÖLN


MAİNZ


Her kadına ulaşıp, örgütleme ilkesiyle hareket ettiğinizi söylediniz. Meclis bileşenleri kadınları kazanmak, meclislerde yer almaları için nasıl bir çalışma yürütüyor?

Örgütleme ilkemizin gereklerini yerine getirebilmek için bulunduğumuz alanda en geniş kadın kitlesine ulaşmayı hedefleyen meclis ve komünlerimiz örgütlenerek kendini yenileyerek, gençleri, kadınları içine almaktadır. Her kadını kadın kurtuluş ilkelerine çekmek gibi temel sorumluğumuz var ve bu duyarlılıkla çalışma yürütüyoruz. 


MANNHEİM


SALZGİTTER


Şubat ayında çok sayıda kadın meclisi kongrelerini gerçekleştirdi. Bununla birlikte yeni çalışma dönemine hazırlanan Kürt kadınlarına ne söylemek istersiniz?


Biz kadınların en büyük dayanağı kadın kurutuluş ideolojisidir. Bu anlamda cins mücadelesi ve cins bilincimizi güçlendirmek örgütlenmelerimizi geliştirecek temel dayanağımızıdır. Kongrelerimizde cins bilinci ve toplumsal cinsiyetçilikle mücadele başta olmak üzere toplumsal ve sosyal sorunlar da ele alınıyor. Buna bağlı olarak toplumsal dönüşümde yaşadığımız sıkıntılar ve nedenlerini iyi irdeleyerek, meclislerimizin süreç karşısındaki eylemsel duruşlarını daha iyi bir düzeye getirmemiz gerekiyor.  Sistemin her alanda yarattığı tahribatlara karşı, ahlaki ve politik toplumu inşa etme gibi büyük bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Bu nedenle yaşamın her anında ve alanında kadın meclisleri ve komünlerini geliştirmek dönemin başarısında belirleyicidir. Kongrelerimizde önümüze koyduğumuz planlamaları ve yaptığımız her çalışmayı bu bilinçle ele almak, hepimiz açısından önem taşıyor. 



594

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA