NATO’nun ikinci büyük gücü peh peh!

Mehmet SÖĞÜT

13 Şubat 2018 Salı | Forum

Irkçılık ve dincilik çılgınlıktır, deliliktir. Dünyadaki diğer halklar zekâ ve yetenekleriyle övünürken, bir halk neden ırkçılığıyla övünsün ki! İnsan öldürmenin, başka coğrafyaları işgal etmenin, övünülecek bir şey olmadığını gelişmiş, uygarlaşmış halkların bireyleri bilir. Türkiye gibi demokratikleşmemiş, varlıklarını başka halkları ve kültürleri yok ederek, düşman yaratma psikolojisiyle ayakta durmaya çalışan tekçi zihniyete sahip devletlerde, kaos hiç bitmez. Eşitsizliğin ve adaletsizliğin olduğu her yerde isyan kaçınılmazdır.

Türkiye’nin çarpıtılmış ve saklanan tarihi suç cehennemidir. Hasımlarına tek bir mermi sıkmadan, doksan bin askerini telef eden tek halk konumundalar da ondan. Nasıl mı? Şaşkın ördeğe dönen Türk askeri, Allah-u Ekber Dağları’nda 31. ve 32. Tümenler karşı karşıya gelmiş ve dört saat süren çatışmada, iki bin Türk askerinin öldüğü bütün sırlar gibi örtbas edilip, saklanıyor.

Irkçı zihniyetin hedefi Adriyatik’ten Çin seddine kadardı. Başlarında ise deli Enver vardı. Yeğeni de İran ve Azerbaycan’ı ele geçirecekti. Evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Yeğeniyle Urfa’da görüştüklerinde, „Kuvve-i külliye mahvoldu,’’ diyecekti. Doksan bin asker Allah-u Ekber Dağları’nda soğuktan donarak öldüğünü de hep sakladılar. Onca insanın hesabı deli Enver’den soruldu mu? Hayır! Çünkü ölmeye ve öldürmeye kodlanmış bir halk var.  

Fakat Türk faşizminin işgal hedefi tükenmemişti. 1914’te olduğu gibi, „Kızılelma’’ hayaliyle yanıp tutuşuyorlardı. Kıbrıs’ta Türk kont gerillası sabotajlar gerçekleştiriyor ve Rumlarla Türklerin arasına nifak sokuyordu. Savaşta ölecek insanlar kimin umurundaydı ki…

Nihayetinde 21 Temmuz 1974’te, Kıbrıs işgal edilmişti. Amerika dışişleri bakanıyla Bülent Ecevit görüşme halindeydiler. Türkler, uluslararası diplomaside sıkışmış, bu arada Bülent Ecevit’e bir haber gelir: Türk bayrağı taşıyan ve Türkçe konuşan bir Yunan deniz filosu kendi sahalarına girmiştir. Ecevit’ten, ‘Vur’ emrini bekliyorlardı. Amerika dışişleri bakanına durumu anlatır. Dışişleri bakanı da, „Yunanistan böylesi bir hileye başvurmuşsa, vurmasında bir sakınca görmediklerini,“ belirtir. Bunun üzerine filo vurulur. Bir gemi batar. Yalnız kendi gemilerini batırmışlardır. İçindeki elli asker de doksan bin askerin akıbetine uğrar. 

Bu durum yıllarca kamuoyundan saklanır. Sonunda eski Amerika dışişleri bakanı, hayatını kaleme aldığı kitapta durumdan söz eder. Böylece Türk kamuoyu da Türk askerlerince vurulan elli askerden haberdar olur. O kara sır dolu odalarda gizli çok şey gibi, örtbas edilir, „Kol kırılır yen içinde kalır,“ mantığıyla gıkları çıkmaz.  

Ezeli düşmanımız dedikleri Kürt halkını, kökten bitirmek için DAİŞ’i desteklediler. Olmadı! Sonunda Allah Allah naraları eşliğinde, şeriatçılarla birlikte Rojava’ya saldırdılar. Üç saatte alacağız dedikleri Efrîn, üç haftadır direniyor.

Erdoğan ise hala, „Kızılelma,“ diyor. Delilik işte…


Çakallar

Barzani partisinin bir kolu olan ENSK çakal olduğunu ispatladı. Türk ordusunun Efrîn’e savaş açmasıyla, yalanla dolu oyunculuklarını boyutlandırdılar. „Bu savaş Rojavalıların savaşı değil. Yabancı bir güçle, Türk askeri çatışmaktadır“ dediler. Tutmadı. Başka başka yalanlar uydurdular. En son, „Kuzey için çok şehit verdik. Neden sessizler? PKK, Rojava’daki Kürtlerin yok olmasını istiyor…’’ dediler. Boşuna çırpınıyorsunuz. Efrîn’e akın eden on binler, sizin birer yalancı olduğunuzu bir kez daha gösterdi.

Türk devletinin nasıl bir hileye başvuracağını ENSK’lileri dinleyerek öğrenebilirsiniz. Amaçları Kuzey Kürdistan ile Rojava Kürdistan’ı arasına nifak sokmak.


Ve yiğitler

Kürtlerin binlerce yıllık bir direniş gelenekleri var... Evet, ne İskender’i takmıştı ne de barbar Türk ordusunu. Geçiş noktası olmasından dolayı, yayılmacıların uğrak yeriydi. Onun içindir ki, neredeyse doğuştan savaşçıydılar. Efrîn, Doktor Nuri Dersimi’nin son durağı olmuştu. Oraya direnişin ve onurun tohumlarını ekmişti. Devamcıları olan YPG ve YPJ özgürlük için savaşmanın ne olduğunu tüm dünyaya gösterdiler. Kürt kadınları da feminist literatüre altın harflerle adlarını yazdırdılar. 

Kürt özgürlük savaşçıları ve Kürt halkının onurlu ve haklı direnişi, Turancıların heveslerini kursaklarında bıraktı.  NATO’nun ikinci büyük gücüyüz yalanı yerle bir oldu!


944

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA