Efrîn’e sahip çıkmak farzdır

Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal girişimi 24. gününe girdi. Kürtlerin direnişi karşısında çakılıp kalan devlet ve çeteleri sivilleri katlediyor, halkın yaşam alanlarını yıkıyor. Kürt halkı dünyanın yüzlerce noktasında işgali protesto ediyor. Gazetemize konuşan Doğu ve Güney Kürdistanlı örgütler, sömürgeci devletlerin işgaline karşı ulusal birliğin bir an önce sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

12 Şubat 2018 Pazartesi | Dizi

ERKAN GÜLBAHÇE


Süryaniler: Kürt halkıyla birlikte direneceğiz


Kuzey Suriye’deki Özerk Yönetimin kurucu üyelerinden Bethnahrin Ulusal Konseyi’nden Yakup Nuhoma, Türk işgalciliğine karşı Kürtler birlikte direneceklerini söyledi. Süryani halkının Kuzey Suriye Federasyonu’nu gelecekleri olarak gördüklerini ifade eden Nuhoma şunları söyledi:

‘’Bethnahrin Ulusal Konseyi olarak ilk günden beri bu tür saldırılara karşı Kürt halkının yanında yer aldık. Her türlü saldırıya Kürt halkı ile birlikte mücadele ederek karşı durduk. Biz halk olarak daha önce katliamlarda geçirilmiş ve göçertilmiş bir halkız. Onun için Kürt halkının şu anda yaşadığı acıyı çok iyi anlıyoruz. Bu dönemde halkların özgürlüğü temelinde oluşan bir Rojava gerçeği var. Kuzey Suriye’de oluşan bu oluşumun Ortadoğu’ya çok önemli barış ve demokrasi katkısı olacağını düşünüyorum. Ortadoğu bir savaş sarmalında boğulurken halkların ortaklaşarak kurdukları Rojava sistemi tüm Ortadoğu için bir nefes borusu durumundadır. Bundan dolayı Türkiye’nin saldırısını ya da işgal girişimini kesinlikle kabul etmiyoruz. Buna karşı Kürt halkı ile birlikte direneceğiz. 


Batı bu utançla nasıl yaşayacak?

Batı ülkelerinin Türk devleti ve çetelerinin saldırılarına karşı ses çıkarmaması büyük utanç. DAİŞ belası, tüm dünyaya tehdit olmasından dolayı Kürtlere destek sundular. Şimdi çıkarları bitince sırt döndüler. Bu utançla nasıl yaşayacaklar, bunu göreceğiz. Dünyanın sessizliği ekonomik çıkarlardan mı yoksa farklı siyasi nedenlerden mi bunu görmek için çok beklememiz gerekmiyor. DAİŞ’e karşı verilen savaşta QSD’ye en büyük desteği Amerika sundu. Şu anda bile Amerika askeri ile QSD savaşçıları yan yana mücadele ediyorlar. Fakat Efrîn’deki Kürtlerin bombalanmasına, Efrîn’in işgal girişimine sesini yükseltmesi gerekiyor. Rusya’nın takındığı tavır çok anlaşılır değil. Tam bir ’u’ dönüşü gerçekleştirdi. Dün IŞİD’in petrolünü Türkiye üzerinden pazarladığını uydu görüntüleri ile ispatlayan Rusya, Türkiye’nin saldırısına alan açması kem Kürtler hem de Suriye’nin geleceği için iyi olmayacaktır.

Ama şu bir gerçek ki Mezopotamya ve Ortadoğu halklarının yalnızlığı yeni değil. Eskiden beri hep yalnızdı. Bu yalnızlığını görüp ona göre hareket ederek birliğini kurup geleceğini kendi elleri ile hazırlamak zorundadır. 


Kuzey Suriye Özerk Yönetimi geleceğimiz 

Biz Suriye Birlik Süryani Partisi olarak, baştan beri Kuzey Suriye’deki Özerk Yönetimi’nin kurucu üyesiyiz. Bu nedenle Kuzey Suriye Federasyonu bizim için çok değerli. Süryani halkı olarak Kuzey Suriye Federasyonu’nu geleceğimiz olarak görüyoruz. Bu saldırı ile geleceğimiz yok edilmeye çalışılıyor. Ortadoğu’daki egemen güçler bir statüko kurmuş bu statükoyu bozmak istemiyorlar. Bu statükonun devamı için insanları katletmekten korkmuyorlar. Ortadoğu’da yüzyıl önce halklar birbirlerine düşman edildiler, kendilerini yönetemez hale getirdiler. Şimdi ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Yüzyıllık düşmanlık bitmek üzere. Bu düşmanlık kardeşliğe everildiğinde halklar ortak mücadele ettiklerinde başarıya ulaşacaklar.’’



Partiya İslamî ya Kurdistanê:


Hikmet Serbilind


Efrîn’e sahip çıkmak farzdır


Partiya İslamî ya Kurdistanê (PİK) Genel Başkanı Hikmet Serbilind, Türk devletinin bekasını Kürtlerin imhası üzerine inşa ettiğini ve Efrîn’e yönelik işgal girişiminin de bu politikanın devam olduğu görüşünde. 

Efrîn’e saldırı kararının şimdi değil, Kerkük’ün işgali sırasında alındığını söyelyen Serbilind, ‘’Kürtler hafiften kıpırdadığında bir statüye doğru gittiğinde bölge devletleri ile birlikte susturma ve yok etme politikası yürüttü. Kürtlerin özgürlüğünü kendine bir tehdit olarak gördü. Türk devleti bekasını Kürtlerin imhası üzerine inşa etmiş. Bütün siyasiler iç meselelerini Kürtler üzerine bina etti. Ama AKP döneminde bu daha bariz bir şekilde görüldü. Sadece Efrîn’de değil biz bunu Güney Kürdistan referandumunda da gördük. Türkiye, İran ve Irak ile birleşerek referandumu iptal edip, Kerkük’ün işgaline yardımcı oldular. O gün Kerkük ve Efrîn işgali aralarında kararlaştırıldı. Yani Efrîn işgalinin kararı şimdi verilmedi Güney Kürdistan referandumu sürecinde Efrîn işgalinin kararı alındı. İran Kerkük’e girecekti, Türkiye’de Efrîn’e girecekti’’ dedi.


Ne insani ne İslami

PİK lideri, Kürtlerin Batı tarafından yalnız bırakılma politikasının yeni olmadığını ifade etti ve ekledi: ‘’Kürtleri yüz üstü bırakma daha önce İran’da, Irak’ta ve Türkiye’de yaşandı.’’

İslam ülkelerinin sessizliğini ise Serbilind şöyle yorumladı: ‘’Eğer Kürdistan’ı işgal eden devletler Müslüman olmasaydı şimdiye kara Kürtler çoktan haklarına kavuşmuş, devletlerini kurmuşlardı. Araplar, Saddam döneminde de Saddam’dan yana tavır koydular. Kerkük’ün işgalinde de Efrîn’in işgalinde de egemenlerden yana tavır koydular. Müslüman devletlerin tavrı ne insanidir ne de İslamidir.’’


Evimizde oturamayız

Kürtlerin artık ulusal birliğini gerçekleştirmesi gerektiğini ifade eden Serbilind, ‘’Efrîn hiçbir partinin, grubun yeri değil, Efrîn Kürdistan’ın bir parçasıdır, bir Kürt şehridir. Her Kürt, Efrîni savunmak için seferber olmalı. Farklılıklarımız bir yana bırakmalıyız; hem içte hem de dışta ortak bir dil oluşturmalıyız. Ulusal birliği kurmak ve Efrîn’e sahip çıkmak farzdır. Kürtlerin özgürlüğe ulaşabilecekleri tek bir yol var o da ulusal birliktir. Birliğe gelmeyen birey ve partiler büyük bir vebalin altına girmiş olur. Hangi parti olursa olsun buna karşı çıkmalıyız. Efrîn halkı Türklere bir taş bile atmamıştır. Hiçbir hakkı olmayan bir devlet gidiyor Efrîn’i işgal ediyor. Kürt çocuklarını katlediyor, Kürt gençlerini katlediyor, Kürt annelerini katlediyor. Ve biz Kürtler evimizde oturacağız. Böyle bir şey olur mu? Türkiye Kürdistan’da katliam uyguluyor. Her Kürt’ün buna dur demek için bir çaba içerisine girmesi gerekiyor’’ dedi.


YNK Avrupa temsilcisi Shex Shanal:



Güney halkı tavrını net koydu


YNK temsilcisi Shex Shanal, Kürtlerin ulusal birliği kurmamaları durumunda sürekli saldırı altında olacağını söyledi. Shanal, KDP hariç Güney Kürdistan’daki tüm partilerin ve halkın Efrîn işgaline karşı sokağa çıktıp tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Shanal şöyle dedi:

‘’Hiçbir Kürt Efrîn’e işgali kabul etmez. Biz YNK olarak bu işgal girişimini kınadığımızı belirttik. Bu işgal girişimine karşı her Kürt’ün sesini yükseltmesi gerekiyor. Bu işgal girişimi Kürt’ün namusuna el atma olarak görüyoruz. Güney Kürdistan halkı işgale karşı tavrını net koydu. Süleymaniye ve birçok kentte eylem ve yürüyüşler gerçekleşti. Bu eylemlere bir parti dışında tüm partiler katıldı. Siyasi partilerin yanı sıra Güney Kürdistan’daki tüm kurum ve kuruluşlar yer aldı. 

Kürtler, DAİŞ terörünü dünyanın başından yok etti. Kürtlerin bu fedakarlığına karşı uluslararası kamuoyu kendini sorumlu görmek zorunda. Bu devletlerin birazcık onuru varsa, Efrîn saldırısında katledilen sivil insanlara karşı bir nebze kendini sorumlu hissediyorlarsa bu işgale dur demeleri gerekiyor.

Türkiye, Efrîn’e girerek ‘terör’ ile mücadele ettiğini söylüyor. Bu büyük bir yalandır. Terör hareketlerini destekleyen Türk devletidir. Şu anda da Efrîn’e işgal için aldığı çeteler asıl terörü yapanlardır. Türkiye Efrîn’den elini çekmeli. Efrîn’de yaşayan halklar kendi birliğini kurmuş, kardeşlik içinde yaşıyorlar. Efrîn ve Rojava’da halkların kurduğu sitem Türkiye’nin zoruna gidiyor ve bu işgal de bu sitemi yok etmeye yöneliktir. 

Kürtlerin bir ulus olarak hareket etmeleri gerekiyor. Birliklerini dört parçada kurmaları gerekiyor. Aslında bu saldırılar bize Kürt birliğinin önemini anlatmaktadır. Kürtler birlik olmazsa bu tür saldırıları sık sık göreceğiz. Birliğimizi sağlayamazsak bugün Efrîn, yarın Kerkük, öbür gün Mahabat ve başka gün de Amed’e saldırı olacaktır.’’




Goran Hareketi


Hedef Kuzey Suriye modeli


Ronidar Grawy


Goran Hareketi’nden Ronidar Grawy, KDP’nin Efrîn’e yönelik işgal girişimine karşı tutumunun kabul edilmez olduğunu belirtti ve ekledi: ‘’Kürtler aralarındaki sorunları ve fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak ulus olma refleksiyle hareket etmeli.’’ Kuzey Suriye modelinin hedef alındığını ifade eden Goran Hareketi’nden Ronidar Grawy şunları söyledi:

‘’Biz Goran hareketi olarak Türkiye’nin Efrîn saldırısını kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu saldırı Kürtlerin kazanımlarını yok etmeye yönelik bir gerişim olarak görüyoruz. Kürtler, Suriye’de yaşayan halklar için bir model oluşturdu. Bu model özellikle Kuzey Suriye’de, Rojava’da beğenildi, kabul gördü. Rojava’da kurulan bu modelin Suriye’nin tamamına hatta Ortadoğu’ya uygulanır bir model olarak görüldüğü için statükocular tarafından hedef alındı. Goran hareketi olarak bu işgale karşı duruşumuz net. Bundan dolayı uluslararası kamuoyuna bu işgal girişiminin derhal durdurulması için bir çağrı yayınladık. 

Özellikle Rusya’nın, Türkiye’ye Efrîn işgaline onay vermesinin üç nedeni var; askeri, siyasi ve ekonomik sebepler. Askeri alanda Türkiye, NATO’yu karşı karşıya getirme çabası, ekonomik olarak son günlerde Türkiye ile ekonomik anlaşmalar imzaladı. Siyasi olarak Kürtlerin Amerika ile olan ilişkilerini bir üst boyuta taşımasını önlemek için Efrîn işgaline onay verdi. 


Güney’de iki tutum

Güney Kürdistan derken sanıyorum ikiye ayırmanız gerekiyor.  KDP’nin tutumu ve diğer partilerin tutumu. KDP dışında diğer partilerin Efrîn işgaline karşı çok sert tutumları oldu. Bu işgale karşı yürüyüş ve açıklamalar oldu. Tabi KDP tarafından bakarsanız bir suskunluğu görüyorsunuz. KDP tarafından Rojava sınırlarının kapatılması kesinlikle kabul edilemez. Rojava sınırları hatta tüm Kürdistan sınırları derhal açılmalı. Güney Kürdistan hükümeti Rojava hükümeti ile diyaloğa geçip gerek diplomatik gerekse siyasi ve ekonomik alanda neler yapılacağını tartışmalı ve birlikte hareket etmeliler. 

Kürtler bu işgalin durdurulması için din, ideoloji farklılıkları, aralarındaki sorunları ve fikir ayrılıklarını bir kenara bırakarak ulus olma refleksiyle hareket etmeli. Kürtler bulundukları her alanda eylem ve etkinlikler katılmalı. Özellikle uluslararası kurumların önünde eylemler gerçekleştirilmeli ve görüşmeler yapılmalıdır. Bir de Türkiye’nin Efrîn katliamı iyi belgelenmeli. Belgelerin toplanıp uluslararası hukuka göre Türkiye’nin mahkum edilmesi için bir çaba sarf edilmeli. Türkiye’nin katliamlarını dünyaya iyi yansıtmamız ve anlatmamız gerekiyor.’’




Komela İslamî


Kurdo Ahmed


Erdoğan İslam’a hakaret ediyor


Komela İslamî temsilcisi Kurdo Ahmed, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın DAİŞ gibi İslam dinini bireysel çıkarları için kullandığını belirterek, ‘’DAİŞ nasıl İslamı lekelediyse Erdoğan da aynı şekilde lekeliyor’’ dedi. Efrîn işgaline karşı tüm Kürtlerin birlik olması gerektiğini söyleyen Kurdo Ahmed sorularımızı yanıtladı.


Türkiye’nin Efrîn saldırısını, Komela İslami olarak nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’nin Efrîn işgal girişini kınıyorum ve parti olarak kabul etmediğimizi vurgulamak istiyorum. Bu saldırı devletler arası hukuka ve uluslararası hukuka göre suçtur. Türkiye gücüne güvenerek zorbalıkla komşusunun topraklarını işgal ediyor. Bu işgali gerçekleştirirken uluslararası kurallara göre yasaklanan silahları kullanıyor. Ve bunu özellikle sivillere karşı kullanılmasını kesinlikle kabul etmediğimizi belirtmek isterim. Tayyip Erdoğan sadece uluslararası kuralları yok saymakla kalmıyor. İslamiyeti kendi bireysel çıkarları için kullanarak adeta İslamiyete hakaret ediyor. İşgal girişimini İslam dini maskesi ile perdelemeye çalışıyor. Oysa işgal etmek istediği, hatta katlettiği insanların çok büyük bölümü de müslümandır. Barış ve kardeşlik dini olan Müslümanlığı, DAİŞ nasıl lekelediyse bugün Erdoğan da aynı şekilde İslamiyeti lekeliyor. 


Türkiye’nin Efrîn işgal girişimine ilişkin Güney Kürdistan halkının ve hükümetin tavrını nasıl buluyorsunuz? 

Şüphesiz, Güney Kürdistan hükümetinin işlevsel bir durumda olduğunu söylemek çok da doğru olmaz. Aralarında bir birlik yok ve çok parçalı bir duruş sergiliyor. Özellikle bağımsızlık referandumundan sonra hükümet işlevsiz hale geldi. Şu anda kendi sorunları ile meşgul. Güney hükümetinin Irak merkezi hükümeti ile çok ciddi sorunları var. Onun için Efrîn işgal girişimine karşı sesini yükseltemiyor. İstese de sesini yükseltemez. Öyle bir gücü yok maalesef. Buna karşı Efrîn işgaline karşı halkın bireysel tepkisi var. Çok ciddi yürüyüş ve eylemler gerçekleşti. Tabi ki bunları da yeterli bulduğumu söyleyemem. Efrîn saldırısına karşı Güney Kürdistan’ın daha sert reaksiyon göstermesini bekliyorum.  


Türk devleti islamiyeti kullanarak bir işgal girişimine girişti. Buna karşı müslüman devletler bu haksız işgal girişimine karşı pek sesini yükseltmedi. Siz bunu neye bağlıyorsunuz? 

Öncelikle şunu belirteyim: Bazı devletler İslam devleti olduklarını şeriatla yönetildiklerini söylerler. Ama pek böyle değil. Dünya üzerinde gerçek müslümanlıkla yönetilen bir devletin olduğunu kabul etmiyorum. Ama Ortadoğu’daki devletler bu işgal girişimine dur demek için bir çaba içerisinde olmalı. Maalesef, Ortadoğu’da halklar iktidarda olmadıkları için, sadece kuklaların yönetimde olduğu bu devletlerden işgale karşı bir ses beklemek çok da doğru olmaz. 


Efrîn işgaline karşı dört parçada yaşayan Kürtlere ne tür görevler düşüyor?

Efrîn saldırısı çok büyük bir saldırı ve farklı sonuçları olacak bir işgal girişimidir. Bu büyük saldırıya sadece Efrîn halkının karşı koyma gücü yoktur. Ondan dolayı dört parça Kürdistan partilerinin bir an önce bir araya gelerek birliğini sağlaması gerekir. Bunun yanında tüm Kürtlerin kendi aralarında birliğini bir an önce sağlaması gerekiyor. Bir birlik sağlanmaz parça parça duruşlar olursa Efrîni kaybederiz; Efrîn’i kaybettiğimizde geri kalan yerlere de farklı saldırılar olacaktır. Onun için ancak Kürtler arasında kuracağımız birlik ile bu saldırılara karşı koyabiliriz. 




Hamarashid Doulashi


(Partiya Sosyal Demokratî Kurdistan-Başûr /PSDK)


Dünya Kürtlere borçlu 


“Kanımızla, canımızla ve malımızla Rojava halkı ile dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum. Gerek gerilla, gerek peşmerge ve gerekse YPG ve YPJ, DAİŞ’e karşı savaştılar. Kürtler bu teröristlere karşı çok bedel ödedi. Eğer bu Kürt güçleri olmasaydı, DAİŞ giderek büyüyecek ve günü geldiğinde tüm dünya için bir tehdit olacaktı. Bundan dolayı dünyanın Kürt gençlerine vefa borcu var. Şimdi bu utancın içinde nasıl yaşayacaklar, gelecekte çocuklarına nasıl bir cevap verecekler gerçekten merak ediyorum. Maalesef devletlerin menfaati kirli ilişkileri bir kez daha insanlığın adaletin ve hukukun önüne geçti. 

Şunu belirteyim; Güney Kürdistan halkı canıyla malıyla ve tüm yüreği ile Rojava halkının yanında. Kendi kardeşleri katliama uğrarken nasıl rahat olabilirler. Zaten halkımız Efrîn için eylemlerde. Ama ne yazık ki Güney Kürdistan hükümeti yeterli bir tepkiyi vermiyor. Her alanı, eylem alanına çevirmek gerekir. Efrîn’de yaşanan vahşeti dünyaya duyurabilmemiz için diplomatik alanda birlikte hareket etmeliyiz.’’




Şoreş Kerimi Çiya Muhammedi


(Komala Saziya Kurdistan a Partiya Kominist a İranê Almanya temsilcileri)


Rojava’daki kazanım İran’ı da etkiliyor 

“Türkiye, bugün Rojava’ya saldırmıyor; uzun süredir saldırıyor. DAİŞ başta olmak üzere tüm cihadist örgütleri Kürtlere karşı kullandı. Hala da kullanıyor. Kobanê’de Türkiye’nin rolünü gördük. Desteklediği güçler başarılı olamayınca bu sefer kendisi Efrîn’e girmeye karar verdi. Efrîn’e saldırı, Rojava’ya saldırıdır. Efrîn şahsında Rojava’nın kazanımlarını yok etmek istiyor. Rojava’da alternatif bir sistem kuruldu. Biz parti olarak; bu işgal girişimini kınıyor, kabul etmiyoruz. Kabul etmediğimiz için alanlardayız. Rojavalı kardeşlerimize Türkiye’nin işgaline karşı her türlü desteği vereceğiz. 

Kürtlerin Rojava’da kazanacakları özgürlük, İran’da yaşayan Kürtleri de etkileyecektir. Dolayısı ile İran, bunu kabul etmez. Bundan dolayı Rojava’ya saldırıyı İran’ın onayı ve desteği ile olmuştur.

Şu bir gerçek ki Efrîn düşerse; yarın başka Kürt kentleri de düşecektir. Onun için Efrîn düşmeden birliğimizi sağlamalıyız. Haklarımızı elde etmemizin ilacı birliktir. Bölge devletleri birliğimizden korktukları için yan yana gelmememiz için her türlü çabayı sarf ediyor.’’


954

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA