Türkiye’yi NATO’dan atma zamanı

Kasım ENGİN

10 Şubat 2018 Cumartesi | Forum

NATO bileşenleri şu soruyu sormalı, “Türkiye’nin NATO’da yer alması bize ne getiriyor?” 

1950’lerde Türkiye NATO’ya alınırken çift kutuplu dünya, soğuk savaş derken birçok gerekçesi belki vardı. Ancak 21. Yüz yılın ilk çeyreğine dayanırken Erdoğan-Bahçeli’li bir Türkiye’nin NATO’ya vereceği hiç bir şey kalmadığı gibi, özelde NATO’nun ve genelde de tüm Avrupa’nın başına bir bela hale geldiği açık değil midir? 

Belirtildiği gibi NATO’ya alınırken bazı saiklar göz önüne getirilerek alınmış olabilirler. Özelde ise Sovyet Sosyalist Sistemini durdurmak, çevreleyerek kontrol altına alma düşünülmüş olabilir. Yine ‘Yeşil Kuşak’ oluşturularak da bu sınırlanma hedeflenmiş olabilir. Ancak şimdi öyle bir Sovyet yoktur. Tam tersine aynen Avrupa gibi kapitalist değerleri sonuna kadar savunan, hatta Avrupa’dan daha da ileri bir düzeyde bu sistemi ve değerleri savunan bir Rusya vardır. Bu bağlamda ideolojik ve felsefik olarak Rusya’ya çevreleme, sınırlandırma diye bir sorun kalmamıştır. 

Diğer önemli bir durum ise Türkiye’nin artık bilinen Türkiye olmamasıdır. Erdoğan-Bahçeli Türkiye’si artık tümden Osmanlı İmparatorluğu’nun izinden yürüyen, onların hayalleriyle yaşayan bir yönetim gerçekliğini ifade etmektedir. 

Kızıl Elma rüyası zamanında İtalyan Roma’sını ele geçirme hayali olduğunu, herhalde bugün kimse inkar edemez. Şimdilerde hem Erdoğan’ın hem de Bahçeli ile birlikte cümle cemaat Ergenekoncuların Kızıl Elma etrafında bir araya gelmeleri, herhalde Avrupa için hayra alamet değildir. Yine  onlarca kez üst üst Lozan’ın bir paçavra olduğu, kimsenin onları 22 milyon kilometre karelik cetlerinin topraklarından vazgeçiremeyeceklerini söylemeleri de, herhalde boşuna sarf edilmiş sözler değildir. Dahası çok açıktan tüm dünyanın gözünün önünde DAİŞ’e en ileri düzeyde destek sunan devlet ve kişiler Erdoğan ve çevresindeki yapılar olmuştur. Onlarca, yüzlerce belgeyle Erdoğan ve çevresi DAİŞ’i açıktan beslemişlerdir. Hatta bu yapıyı özel hazırlayarak Avrupa’ya karşı nasıl bir şantaj olarak kullandıklarını Charlie Hebdo’da gördüler. Brüksel’deki patlamalarda gördüler. Berlin’de gördüler. 

Özcesi, Erdoğan batının tüm imkanlarını-maddi ve manevi- kullanarak, bugün tümden batıya savaş açan bir kişilik olduğu tüm çıplaklığıyla ortadayken, halen bu zihniyetlerle iş çevirme, Batıya ne getirmektedir? 

Dikkat edelim; NATO’nun, AB’nin, BM’nin ve ne kadar böyle devletler arası kurum varsa, tüm kurumların boşluklarından yararlanarak, yavaş yavaş da olsa ancak adım adım kesin bir şekilde faşizan bir dikta rejimi inşa etmektedirler. Milliyetçilik ile dinciliği hem de Muaviye dinciliğini gün gün Türkiye toplumlarına da bulaştırarak, tam faşizan bir yapıya doğru Türkiye’yi evirtmektedirler. 

Evet, tümden zamanında Hitler’in hem savunduğu hem de pratikleştirdiği bir faşizan rejim batıya  ne getirecektir? Kaldı ki, günlük olarak Türkiye toplumunu batıyı küçük düşürmenin de ötesinde hakaretlerle manipüle etmesi, acaba yarın ya da ertesi gün insanlık ve batı dünyası için neler getirecektir? 

Dahası, Erdoğan ve Bahçeli DAİŞ ve El Kaide yapılarıyla el ele, kol kola dünyayı tehdit etmektedirler. Böyle olduğu halde batıda tek bir ses çıkmadığı gibi, milliyetçi-dinci faşizm batıyı günlük olarak tehdit etmekten geri durmamaktadır. Ve bu tehditleri üstelik Avrupa’nın parasına ve silahlarına dayanarak yapmaları, ayrıca ele alınması gerekli hususlar değil midir? 

Biz Rusya’dan NATO’ya karşı alınmış olan S-400 füzelerinden  hiç söz bile etmiyoruz. Bu füzelerin özelde NATO uçakları gün yüzü gibi ortadayken... 

Evet, belirtelim ki; Türkiye’de Erdoğan ve Bahçeli öncülüğünde kesinlikle faşizan bir yapı oluşturulmaktadır. Ve bu faşizan yapı şimdilik en çok Kürtlere saldırmaktadır. Günlük ve anlık olarak Kürt Özgürlük Hareketini ağızlarına dolayarak ne kadar terörist ve tehlikeli olduğunu söyleye söyleye, bugün tüm Kürtlere hangi faşizan ve terörist yöntemlerle saldırdıklarını tüm dünya görmektedir. Efrîn gibi bir sahada DAİŞ olmadığı halde güya DAİŞ’e karşı da dahil “terörist” yapılara karşı savaş açıyorlarmış! Güya buraları teröristlerden temizliyorlarmış! 

Tüm dünya, özelde de Batı ve NATO Efrîn’de yine Rojava’da Erdoğan ve Bahçeli’nin terörist olarak isimlendirdikleri yapıların DAİŞ’i Suriye topraklarında sürdüklerini bilmiyorlar mı? Yine Rojava başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde tüm halkların ve renklerin katılımıyla oluşturulan son derece köktenci demokratik yapıları kendi gözleriyle görmemiş midirler? Ya da görmüyorlar mı? 

Dahası, Ortadoğu gibi son derece anti demokratik yapıların kendilerini farz kıldıkları bir sahada Rojava ve Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan çoğulcu, kadın eksenli ve demokratik yapıya saldıran Erdoğan-Bahçeli zihniyetinin, özünde Batıya saldırdıklarını sözün tam manasıyla gerçekten bilmiyorlar mı?  

Uzatmadan; artık Türkiye’yi NATO gibi bir oluşum içerisinde tutmanın anlamı kalmamıştır. NATO’nun tüm silahlarını ve cephanesi kullanarak insanlığa karşı onca suç işleyen bir yapının sorumluluğu aynı zamanda NATO’nun da vebalidir. Böyle devam ederse, akan her Kürt’ün kanıyla NATO’nun da adı anılacaktır. 

Evet, 1950’lerdeki şartlar değişmiştir. Artık Türkiye’de gözünü tümden Hitler tarzı bir faşizme diken Erdoğan ve Bahçeli adındaki kişiler ve zihniyet sahipleri vardır. Bunların şimdiden aynen zamanında Hitler’in yaptığı gibi adım adım etraflarına saldırarak, önce tüm Ortadoğu’yu ardından ise dünyaya saldıracakları gözler önündeyken, halen böyle faşist bir yapıyı NATO’da tutarak, NATO’nun imkanlarını kullanmasına izin vermenin hesabını acaba NATO verebilecek mi?


404

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA