Kürdistan’a meteor yağmuru

Gürcan Keltek, Kıbrıs’ın toplu mezarlarına eğilen orta metraj ‘Koloni’ filminden sonra, ‘Meteorlar’ ile Kürt meselesini farklı bir dille irdeliyor. Şiirsel bir ağıt olarak tanımlanan son filminde Keltek, ‘’Hafıza üzerine bir film yapmak istiyordum. Hafıza ve travma beni çok etkileyen konular’’ diyor.

07 Şubat 2018 Çarşamba | Kültür-Sanat

İlk uzun metrajı Meteorlar’la Locarno’dan ödüllerle dönen Gürcan Keltek önemli yönetmenlerin asistanlığından klip ve reklam yönetmenliğine dek birçok çalışmasıyla yıllardır sinema sektöründe olan biri. Keltek’in kendi sinemasının yolculuğu klip çekiminde kullandığı sekiz milimetrelik kamerayla kısa filmi ‘Fazlamesai’yi çekmesiyle başlıyor. 

Sonrasında Kıbrıs’ın toplu mezarlarına eğilen orta metraj ‘Koloni’ ve Kürt meselesini farklı bir dille irdeleyen son filmi ‘Meteorlar’… Film bu sene 29. kez düzenlenen Trieste Film Festivali’nde gösterildi. Geçen sene Locarno’dan ödüllerle dönen film Trieste bir hayli dikkat çekti.



Sorgulayan bir yönetmen

Gürcan Keltek, sinemanın kanıksanmış ve artık sürprizlerini yitirmiş diliyle, yeterince sorgulanmayan gösterim politikasıyla, türlere kapatılan, tanımlar üzerinden ilerleyen üretim şekilleriyle fazlasıyla ilgilenen, bu konulara dair derdi ve söyleyecekleri olan bir yönetmen. 

Avrupa’nın deneysel belgesel film piyasası denince akla gelen festivallerden Fid Marseille, Koloni adlı yapımla Keltek’i kısa zamanda ustalaşmış bir sinema yönetmeni olarak tanımama fırsat vermişti. Kıbrıs’ın toplu mezarları gibi zorlu bir konuyu objektif olduğu kadar etkili bir biçimde işleyen, üstelik bunu estetik bir belgesel haline getiren bir yönetmen.

Katıldığı festivaller ve aldığı ödüllerden de anlaşılabileceği gibi Keltek’in ortaya çıkardığı eser sinema sanatının gayet geniş bir çeşitliliğe sahip, teferruatlı bir çalışmanın yetkin bir ürünü. 


Acı yüklü bir film

Film gece gökyüzünde yavaşça yükselen bir Ay’la başlıyor ve bitiyor. Ve baştakiyle sondaki Ay tamamen aynı. Aralarda bir dağ avından, Kürt gerillalardan ve Türk ordusuna ve polisine karşı şiddetli protesto var. Keltek birçok şeyi bir filmde yapmaya çalışıyor. Olağanüstü derece başarılı bir görsel film yapımcısı olan Keltek, yalnızca çok özel bir bölgeyi değil, aynı zamanda görüntü ve sesin hem izleme hem de görüntü kavramını yeniden tanımladığı tutarlı bir mitopetik evren yaratıyor.

İnsan acımasızlığının örneklerinden, aciz dağ keçilerine yönelmiş avcı dürbünleri, namluları ve seyirciyi yavaş yavaş saran tedirginlik, zamanla arttırılan gerilim ve vahşet…

Kürdistan coğrafyasında 2015 yılında yoğunlaşan baskı, saldırılar, şiddet ve yıkım; akabinde altüst olmuş hayatlar, acı yüklü Kürtçe bir metin.

Havada uçuşan patlayıcı maddelere benzer meteor görüntüleri, hipnotik sekanslarla sanki savaşa ara veriliyor; başka evrenlerden çok daha engin zamanlara, sonsuzluklara yol alıyor.

İçeriğiyle cesur, biçimiyle zor estetik dengeler kurmayı başaran, zaman zaman manierist olma riskini alan deneysel öğeler içeren yenilikçi bir yapıt. 


Şiirsel bir ağıt

2015 yazı sonunda, Türk devleti tank, top ve uçaklarla Kürdistan’a saldırdı. Sokağa çıkma yasakları, sıkıyönetim ve sıcak ateş altında kalan Kürtlerin yaşadıkları gerçeklere eğilen Keltek, o dönem yayın yasağı getirilen video görüntülerden, dile getirilenlerden, kaleme alınan acılı çığlıklardan yola çıkıyor. Ve aynı günlerde Nemrut Dağı ve çevresine düşen irili ufaklı 241 meteor parçasının simgelediği tarihsel ve kozmik boyutlar eşliğinde şiirsel bir ağıt yakıyor. Keltek’in manzara, hacim, derinlik, doku, ses ve görsellik diyaltiklerini çekme ve çerçeveleme becerisi Nemrut’un başında zirveye ulaşıyor. Aniden, biz artık Kürt bölgesinin kuzey sınırında değil, tamamen farklı bir zaman ve yerdeyiz. 


Hafıza üzerine bir film

Daha önce Zeroistanbul’dan Emel Altay’a konuşan Keltek,  ‘Meteorlar’ı neden çektiğini şu şözlerle anlattı:

‘’Filmlere bir kararla girmiyorum aslında, hepsi şahsi eğilimlerimden çıkıyor. Hepsinin çıkış noktası çok şahsi. Hafıza üzerine bir film yapmak istiyordum. Hafıza ve travma beni çok etkileyen konular. İnsanların kendi hafızası ve yaşadıkları coğrafyaya dair kolektif hafızayla kurdukları ilişki üzerine çok kafa yoruyorum. Bizi çevreleyen şey, aynı zaman da bizi tanımlayan şeydir. İki filmimde de bu konuyu deşmek istedim. Travma yaşayan insanlar hesaplaşılmamış, vicdanlarda bitirilmemiş bir mevzu üzerinden hayatlarını sürmek zorunda kalıyorlar. ‘Koloni’yi çekerken yakınlarının kemiklerini bekleyen insanlar vardı ve hayatlarına devam edemiyorlardı. Kolektif hafıza ve travma mevzusu üzerine bir şeyler yapmak isteyince, bizim gibi coğrafyalarda siyasete de girmiş oluyorsunuz. ‘Koloni’ ve ‘Meteorlar’da böyle oldu. Oysa ikisini de politik filmler olarak tanımlamıyorum.’’  


KÜLTÜR SERVİSİ




Neden Meteorlar?


Yönetmen Gürcan Keltek, filmine neden Meteor ismini verdiğini şöyle anlattı: 

‘’2015 yazının sonlarına doğru Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok büyük bir meteor yağmuru oldu.  3,5 metrelik dev bir taş atmosferde parçalandı ve hepsi de bölgeye düştü. Filmin ismi buradan geliyor.  Meteorların yağdığı geceden sonraki gün bölgedeki sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. İnsanlar dışarı çıkıp taşları toplamaya başladılar.

Meteorların düştüğü bölge ve o an yaşananlar düşünülünce kusursuz bir Deus Ex Machina (Tanrı’nın Eli) örneği.. Evet, bir inanç sistemi üzerinden tanımlamasam da kesinlikle Tanrı’nın eli. Meteorların düşmeye başlaması inanılmaz arketip bir durum yarattı. Hiç beklenmeyen hatta absürt bir şey gerçekleşti ve bu kozmik kaza olayların gidişatını belli bir süre için tamamen değiştirdi. Bu bana çok ilginç geldi. ‘Meteorlar’da kafa yorduğum kavramlardan biri de ‘kontrol’dü. Taraflar birbirlerini kontrol altına almaya çalışıyordu; ama meteorun düşmesiyle kontrolün hiç kimsede olmadığı, en azından yeryüzünde, bizim tanımladığımız sınırlar içinde yer almadığı ortaya çıktı. Bu beni çok etkiledi. 

Bir de o dönem bölgeden periskop ve benzeri şeylerle yapılan amatör yayınları izliyordum sıklıkla. En büyük ilham kaynağım bu yayınlar oldu. Biz bu görüntüleri film için kullandık. Kendi banalliği içinde yoğun bir sinema duygusu hakimdi hepsine. Sanki birinin çekip kenara bıraktığı kayıp anonim kasetler gibi, video günlük gibi bir malzeme çıktı ortaya.’’


374

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA