Siyah tayt da yasak

İHD Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, 3 aylık hak ihlalleri raporunu açıkladı. Komisyon Üyesi Nuray Çevirmen, hem tek tip dayatması hem de hak ihlallerinden dolayı sorunların giderek arttığına dikkat çekti.

13 Ocak 2018 Cumartesi | Haber

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri Ekim-Kasım-Aralık 2017 tarihlerini kapsayan 3 aylık hak ihlalleri raporunu açıkladı. Rapor, avukat ziyaretleri, tutuklular tarafından gönderilen mektuplar, aile görüşleri ve İHD'ye yapılan başvurular sonucu hazırlandı. Rapordaki ihlaller, Bolu ve Kırıkkale F tipi cezaevleri, Nevşehir E Tipi Cezaevi, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi ve Kayseri/Bünyan 2 No’lu Kapalı Cezaevi’ni kapsıyor.

İHD Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Komisyon Üyesi Nuray Çevirmen, hem tek tip dayatması hem de cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinden dolayı tutsakların yaşadıkları sorunların her geçen gün arttığına dikkat çekti. Çevirmen, “Tek tip tıraş ile tek tip kıyafet dayatılmasına bir adım yaklaşılmakta. 24 saat kamera ile izleniyorlar ve yaşamlarına doğrudan bir müdahale söz konusu. Hastanelere götürülmede veya hastanelerde hak ihlalleri yaşanmakta" diye konuştu.  

 Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair hazırlanan raporda şunlar yer alıyor:

* Sohbet hakkı haftada 10 saat değil, ayda 10 saati bulmayacak şekilde gerçekleşmektedir. 15 günde bir kez, iki-iki buçuk saat olacak şekilde çıkartılıyorlar.


Sadece dinci kanallar

* Kanallarının seçiminde birçok televizyon kanalı yasaklanmış durumdadır. Yalnızca İslami kanalların izlenmesine izin verilmekte. CNN Türk, Fox TV dahi izlenememektedir.

* Özgürlükçü Demokrasi, Evrensel Gazetesi gibi gazeteler verilmiyor. Yasal olarak basılan ve dağıtılan bu yayınlar cezaevlerinde sakıncalı bulunmaktadır.


Telefon için tekmil şartı

* Telefon görüşmelerinde hem mahpuslara hem de ailelerine tekmil verilmesi dayatılmaktadır. Tekmil verilmediğinde görüşmeler kesilmektedir.

 

Sadece plastik kaplar

* Kullanılan tüm metal eşyalar ve kaplar toplatılmış ve tümü plastikle değiştirilmiş.

 

Radyolar toplatıldı

* Radyolar toplatılmıştır, bu şekilde haber alma özgürlüğü ve bilgi edinme özgürlüğü daha da fazla kısıtlanmıştır.

* Hastane sevklerinde, dosyaya ve sevk belgelerine ‘dikkat kaçar, kaçırılır’ ibaresi ve ‘örgüt isimleri’ yazılmaktadır. Bu uygulama, doktorlar ve sağlık çalışanları üzerinde olumsuz etki yaratmakta, hasta-doktor ilişkisini zedelemekte ve tedavi sürecinde olumsuz bir tutum sergilenmesine neden olmaktadır.

* Hastaların sağlık raporları verilmemektedir.

* Ekim 2017’de yapılan sevklerin ardında sevki yapılmayanların da kendi inisiyatifleri dışında başka odalara eşyalarını alamadan götürülmüşlerdir ve günler sonar eşyalarını alabilmişlerdir. Bu esnada sağlık dosyaları vs. kaybolmuştur.

 

Kelepçeli muayene

* Hastanelerde doktorlar tarafından gerektiği gibi muayene edilmiyorlar ve kelepçeli muayene dayatmasından dolayı hastalar tedavi ve tetkikleri yaptıramadan cezaevine geri dönüyorlar.

 

Apar topar sürgünler

* Ekim ayı içerisinde hapishanelerden mahpuslar odalarına yapılan ani baskınla ve eşyalarını bile almalarına izin verilmeden apar topar; Kayseri-Bünyan’da yeni hapishaneye ailelerine bile haber verilmeden sevk edildiler.


Çıplak arama

* Hapishane girişinde çıplak arama dayatmasına karşı çıktıklarından dolayı kimi mahpuslar darp edilmişler ve fiziki saldırıya uğrayarak çıplak aramaya maruz kalmışlardır. Henüz inşaat halindeki odalara doldurulmuşlardır. Hiç bir temizlik malzemesi olmadan bir hafta boyunca inşaat temizliği yapmışlardır.

 

Ayakta sayım

* Her gün sabah, akşam ayakta sayım dayatması uygulanmaya çalışılmıştır. Bunu kabul etmeyen mahpuslar fiziki saldırıya uğramış ve darp edilmişlerdir. Bu fiziki saldırı ve darp için birçok mahpusun vücudunda darp izi olmasına karşın doktor, darp raporu vermemiştir.

* 24 saat boyunca yaşam alanlarını gözetleyen kameraların önünde darp etmelerine rağmen bu darp olayını yapanlar kabul etmiyorlar.

*Kitap sayısı 5 ile sınırlandırılmıştır.

* Sağlık memuru bulunmamaktadır, acil durumlarda 112’nin aranılacağı belirtilmekte, ancak 112 sistemi ne kadar hızlı işlerse işlesin acil bir duruma yetişmesi zor ve ciddi bir risk yaratmaktadır.

* Hastaların kullanması gereken eşyaların yasak olması veya rapor olmaması gerekçesi ile verilmemekte. Örneğin renyo, romatizmal hastalıklar, astım vs. hastalıklar için kullanmaları gereken bere, eldiven, uygun battaniye, yastık, minder vs. hepsine rapor şartı getirilmektedir.

* Nevresim, çarşaflar sadece birer adet verilmekte. Özellikle kışın yıkama ve kurulama imkanları göz önünde bulundurularak sağlık sorununa yol açacağı belirtilmiştir.

* Hastanelere sevk verildiğinde hastane sevki yapılmaktadır.

 

Koğuşlara 24 saat kamera

* Mahpusların bulundukları odaların iç kısmına yerleştirilmiş kamera 24 saat kesintisiz kayıt yapmaktadır. Oda içine yerleştirilen kamera ile ortak yaşam alanlarının izlenmesinin yanı sıra, tuvalet ve banyo girişi de bu kamera ile gözlenmektedir.

* Spor ve sohbete 10 saat yerine 5-6 saat çıkarıyorlar. Kurslar (bilgisayar ve saz) yok gibidir.

* Sıcak su haftada 2 gün arayla 4 saat veriliyor. Hem tazyiki az hem de sıcaklığı yeterli olmadığı belirtilmiştir.

* Kaloriferler “kazanın biri bozuk, bir parçası eksik, gelene kadar böyle” denilerek yakılmamaktadır.

* Yemekleri kalitesiz ve oldukça kötü durumdadır. Düzeltilmesini istedikleri halde çeşitli gerekçelerle aynı tarz ile devam edilmekte, iaşe bedelinin çok çok altında bir sağlıklı olmayan, beslenme değeri düşük yemekler verilmektedir

* Çeşitli resmi kurumlara yazdıkları dilekçelerin akıbetini tam bilmiyorlar.

 

Tek tip saç traşı

* Son bir kaç aydır cezaevi idaresi berberde “makasla” saç tıraşını yasaklamıştır. Güvenlik gerekçesi ile tek tip saç dayatıldığı belirtilmiştir. Mahpuslar bu uygulamayı kabul etmediklerini belirtmiş, idare de, “Gizli genelge” geldiğini buna dayanarak “yasaklama” kararı aldıklarını beyan etmişlerdir.


İçlikler yasak

* Koli yoluyla aileler tarafından mahpuslara yollanan siyah renk başta olmak üzere tayt biçiminde bedene yapışan iç çamaşırlar (içlik diye tarif edilenler) yasaklanmıştır. Gerekçe yine aynı, “güvenlik”. Kış gelmesine, hücrelerin soğuk olmasına rağmen bu giysilerin yasaklanması sağlık açısından sıkıntılı durumlar yaratacaktır.

* Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan, Nusaybin’den yaralı olarak getirilmiş olan Dilber Tanrıkulu adlı kadın mahpusun omuzunda ve ayağında açık yaralar bulunmakta; ayağına protez ve metal destekler takılmış durumdadır. Sağlık nedeniyle alafranga tuvalet ihtiyacı olmasına rağmen, bu ihtiyacı karşılanmamaktadır.  


ANKARA




Barolar harekete geçmeli



Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecride dikkat çeken Avukat Günfer Karadeniz, “Barolar bir an önce Adalet Bakanlığı üzerinde baskı oluşturacak adım atmalı” çağrısı yaptı. 

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Öcalan, avukatlarıyla 27 Temmuz 2011’den, İmralı Heyeti üyeleriyle de 5 Nisan 2015'ten bu yana görüştürülmüyor. En son 11 Eylül 2016’da ailesiyle görüşen Öcalan’dan o günden bu yana hiçbir şekilde haber alınamıyor. Avukat Günfer Karadeniz, görüşmeler olana kadar hukuki başvurularda bulunmaya devam edeceklerini söyledi.

Bugün özeld Öcalan genelde bütün siyasi tutsaklar üzerine ağırlaştırılmış tecrit uygulandığını; tek tipin dayatıldığını belirten Karadeniz, "Biz hukukçulara çok büyük görevler düşüyor. Sayın Öcalan üzerindeki tecride ilişkin bütün hukukçuların ete kemiğe bürünmesi gerekiyor. Tecride ilişkin Türkiye’de sessizlik hâkim. Buna dur demek için elimizden gelenin fazlasını yapmak zorundayız” diye konuştu. 

 

Bakanlığa baskı kurulmalı

Türkiye’nin, Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler karşısında Öcalan’ın fikirlerinin duyulmasını istemediği için tecrit uyguladığını belirten Karadeniz, şöyle devam etti: “Öcalan’la görüşmeler sağlanmalı. Türkiye ve Kürdistan’daki Barolar harekete geçmeli. Barolar bir an önce Adalet Bakanlığı üzerinden baskı oluşturacak adım atmalı. Biz avukatlar, kurumlar, barolarla birlikte harekete geçmek gerekir. Bunu uluslararası kurumlarla, barolarla görüşüp birlikte hareket etmeliyiz. Sadece hukuksal olarak değil, sivil toplum örgütlerinin de artık barışçıl ve güçlü bir ülke istiyorsa adım atmaları gerekir. Şimdi harekete geçme zamanı.” 

Ulusal ve uluslararası hukukun çiğnediğini ifade eden Karadeniz, şunları ifade etti: “Görüşmek için yaptığımız başvurular çeşitli bahanelerle reddediliyor. CPT’nin bu konuya dair acil raporlarını sunup, gerekli başvuruları yapması gerekiyor. Bu işi birlikte yapmamız gerekiyor. Hukuk adına adım atmak zor bir şey değil. Artık ‘Görüşüldü bitti’ diyerek değil. Özgürlüğü sağlanacak şekilde olmalı.” 




Dün kabul etmedik bugün de etmeyeceğiz



12 Eylül darbesinde 'tek tip kıyafet' dayatmasına direnen Kızıltepe 78’liler Derneği üyesi Arif Turgay, "80’lerde kabul edilmeyen uygulama günümüz koşullarında asla kabul edilmeyecek" diye konuştu.  

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile cezaevlerinde uygulanmak üzere getirilen tek tip elbise düzenlemesine dönük bir tepki de Mardin Kızıltepe 78’liler Derneği üyesi Arif Turgay’dan geldi. 12 Eylül askeri darbesi döneminde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde tutuklu olduğu vakit, tek tip kıyafet uygulamasına direnenler arasında bulunan Turgay, yeniden getirilmek istenilen düzenlemenin sonuç almayacağına dikkat çekti. 

Tutuklu bulunduğu yıllarda kaldığı 5 Nolu Cezaevi’nin 'İşkence laboratuarı' olduğunu söyleyen Turgay, tek tip elbise düzenlemesine karşı direnen çok sayıda kişinin ağır işkencelerden geçtiğini hatırlattı. Düzenlemenin, insanın benliğine bir saldırı olduğunu ifade eden Turgay, “Geçmişte buna karşı direnirken büyük bedeller ödendi.O günlerde kabul edilmeyen uygulama günümüz koşullarında asla kabul edilmeyecek. Bizler o gün de kabul etmedik, bugün de asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

 

Teslim almak istiyorlar

Konuyla ilgili hükümeti uyardıklarını ve uyarmaya da devam edeceklerini kaydeden Turgay, şöyle devam etti: "78’liler olarak gelişebilecek cezaevi direnişlerine destek olmaya devam edeceğiz. Devlet her zaman cezaevlerine hakim olmak istedi ve cezaevlerindeki tutsakları teslim alma, onursuzlaştırma, dışarı ile bağlarını kesme gibi girişimlerde bulundu. Yine tek tip elbise ile cezaevlerindeki devrimci tutsaklar teslim alınmak isteniyor. Elbette ki devrimci tutsaklar bu insanlık dışı uygulamayı asla kabul etmeyecektir."




Tutsakların kıyafetleri verilmiyor


Elazığ E Tipi Cezaevi’nden geçtiğimiz günlerde Elazığ T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen tutsaklar, işkence gördüklerini ve kıyafetlerinin kendilerine verilmediğini duyurdu.

Elazığ T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen tutsaklardan Mehmet Kaya, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde yaşananları anlattı. Babası Mehmet Sıddık Kaya, oğlunun 2 ay görüş cezası aldığını ve görüş yasağı olduğunu söyledi. Kaya oğlunun kendisine, “Koğuşta bize işkence yaptılar elbiselerimizi de bize vermediler. Ondan sonra hepimize işkence edip T Tipine attılar” dediğini aktardı.

Yaşananlara karşı tepkisini dile getiren baba Kaya, “Böyle adalet olmaz. Cezaevine gittiğin zaman kapıda ‘adalet’ yazıyor ama Türkiye’de adaletin olmadığını görüyoruz. Tek tip elbiseyi kabul etmiyoruz çocuklarımız da kabul etmiyor. Kimse bize bu dayatmayı kabul ettiremez” diyerek yaşananların tek tip kıyafet dayatması ile bağlantılı olduğunu söyledi.




Ailesinden 59'uncu başvuru


Öcalan ve diğer 3 tutsağın aileleri, 59'uncu kez yakınlarıyla görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. 

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve ablası Fatma Öcalan, avukatları aracılığıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na Pazartesi günü için görüşme başvurusunda bulundu. İmralı’da tutulan Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar ve Veysel Aktaş’ın ablası Sabiha Aslan da avukatları aracılığıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na görüşme başvurusunda bulundu.

Bu görüşme talebi ile aileler, 11 Eylül 2016’dan beri 59'uncu kez başvuruda bulunmuş oldu. Bütün başvurular çeşitli bahanelerle reddedildi.




Ortak direnişle kırılır


Tek tip kıyafet uygulamasına tepki gösteren tutsak yakınları, “Dışarıdan ailelerin dayanışması, içeriden de tutsakların direnişiyle kırılacaktır” dedi. Manisa T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsakların yakınları, tutsaklara 12 Eylül’ü yaşatmalarına izin vermeyeceklerini söyledi.

 


Kefen canlı giyilebilir mi?

Manisa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Celal Tekin'in annesi Siti Tekin, OHAL ile birlikte cezaevlerinde baskı ortamının arttığını hatırlattı. Tekin şunları söyledi: "Tek tip kıyafetleri tutsakların zaten kabul etmeyeceklerini biliyoruz. Devlet de bunu çok iyi biliyor. Bu durum; işkence, saldırı ve cezaların yolunu açacak. Cezaevlerindeki baskılara son verilmesini istiyoruz. Her gün kaygılarımız git gide artıyor. Tutsakların tüm kazanılmış hakları ellerinden alınıyor. Artık tutsakların üzerinden ellerini çeksinler. İnsanlar kefeni canlı giyebilir mi? Kölelik istemiyoruz. Cezaevlerine yapılacak herhangi bir saldırı karşısında direneceğiz."



Aynı cezaevinde bulunan Mehmet Tekin’in kızı Saadet Tekin de tutsakların tek tip kıyafet uygulamasına karşı duracaklarını ve kararlı olduklarını gördüklerini söyledi. Tekin, “Tek tip kıyafet dayatması da aynı şekilde dışarıdan biz tutuklu ailelerin dayanışması, içeriden de tutsakların direnişiyle kırılacaktır. İnsanların onuru ve gururuyla oynamaya çalışıyorlar. Tutsaklara 12 Eylül dönemini yaşatmalarına hiçbir şekilde izin vermeyeceğiz" şeklinde konuştu. 



 Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazetelerinin dağıtımcısı tutuklu Semih Elitaş'ın ağabeyi Erol Elitaş da tek tip kıyafet uygulamasının dünya hukuk sisteminde yeri olmadığını belirtti. Tek tip kıyafet olduğu sürece cezaevlerinde yargılama süreçlerinin uzayacağını vurgulayan Elitaş,şunları ifade etti: "Çünkü bu insanlar kimlik mücadelesi verdikleri için cezaevindeler. Sadece Kürtlere bunu reva görmek istiyorlar. Cezaevlerinde zaten ayrı bir tecrit uygulanıyor. Tek tip kıyafetler de tecridin ayrı bir boyutudur. Kardeşimle bu konuya ilişkin görüştüm. Bir tiyatro çevirdiklerini ve tiyatronun bir parçası olmayacaklarını dile getirdi. Yani tek tip kıyafeti kabul etmeyecekler. Biz de aileler olarak bunu kabul etmeyeceğiz."



746

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA