Aleviler ve 2018

Cihan EREN

11 Ocak 2018 Perşembe | Forum

Türk devleti başından itibaren Aleviliği inkar  edip yok saydı. Alevileri en tehlikeli topluluk ilan etti. Alevilere hakaretin her türlüsünü layık gördü. Bu Alevilerin inançlarını unutacak noktaya gelmesine bir kesiminde kendini inkar etmesine yol açtı. 

1990’nın başından itibaren Aleviler, Kürdistan’da yaşanan demokratik devriminin sonuçlarından, dünya ve bölgede yaşanan gelişmelerden etkilenip meydana çıkmaya başladı. Kendilerini dışındakilerine tanıttıkça Kemalistlerin ve din istismarcıların toplumda yarattığı önyargılar belli oranda değişmeye başladı. Bu Alevilerde belli bir rahatlamaya ve güvene yol açtı. 7 Haziran seçimindeyse siyasi olarak meydandaydılar. Tüm bunlar Alevilerin Türkiye ve Kürdistan demokrasi güçleriyle hareket etmesi halinde ne tür gelişmeler yaratabileceğini ve neler kazanabileceğini gösterdi. Bu sonuç Alevilerin aynı zamanda Türkiye demokrasi mücadelesinin önemli bir gücü olduğunu da göstermiş oldu. 

Alevilerin de içinde yer aldığı Türkiye ve Kürdistan’daki demokratik gelişmelere karşı, devlet adı altında örgütlenmiş kesimlerin cevabı darbe mekaniğini harekete geçirmek oldu. Gülen-Erdoğan-Bahçeli ekiplerince üst üste yapılan ve halen devam eden darbeler dizisinin Türkiye’de yol açtığı sonuçlar herkesin malumudur. Türkiye’de bunlar olurken, Ortadoğu’da da III. Dünya Savaşı yaşanıyor. Bu savaş; Ortadoğu’daki bazı yapıları yıkacak, bazılarını dönüşüme uğratacak, yeni bazılarını da ortaya çıkararak sonuçlanacaktır. TC, halk ve inanç gruplarıyla yaşadığı sorunları şiddetle bastırmak dışında politikası olmayan bir bölge devletidir ve Ortadoğu’da yaşananlardan direkt etkilenmektedir. İkincisi, III. Dünya Savaşı’nda taraf olan küresel sermaye sisteminin üyesidir ve bu savaşın içinde yer almaktadır. Ancak faşist diktatörlükle yönetildiği halde “ben demokratım” diyerek bölge devleti olma gerçeğini, her şeyi ile küresel sisteme bağlı olduğu halde de “ben tam bağımsızım” diyerek sistemle bağlarını inkar etmektedir. Bu da çok ciddi zorlanmasına yol açmıştır. Zorlandıkça içerdeki muhaliflere ve muhalif potansiyeli taşıyan güçlere saldırmaktadır. Bu politika halkların ve inanç gruplarının varlığı için soykırım yapmak anlamına gelmektedir. Bu politikanın direkt hedef aldığı Aleviler için 2018’in en büyük tehlikesi bu politikanın şiddet dozunu artırmasıdır. 

Devletin eski ve yeni yönetici kliği ittifak içinde çalıştığı için bu tehlikeli politikanın Aleviler üzerinde hangi yöntemlerle pratikleşebileceğini tahmin etmek zor değildir. Bu devlet Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında başta Kürtler olmak üzere Ermeni ve Asurileri katletti. TC, dışarıdaki savaşın  doğrudan içinde olmadığı zamanlardaysa içerde iç savaş ortamı yaratarak yaşadığı krizleri darbeler ile atlatmak istemiştir. 15 Temmuz darbesine kadar darbelere gerekçe yaptığı “iç savaş, anarşi, kaos vb...” ortamı da MHP’li ülkücülere yaptırdığı katliamlarla hazırlatırdı. Ve tüm bu “kaos ve iç savaş” ortamının mağdurlarının başında da her zaman Aleviler gelirdi. 

Şimdi devlet bir kez daha büyük bir kiriz içinde ve kendini bundan faşizmle kurtarmaya çalışmaktadır. Kürt halkının taleplerini ve mücadelesini faşizmin bu kadarına gerekçe edebiliyor. Daha çok faşizm için başka gerekçelere ihtiyaçları olduğu görülüyor. Bu yorumun doğruluğu için Hitlerin 1938’den önce yaptıklarına bakılabilir. Bunun için Erdoğan ve Bahçeli, devletin eksik kalmış karanlık noktalarını tamamlamak için Kürt olmayanlara daha fazla saldırmak zorunda hissediyorlar. Yani içerde birilerine tıpkı Kürtler gibi yönelmeye ihtiyaç duyuyorlar. Bu yeni saldırının paralı askerleri son KHK ile koruma altına alınan dinci-milliyetçi faşistlerdir. Yani Erdoğan-Bahçeli ittifakının özdeşi çetelere bu işleri yaptıracaklar. Bu kafadaki çetelerin en kolay saldıracakları kesim Aleviler olacaktır. Bu çetelerin ve bunlara eleman aktaran din istismarcısı cemaatlerin iç toplantılarında bu konuları tartıştıklarını biliyoruz. AK-kontra güçler, Erdoğan-Bahçeli liderliğindeki devletin tam işlerlik kazanması için eksik olan gerekçeyi yaratmak gayesiyle Alevileri hedef almaya hazırlandıklarını tahmin etmek zor değildir. Aleviler için 2018’in kapıdaki tehlikesi tam olarak budur. Buna karşı öz savunma temelinde örgütlenmek, demokrasi mücadelesini yükseltmek dışında çıkar yol yoktur.

 Türk devleti din istismarıyla yol açtığı sorunlar gibi sorunlar yaşamayabilirdi. Sorun çözen demokratikleşmiş örnek bir ülke olabilirdi. Ancak devlet faşist diktatörlüğü tercih etmiştir. Bunun birinci nedeni; Kürt ve Alevi sorunu gibi temel sorunları çözmek istenmemesidir. İkincisi; egemenlerin kendi arasındaki iktidar kavgası ve bu kavgaya toplumu da katma politikasıdır. Üçüncüsü; Egemenlerin halk ve inanç gruplarının demokratik talepleri söz konusu olunca birlikte halka saldırmasıdır. Bunun için 2018’de Alevilerin yaşayacağı en önemli gelişme bu politikanın akıl hocasının CHP zihniyeti olduğunu daha fazla bilince çıkarması olacaktır. Çünkü devletin CHP zihniyeti başından itibaren Alevilerin örgütlenmesi önündeki temel engeldir. Devlet CHP-Kılıçdaroğlu ile AKP MHP faşizmini Alevilere kabullendirme taktiğini yürütmektedir. Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünün stratejisi Erdoğan-Büyükanıt-Baykal görüşmelerinde çizilmiştir. Erdoğan’ın “o görüşmelerde tartıştıklarımızı kendimle mezara götüreceğim” dediği şey, faşizmi MHP-AKP ortaklığı ile devletleştirmek, CHP’nin de muhalifmiş gibi muhalefet etmek, kararı olduğunu bilelim. Aleviler, AKP-MHP’nin ne olduğunu biliyor. Alevilerin yeterince tanıyamadıkları CHP’dir. Devlet bunu bildiği için Alevileri CHP ile oyalamakta ve onunla faşizme alıştırmaktadır. Alevilerin AKP-MHP faşist rejiminin meşrulaşmasında ve kurumsallaşmasında  oynadığı rolü görüp CHP’ye tavır alması 2018’i kendileri için başarılı bir yıl haline getirecek düşünce gücü verecektir. 

Aleviler bu kadar büyük tehlikelerle karşı karşıyayken önemli bir örgütlülük düzeyleri olmasına rağmen etkili tepki vermemeleri de düşündürücüdür. Alevi örgütlerinde yaklaşık bir buçuk yıl önce başlayan durgunluğun aşılması şarttır. Örgütlü güç katliam tehlikesini önemli oranda bertaraf edecek ve 2018’i büyük başarıların yaşandığı bir yıl yapacak en önemli olanaktır. Yeter ki harekete geçirilsin. 

Bu zor ancak zafere çok yakın süreçte, Kürt Rêya Heq-Alevi süreğinin örgütlü mücadelesinin oynayacağı rol ise her zamandan daha çok önemlidir. 


95

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA