Yücel'e karşılık silah

Almanya, Türkiye'ye silah satarak Kürtlerin katliamında rol almaya devam ediyor. Şimdi de AKP'nin rehin aldığı gazeteci Yücel'in serbest bırakılmasına karşılık silah satışı devrede.

08 Ocak 2018 Pazartesi | Dünya

Alman-Türk hükümetleri arasındaki kirli pazarlıklar, bu defa da AKP'nin rehin aldığı gazeteci Deniz Yücel'in serbest bırakılması karşılığında daha fazla silah satışına dönüşüyor. 

Almanya'nın Goslar kentinde görüşen Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ilişkilerde yeni bir başlangıç mesajı verirken, Türk devletinin yeni katliamlarını teşvik eden bu kirli ilişkiyi ise bizzat Alman basını teşhir etti. Çavuşoğlu-Gabriel görüşmesinin ardından her iki dışişleri bakanı gazetecilerin karşısına çıktı. 

Basın toplantısında ilk olarak söz alan Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, iki ülke arasında tarihten günümüze kadarki ortaklığa dikkat çekerek Almanya'da 3 milyon Türkiyelinin olduğunu hatırlattı. 


Gabriel çarpıtıyor

Geçen aylarda Türkiye ile Almanya arasında siyasi konularda bir takım fikir ayrılıklarının söz konusu olduğunu söyleyen Gabriel, "Her konuda hemfikir değiliz ama şunu belirtmekte fayda var. Tüm bu zorlukları aşmayı bir görev biliyoruz ve sorumluluğumuzun da bilincindeyiz. Değerli meslektaşımla ben, geleceğe yönelik bu gerilimleri aşmak için gereken adımları atmayı ortak bir vazife olarak kabul ediyoruz" dedi. 

Gabriel, 4 Kasım 2017'de Çavuşoğlu ile Antalya'da görüştüğünü de hatırlatarak o süreçte bir takım olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. Alman hükümeti özellikle o görüşmeyi gizli tutmak istemişti. Aynı gün, Alman polisi Düsseldorf'ta Kürtlerin yaptığı yürüyüşe saldırmıştı. Hem polisin Kürtlere saldırısı, hem de Antalya'daki görüşmenin aynı güne denk gelmesi aynı zamanda Kürtler aleyhine olan Türk-Alman işbirliğini bir kez daha gözler önüne sermişti. 

Önceki gün Gabriel de, Türk yargısının bu görüşmenin ardından tutuklu bazı Almanları serbest bıraktığını itiraf etti. 

Gabriel devamla şunları söyledi: "Tüm bu gelişmeler ışığında geleceğe yönelik ne gibi adımlar atılabilir bunları görüşmek istiyoruz. Her ikimiz de ekonomi bakanlarımıza tavsiyede bulunarak, bir müddettir toplantıları gerçekleşmemiş ortak ekonomi kurullarının yeniden düzenli olarak bir araya gelmeleri yönünde tavsiyede bulunmak isteriz. Aynı şekilde dışişleri bakanlıklarımızın da stratejik dışişleri bakanlıkları düzeyinde diyaloğun yürütülmesi için adımlar atmasını isteriz" dedi.

Çavuşoğlu ile bir dizi konu hakkında görüştüğünü söyleyen Gabriel, Yemen ve Suriye'deki durumu ele aldıklarını söyledi. 

Türkiye, DAİŞ, El Nusra ve benzeri çete örgütlerini himaye edip her türlü savaş suçunu işlerken Gabriel, Türkiye'nin Suriye'de DAİŞ ile mücadele ettiğini iddia etti. Gabriel "Bizler NATO partneriyiz, aynı zamanda DAİŞ'le mücadelede önemli birer müttefiğiz. Dolayısıyla bizleri birbirimize bağlayan konulara odaklanmayı da önemsiyoruz" dedi. 


Erdoğan bile itiraf ederken...

Oysa daha geçtiğimiz Cuma günü, Paris'te Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşen Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bile bir gazetecinin Suriye'de terör çetelerine gönderilen MİT TIR'larıyla ilgili sorusuna "İstihbarat teşkilatlarının bu tür operasyonlarına yönelik kamyonlarla silah taşıma gibi yetkileri vardır" karşılığını vererek başta DAİŞ olmak üzere çete örgütleriyle işbirliğini itiraf etmişti. 

Çavuşoğlu'nun ziyareti, Deniz Yücel serbet bırakılması yönündeki çabalar ile silah satışı arasındaki bağlantıyı da Alman basınında gündeme getirdi. 

Gabriel bir gazetecinin, "Der Spiegel dergisine verdiğiniz demeçte, Almanya’dan Türkiye’ye silah ihracatına onay verilmemesinin Deniz Yücel vakası ile bağlantılı olduğunu ifade ettiniz. Bu konuya açıklık getirir misiniz" şeklindeki sorusuna karşılık şu iddiada bulundu: "İki konunun birbirine karıştırılması doğru değil. O söyleşide bu iki konu birbirine karıştırılmadı. Mevcut içtihat gereği NATO ortakları arasında silah ihracatında kısıtlamalara gitmek sadece belirli koşullar altında mümkündür. Deniz Yücel vakasını savunma konularıyla hiçbir şekilde birbirine karıştırmadım. Size bir örnek vermek istiyorum. Türk askeri örneğin Suriye’de DAİŞ’e karşı mücadele veriyor. Şimdi biz Alman savunma sanayisi olarak ülkemizde bu gibi mayınlara karşı koruyucu teçhizata sahipsek bunları ihraç etmeyecek miyiz? Çünkü her şeyden önce Alman askerleri de bir takım yurtdışı operasyonlarında görev almakta. Bu gibi durumlarda biz bu teçhizatı tedarik etmeyeceksek ortağımız açısından ciddi bir tehlikeye yol açarız."

Basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu da "Bazı sorunlar yaşadık. Hatta ilişkilerimizde tırmanma da oldu, gerginlikler de oldu. Fakat biz bunun diyalog yoluyla aşılabileceğine inandık. Karşılıklı anlayış diyalog ve samimi işbirliği içinde ilişkilerimizi geliştirebileceğimize inanıyoruz" dedi.

Çavuşoğlu "Almanya bir gün PKK’nın gösterilerini durdurmaya kalktığında bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğunu görecektir" ifadeleriyle de görüşmelerde Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne yönelik kriminalizasyon politikasının devam edeceği mesajını da vermiş oldu. 


AKP'nin Osmanlıları yine tartışma konusu 

Almanya'da Federal hükümet, Türk hükümetiyle kirli pazarlıklarda bulunurken, AKP'nin Almanya'daki suç örgütlerine tepkiler de her geçen gün biraz daha artıyor. 

Ülkenin en büyük eyaleti Nordrhein Westfalen İçişişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada adı Kürtler ve Türkiyeli demokratlara saldırılar, cinayet, fuhuş, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ile gündeme gelen Osmanen Germania'ın (Almanyalı Osmanlılar) Türk makamlarınca desteklendiği belirtildi.

Konuyla ilgili bir soruya yanıt veren İçişleri Bakanlığı sözcüsü, "rockçı çetelerle benzerlik gösteren, internette kısmen aşırı sağcı bir duruş sergileyen, milliyetçi Türk grubun" "en geniş anlamıyla Erdoğan rejimi" ile bağlantısı olduğunu belirtti. Açıklamada internetteki paylaşımda kişisel bağlanıtıları gösteren fotoğrafların birer kanıt olduğu vurgulandı. 

Öte yandan Eyalet İçişleri Bakanlığı, AKP'ye yakınlığı ile bilinen Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin (UETD) Almanyalı Osmanlılar grubu üyelerini güvenlik görevlisi olarak görevlendirdiğini belirtiyor. Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinin haberinde ise bir UETD yöneticisinin Almanyalı Osmanlılar ve AKP arasında aracılık yaptığını yazdı. 


GOSLAR/DÜSSELDORF


584

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA