Yargılanan fotoğraflar

Ruşen Takva, çektiği sanatsal fotoğraflar nedeni ile yargılanan bir gazeteci, bir fotoğraf sanatçısı. Çektiği fotoğraflarla ‘örgüt propagandası’ yaptığı gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Türk yargısı daha ileri giderek, uluslararası ödülleri olan Takva’nın ‘fotoğraflarının sanatla ilgisi olmadığını‘ iddia ederek, sanat otoriteliğine soyundu. Takva’nın suçlama konusu yapılan fotoğraflarından biri de 4. yüzyılda inşa edilen Aziz Bartalmay Manastırı da var.

06 Ocak 2018 Cumartesi | Kültür-Sanat

TİJDA YAĞMUR / HABER MERKEZİ


Bir seneyi aşkındır devam eden OHAL uygulamaları birçok alanı olduğu gibi sanatı da olumsuz yönde etkiliyor. Birçok dergi kapatıldı, film, belgesel sansüre uğradı, tiyatrolar mühürlendi. Son olarak Uşak’ta gerçekleşen fotoğraf yarışmasında uygulanan GBT kontrolüyle bu baskı süreci zirveye çıktı. Valilik ve belediyenin Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) ile ortak düzenlediği fotoğraf yarışmasına katılanların, güvenlik sebebiyle GBT kontrolüne tabi tutulduğu ortaya çıktı. 

Sürece dair yarışma katılımcılarından KHK ile kapatılan İMC TV muhabiri fotoğrafçı Ruşen Takva ile görüştük. Meselenin özünde kendini muktedire ispatlama sorunu olduğunu söyleyen Takva, “GBT’si bozuk” arkadaşlar bölgeden olduğu için asıl amaç ve hedef bölge fotoğrafçılarına” diye de ekliyor. 



Mesleki ve ahlaki bir ayrım var

Tüm fotoğrafçıların OHAL’den etkilendiğini söylemenin çok doğru olmadığını ifade eden Takva, mesleki ve ahlaki bir ayrışma olduğundan bahsediyor: “Şu an ülkede yargılanan ve tutuklu bulunan gazetecilerin neredeyse tamamı zaten çektikleri haber fotoğraflarından yargılanıyor. Sokakta yaşanan hak ihlallerini, cenazeleri, kurşunlanarak öldürülen Taybet Ana gibi sivilleri, evinden çıkamadığı için buzdolabında bekletilen çocuk cenazelerini belgeler, bunu da kamuoyu ile paylaşırsan soruşturma, işsiz bırakılma gibi uygulamalarla karşı karşıya kalıyorsun. Diğer türlü yaranma psikolojisiyle, her yapılana, söylenene onay verdiğinde devletin şefkatli kucağı sana açılıyor. Tabii bu kucağın bir de bedeli var; kişiliğin ve şahsiyetin.”


Sanatla ilgisi yok

Gazetemize konuşan Ruşen Takva’ya, yaşanan sokağa çıkma yasaklarını fotoğraflaması sebebiyle “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açıldı. Savunmasında çektiği fotoğrafların sanatsal kaygılarla çekildiğini söyleyen Takva’ya savcılığın cevabı “Fotoğrafların sanatla ilgisi yoktur” oldu. “Dünyanın hiçbir ülkesinde savcıların sanat bilirkişi misyonları yoktur. Bu misyonu yüklenmeleri abesle iştigaldir. Eğer bu hak onlarda varsa, birisi de çıkıp ‘Kardeşim senin yaptığın işin de hukukla alakası yoktur’ der.”  

Dünya kamuoyu tarafından kullanılan, ödüllendirilen bu fotoğraflara mahkeme, 1 yıl 8 ay ceza verdi.


Bir daha olsa yine çekerim

Sokağa çıkma yasaklarındaki tanıklığının kendi vicdan muhasebesi olduğundan bahseden Takva, “Bir daha olsa ki yürekten temennim bir daha asla bölge halkının böylesi bir süreci yaşamamasıdır, yine çekerim.” diyor.




Aziz Bartalmay Manastırı



Takva’ya açılan davada yer alan fotoğraflarından biri de Aziz Bartalmay Manastırı. Gerekçe ise, Takva’nın fotoğrafı paylaşırken yazdığı  “Bir halkı devletsizleştirip otorite altına almak istersen , öncelikle tarihini yok etmelisin ” ifadesinin KCK’nin söylemleriyle benzerlik taşığının düşünülmesi. “Savcılık sormadı bile kim ve hangi halktan bahsediyorsun, belki ben Burkina Faso halkı için özgürlük istiyordum. Bilmiyorum KCK Burkina Faso için bir eylem planı koymuş mu?”



Kobanê direnişi fotoğrafları

İddianemenin bir diğer propaganda öğesi, 6-8 Ekim Kobanê direnişinde çekilmiş bu 3 fotoğraf. Takva’nın çocuklarla özel olarak ilgilendiğini belirten savcılık, bunu bir suç olarak iddianemeye taşıdı. 

“Mahkeme de ikna olmamıştı ki şöyle bir ifadeyle konuyu zirveye çıkardı: ’Sanık Ruşen Takva’nın gazetecilik hayatı boyunca tek bir çocuk istismarı haberi yapmadığı göz önüne alınırsa …’

 Takva, sokağa çıkma yasaklarında kaydedilmiş görüntülerin yargılanmasının ancak “suçlu psikolojisi ile açıklanabileceğini söylüyor.



777

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA