Sakine, Rojbin ve Ronahileri anarken

Zeki AKIL

06 Ocak 2018 Cumartesi | Forum

Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez arkadaşların katledilmelerinin yıldönümünü savaş ve direniş içinde karşılıyoruz. Sakine arkadaş “Hep Kavgaydı Yaşamım” diyordu. Hareketimiz ve halkımız için de yaşam direniş olmaya devam ediyor. Türk ırkçılığı halklara olan düşmanlık politikalarından ve Kürtler üzerinde yürüttüğü soykırımcı uygulamalarından vazgeçmedi. Önder Apo Türk devletini barış ve demokrasi çizgisine çekmek ve Kürt sorununu çözmek için uğraşırken AKP hükümeti gidip Paris’te üç devrimci Kürdistanlı kadını katletti.

AKP, İmralı’da görüşmeler yaparken Paris gibi bir merkezde Sakineleri katletmekten geri durmuyordu. Komplocu ve karanlık yüzlerine çözüm maskesini takmışlardı. Paris’te siyasi cinayetler böyle kolay işlenemez. Ancak Erdoğan ve şürekası gözü kararmış bir intikamcılıkla devrimci kadınları hedeflediler. Uzun yıllara dayanan bir savaş olmasına rağmen o güne kadar böyle cinayetlere başvurulmamıştı. Erdoğan’ın yönetimi altında Roboskî dahil katliam ve cinayetler göze alındı.

Erdoğan ve şürekası Sakineler şahsında devrimci kadından intikam aldılar. Ayrıca Sakine PKK’de militan kadının temsilini yapıyordu. PKK’nin öncü kadrolarındandı. PKK’yi kuranlara karşı sınırsız bir kin ve nefret besliyorlardı. Avrupa’nın en önemli merkezinde üç kadını öldürecek kadar şirazeden çıkmışlardı. Erdoğan çözüm sürecini aslında hiç başlatmadı. Başlatmış gibi yaptı. Ciddi bir girişim ve niyet olsaydı böyle kanlı oyunlara ihtiyaç duymazdı. Zihniyet ırkçı ve Kürt düşmanlığı temelinde oluştuğu için DAİŞ’le ittifak yapmakta sakınca görmeyeceklerdi.

Sakine vurulduğunda “bizi ruhumuzdan vurdular’’ demiştim. Çünkü Sakine sadece bir kadın veya militan değildi. Gerçek anlamda PKK militanlarında özgün bir özellik olan ruhi birliği ve şekillenmeyi temsil ediyordu. Büyük bir arkadaş sevgisi ve ruhi bütünleşmeyi şahsında sentezlemişti. Arınmış ve yücelik mertebesine ulaşmış bir ermiş olarak tanımlanabilir. Asiliği, kavgacılığı, isyankarlığı kendisine o kadar güzel yakıştırmıştı ki, kimse onun bu özelliklerinden rahatsız olmazdı. Asi ama asil, dik başlı harika bir kadındı. Yüreği sevgi ve güzellik için hep çarptı. Geri ve çirkin olan ne varsa hiç kendisine yakınlaştırmadı. Bir ömrü zorlu mücadele içinde geçirip böyle arınmış gibi kalmak herkesin harcı değildir. Bu açıdan Sakine tarihe geçecek devrimci kadın önderlerinden birisi olmayı hakketmiş bir insandır.

Türk devleti Kürt erkeklerini düşürmek için onun en zayıf tarafı olarak hep kadını kullandı. Aranan, firari duruma düşmüş erkekleri teslim almak için kadınlarını rehin tutarlardı. Erkek de namusunu kurtarmak için gelip teslim olurdu. Sakine bu politikaları ve yargıları yerle bir etti. Birlikte hapis yattığı erkeklerin çoğundan daha yiğit ve direngendi. Cuntanın faşist terörü altında ve Diyarbakır gibi işkenceleriyle nam salmış bir zindanda direngen kişiliğiyle devrimci bir kadının nasıl yücelebileceğini dosta düşmana gösterdi. Sakine’yle Kürt toplumunun başı eğilmedi tersine onur kazandı. Halkına ve arkadaşlarına bağlılığın, devrimci iradenin sarsılmaz temsilciliğini yaptı.

Erdoğan ve faşist taifesi Sakine karşısında ancak katil olabildiler. Ne kadar komplocu ve düşük ruhlu olduklarını ortaya koyabildiler. Hiçbir yerde ve zeminde bu cinayetlerini savunamadılar. Bu yüzden de daha çok küçüldüler. Sakine her yerde, herkese karşı yaptıklarını savunma cüretini gösterebilen yüksek ruhlu bir insandı. Devleti ve gücü elinde bulunduran AKP yöneticileri ise etik değerlerden ne kadar uzak düştüklerini gösterdiler. Cinayetlerini savunamaz karanlık suratlar olarak hafızalara kazınacaklar.

Sakine, Rojbin ve Ronahi arkadaşları büyük bir saygıyla anıyorum. İnsanlık değerlerine, kadın düşmanlarına karşı hesap sorma sözümüzü yeniliyoruz. Irkçı ve faşist güçler rahat yüzü görmeyecekler. Sakinelerin direniş ruhu hep enselerinde olacaktır. 



196

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA