Yardımsever Almanlara ‘onur ödülü’

Geçtiğimiz günlerde 3’üncüsü düzenlenen Uluslararası Êzîdî Akademisyenler (GEA) Konferansında, yaptıkları çalışmalardan dolayı GEA tarafından Dr. Melanie Schotola ve Kilise papazı Dr. Jochen Reidegeld’e onur ödülü verildi.

09 Kasım 2017 Perşembe | Toplum-Yaşam

MURAT MANG / BİELEFELD


Geçtiğimiz günlerde 3’üncüsü düzenlenen Uluslararası Êzîdî Akademisyenler (GEA) Konferansında, yaptıkları çalışmalardan dolayı GEA tarafından Dr. Melanie Schotola ve Kilise papazı Dr. Jochen Reidegeld’e onur ödülü verildi. Dr. Reidegeld, “Bana verilen en büyük ödül, yaptığım yardım sonrası çocukların gülüşüydü” derken, Dr. Melanie Schotola ise, Êzîdîlerin özgür olması gerektiğini söyledi. 

 DAİŞ’in 2014 yılında Êzîdîlere yönelik saldırılarının yarattığı trajik sahneler dünyanın her yerinde insanları etkileyerek ayağa kaldırdığı gibi hayırsever kesimleri de harekete geçirmişti. Dr. Melanie Schotola ve Dr. Jochen Reidegeld o insanlardan sedece ikisi. Dr. Schotola, yaptığı yardımın şerefli bir iş olduğunu, Dr. Reidegeld ise Êzîdî Kürt çocuklarından çok etkilendiğini  ‘Êzîdîlerden öğreneceğimiz çok şey var’ diyor… 

Örnek davranış sergileyen bu iki güzel insanın duygu ve düşüncelerini de içeren hikayelerini sizler için derledik.


‘O çocuklar ‘kazanacağız’ diyordu’

Kilise papazı Johen Reidegeld DAİŞ saldırıları sonrası Êzîdîlerin yaşadığı jenositten etkilenerek kolları sıvayıp yardım çalışmalarına başlıyor. Yaşananlar karşısında çok etkilendiğini söyleyen Dr. Reidegeld bölgeye yardım götürüyor. Kürdistan’da kurulan kamplarda yaşananlara ilişkin çektiği görüntüleri paylaştıktan sonra duygularını ilk olarak Konferans’da dile getiren Dr. Reidegeld, çocuklardan çok etkilendiğini açık bir dille belirterek “İzlediğimiz videoda insanların orada nasıl yaşadığını gördük. Suruç’taki kamptan görüntülerdi. Zafer işareti yapıyordu çocuklar. O çocuklar ‘kazanacağız’ diyordu. Zulümden kaçan çocuklardı. İnsan o çocuklara baktığında neler yaşadıklarını görebiliyordu. Birçoğu yaşadıkları nedeni ile konuşamıyordu” diyor. 


Êzîdîlerden öğreneceğimiz çok şey var

Konuşmasının devamında neden yardım çalışmalarına başladığına anlatan Dr. Reidegeld, kamplardan edindiği izlenimlerle konuşmasına şöyle devam ediyor: “Kitaplarda jenositlerden bahsedilirdi. Fakat gözümle gördüm. Bu durum insanı daha çok yardım yapmaya teşvik ediyor. Bana verilen en büyük ödül, yaptığım yardım sonrası çocukların gülüşüydü. Viranşehir’de bir kampta çadıra gittik. Aile jenositten kaçıp gelmişti. Ellerinde hiçbir şey yoktu. Sadece canlarını kurtarmışlardı. Ama o halleriyle bize çay ikram ediyorlardı. Ben Êzîdîleri ve kültürlerini düşündüğümde onlardan çok öğreneceğimiz şeyler olduğunu düşünüyorum. Êzîdî ve diğer inançlara özgürlük kalmamış o bölgelerde.”


Aldığı ödülü Êzîdî toplumuna bağışladı

Dr. Reidegeld, Êzîdîlere yardım etmeleri gerektiğine vurgu yaparak diasporada yaşayan Êzîdîlere ve Avrupa halklarına çağrıda bulunarak şöyle konuştu: “Ben bir kilise sorumlusu olarak diyorum ki Êzîdîler burada dinlerini özgürce yaşamalıdır. Buradaki tüm Êzîdîler bunun için çalışmalı. Bu çalışma sadece Êzîdîler için değil Hıristiyanlar için de olmalı. Ninova Ovası’ndaki Êzîdî ve Hristiyanları diğer inançları kendi topraklarında korumalıyız. Orası onların ülkesi. Bu büyük bir trajedi. 

İki olayı anlatmak istiyorum. Suruç kampı, Kobanê’ye yakındı. Kobanê’ye yardım için insanlar oraya geçmek istiyordu. Türk hükümeti bırakmıyordu. Ben de o insanların arasına girdim. Bir insan tek başına cennete gitmez. Biz onlara yardım edersek birlikte cennete gideriz. Bana verilen ödülden dolayı teşekkür ediyorum. Aldığım para ödülünü Êzîdî toplumuna bağışlıyorum.”


Benim için bir şereftir

Almanya’da Êzîdîlere ve ilticacılara yaptığı yardımlar nedeniyle dolayı GEA tarafından onur ödülüne layık görülen bir diğer isim Dr. Melanie Schotola, yaptığı işin kendisi için bir şeref olduğunu belirtti. Êzîdî bir genci evinde yıllarca konuk etmesi ve Êzîdî yardım organizasyonları ile birlikte yardım çalışmalarına katılması nedeni ile layık görüldüğü ödüle ilişkin duygularını dile getirirken duyduğu memnuniyeti belirterek, “Ailem ve eşim de bana çok yardım etti. Yaptığım işten dolayı size ne söyleyeceğim diye çok düşündüm. Fermandan kaçıp gelen insanlara gönlünüzü açmanız lazım. Êzîdî olmalarından ziyade insan oldukları için yardıma ihtiyaçları var. Yardım insani bir şeydir” dedi. 


‘Şengal özgür olmalı’

Dr. Schotola konuşmasının devamında yapılan çalışmaların yaşanan trajediden dolayı zahmetli de olduğunu belirterek Êzîdîler hakkında daha önce bilgi sahibi olmadığını internet üzeri bilgi edindiğini itiraf ederek konuşmasına şöyle devam etti: “Zahmetliydi. Êzîdîlik üzerine internetten bilgi aldık. Êzîdîlerin maruz kaldığı zulmü gösteren o resimlere bakmak çok zordu. Korkunç resimlerdi. Şengal’in Êzîdîler için önemli bir kent olduğunu öğrendim. Bu nedenle Şengal özgür olmalı diyorum. Dolayısı ile Êzîdîlerin özgür olması gerektiğini düşünüyorum.”


Ödülü GEA’ya bağışladı

Dr. Schotola konuşmasını şöyle tamamladı: “Êzîdîler tarihi bir kültüre sahipler. Bu kültür 74 ferman yaşamış. Êzîdîlerin bu fermanlara rağmen ayakta durmalarından dolayı umutlu olmak gerekiyor. Çünkü 74 ferman sonrası bu halk yine ayakta kalmış. Bundan sonra ben de GEA’ya yardımcı olmak istiyorum. Umut ediyorum ki bu bir örnek olur. Êzîdî akademisyenler de kendi halkına yardımcı olmalı. Hepimiz birbirimize yardımcı olmalıyız. Aldığım yardımı GAE’nın projelerine katkı sunması için tekrar GAE ya bağışlıyorum.”


175

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA