134 günlük soluksuz direniş

Kobanê savaşı başladığında yüzlerce Bakurê Kürdistanlı genç sınır tellerini aşarak savaşmaya geldi. Hepsi fedai ruhluydu, karış karış savaştılar. Ölümü enselerinde hissetmelerine rağmen yoldaş sevgisini kuşanarak özgürlük için ölüme koştular. DAİŞ tanklarla saldırırken, onlar tanklara karşı bedenlerini füzeye, mayına dönüştürdüler. Onların büyük kısmı şimdi aramızda değil.

04 Kasım 2017 Cumartesi | Dizi

NARÎN EFRÎN*


DAİŞ, 14 Eylül’ü 15 Eylül’e bağlayan gece ağır silahlarla üç cepheden eş zamanlı Kobanê’ye saldırı başlattı. Eskiden bir cepheye lokal saldırılar düzenliyorlardı fakat bu kez çok farklıydı; aynı anda tüm cephelerden, 20 köye birden saldırıyorlardı. Aniden ve eş zamanlı saldırılar karşısında zorlandık. Bazı köylerden çekilmek zorunda kaldık. Çünkü çeteler arkamızdan dolanmışlardı. O süreçte vur-kaç taktiğini esas almak istedik, çünkü çetelerin güç yoğunluğuna karşı cephe tarzı bir savaşın yanlış olduğunu düşündük.

Tüm cephelerdeki gücümüzü geri çektik; iki tabur şeklinde örgütledik; tuzaklarla, pusulama yöntemleriyle saldırdık. Şok baskınlar yaptık; Qeremox’a kadar sızma gruplarıyla eylemler düzenledik. Ama hayata geçirmek isteğimiz taktik tam anlamıyla gerçekleşmedi. Birçok köyde cephe savaşı şeklinde devam ettik. Çünkü güçlerimiz bir yılı aşkındır mevzilerdeydi, yıpranmıştı, hareket kabiliyeti azalmıştı.  

Kobanê’nin güneyi, doğusu ve batısından saldırıyorlardı. Güç takviyesi yapacak savaşçımız yoktu. Hangi arkadaş, hangi mevzideyse orada kalıp savaştı, mevzisini korudu. Kobanê’nin doğusunda ve batısında savaşa savaşa şehir merkezine doğru güçlerimiz geri çekildi. Savaşı şehir merkezine çekerek hem savaş cephesini daraltmak hem de düşmanı vur-kaç taktiğiyle etkili bir şekilde vurmak istedik. Eğer vur-kaç taktiğini başından itibaren hayata geçirebilseydik durum daha farklı olabilirdi. Ancak DAİŞ şehir merkezine girince bu taktiği daha sık uygulayabildik.

O güne kadar aynı anda 20 cepheden birden savaşmamıştık. Savaşın, saldırıların çok süratli olması karar almada bizi zorlayan bir etken oldu. O süreçte komuta kademesi olarak Taşluke’de bir araya geldik; vur-kaç taktiğini değerlendirdik. Oluşturduğumuz iki hareketli tabur yıpranmamış olsaydı, DAİŞ’in arkasını sarabilseydik, rahat ilerleyemeyeceklerdi. 


Sınır nöbeti

DAİŞ’in Kobanê’ye saldırısının ikinci günü, Bakurê Kürdistan halkı sınırda çadır nöbeti eylemleri başlattı. İlk olarak Zor Mixara köyünün karşısında çadırlar açıldı. Direnişin son anına kadar bu eylemler devam etti. Binlerce Kobanêli de Elişar köyüne getirilmişti. Bu sırada Türk devleti Bakur halkının direnişe destek nöbetlerini dağıtmak için kitleye saldırıyordu. Türk devletinin saldırıları Bakur halkıyla sınırlı değildi. Doğu cephesi sınırdı ve buradan Türk askerleri güçlerimize karnas silahıyla suikast düzenliyordu.

Cibne köyünden Çarixli köyüne kadar birçok yer düştüğünde, Bakur halkı sınırın iki tarafında çadır kurdu. Ziyaret köyünde DAİŞ çetelerinin tam karşısında kurulan çadırlar geri cephemizi koruyordu. Fakat çetelerin karşısında beklemenin fazla etkili olmadığını gördük. Çadırların karşı karşıya olmasının daha etkili olacağını söyledik. Bakur halkı sınırın bekçisiydi. Direniş sürecinde sınırda 3 çeteyi kaçmak üzereyken yakalayıp bize teslim ettiler. Çeteler direniş karşısında zorlandığında ise Türkiye sınırı onun dördüncü cephesiydi; ancak halk DAİŞ’in saldırısına izin vermedi.


Karış karış savaştılar

Kobanê savaşı başladığında yüzlerce Bakurê Kürdistanlı genç sınır tellerini aşarak Kobanê için savaşmaya geldi. Hepsi fedai ruhluydu. Önder Apo’ya, şehitlere, halka ve toprağa bağlıydılar. Pes etmediler, neredeyse her köyde karış karış savaştılar. Onların büyük kısmı şimdi aramızda değil. İlk geldiklerinde onları eğitme ve araziyi tanıtma fırsatımız çok azdı. Hatırlıyorum; o süreçte bir grup Bakurlu arkadaşı geri cepheye gönderdik; arkadaşlar bir levhanın önünde durmuş, levhada Arapça yazılar olduğu için okuyamamışlardı, dolayısıyla yerlerini tarif edemiyorlardı.

Tarihi Kobanê direnişini zafere götüren en önemli faktörlerden biri de arkadaşların derin yoldaşlıklarıydı. Sınırsız bir cesaretin sahibiydiler. Ölümü enselerinde hissetmelerine rağmen yoldaş sevgisini kuşanarak özgürlük için ölüme koştular. DAİŞ tanklarla saldırıya geçiyordu ama elimizde tankı imha edecek silahımız yoktu. El bombalarımızla tanklara saldırdık. Hatta bir arkadaş vardı; tanklarının altına mayın yerleştirmek istemiş, bunun için inisiyatif almıştı. Bir grup arkadaşla beraber gizlenmiş, gece yarısı olduğunda da DAİŞ tanklarının altına mayın yerleştirip geri çekilmişlerdi. Tankı patlatıp, imha etmişlerdi. Arkadaşlar tanklara karşı bedenlerini füzeye, mayına dönüştürdü burada. 


Her arkadaş bombadır

Bütün dünya Kobanê direnişi karşısında şaşkındı. Birçok ülkeden basın kuruluşları direnişin yaşandığı günlerde gelip bizimle görüştü. Bir gazeteci bana şu soruyu sormuştu; ‘Savaşçılarınız tanka karşı keleşlerle nasıl savaşacak?’ O zaman şöyle bir cevap vermiştim: “Her arkadaş bir keleşten çok bombadır. Onlar bu hareketin fedaileridirler. Hiçbir zaman teslimiyeti kabul etmedik, etmeyeceğiz de. Bu topraklar üzerinde tek kişi kalana dek savaşacağız.”

Savaş kent merkezinde çetin bir hal almaya başladığı sırada, anneler, çocuklar ve yaşlılar için güvenli alanlar oluşturduk. Halktan çok kişi sınırın öbür tarafına geçti ama daha sonra hepsi arabalarıyla sınırı vurup geri döndü. Birilerinin onlar için direndiğini gördüklerinde geri döndüler ve birlikte savaştık.

Kobanê merkezine bir kilometre uzaklıkta bulunan Miştenur Tepesi’nin altında yer alan Hêlînce köyü arasında hendek ve mayınlama yapmıştık. DAİŞ bu köyden giriş yapmak istedi. Çeteler kurduğumuz düzeneğe yaklaştığında arkadaşlar mayını infilak ettirdi. İlk saldırı girişimleri bu şekilde boşa çıkarıldı; çok sayıda çete öldü. Hêlînce hattı Şehit Emin Erkendi arkadaşın denetimindeydi. Emin arkadaş, Sirrîn’den kent merkezindeki savaşta da yerini almıştı. Hêlînce köyündeki arkadaşları kurtarmak için giden takviye grubundaydı. Araçlarının çetelerin döşediği mayına basması sonucu şehit düştü.


Direnişin ilk fedai eylemi

Kentin güney cephesi Êrîş Kobanê ve Zozan Kobanê arkadaşların sorumluluğundaydı. Êrîş, komuta kademesinde olan bir arkadaştı, alana yeni gelmişti. Savaş Değirmen, Zerik, Borêz ve Talik köylerinde sürüyordu. Êrîş arkadaş burada son mermisine kadar savaştı. Çetelerin eline geçmemek için bombasını kendinde patlatarak Kobanê direnişinin ilk fedaisi oldu. Êrin eylemi farklı bir etki yaratmıştı; ona bağlılık gereği cephesinde yer alan arkadaşlar köy köy, ev ev çatışa çatışa çetelere darbe vurdu. O kahramanların neredeyse hepsi şehit düştü. 

 

Miştenur’da amansız direniş

DAİŞ, Kobanê’de dört stratejik nokta olan Miştenûr Tepesi, Kültür Merkezi, Asayiş binası ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı ele geçirmek istiyordu. Biz Miştenur Tepesi için bir planlama kararı aldık. Şehit Çekdar, Mahmud, Çiya ve bazı arkadaşlar bu toplantıya katıldı. Masîro arkadaşın da toplantıya katılması gerekiyordu ama onun cephesinde çatışmalar olduğu için katılamadı. Newroz arkadaş ise bir grup arkadaşla mevzileri güçlendiriyordu. Bir kısım arkadaş da Miştenur Tepesi üzerindeydi.

Miştenur Tepesi kentin girişiydi; burada büyük çatışmaların yaşanacağı belliydi. Çatışmaların başladığı ilk üç gün, mermi sesleri kesilmedi. DAİŞ, elindeki tüm tekniği kullanıyordu. Özellikle taciz atışlarıyla güçlerimizi korkutmak ve yıpratmak istedi. Güçlerimiz yalnızca tepenin kentin girişine bakan ön cephesinde konumlanmıştı, kente bakan taraf ise boştu. Çeteler bu durumu fark ettiklerinden Miştenur’a ortadan giriş yaptılar. 

Durumlar kötüydü; çok fazla kaybımız ve yaralılarımız vardı. Çetelerin hesabı bayram namazını Kobanê’de kılmaktı. “Ne pahasına olursa olsun çetelerin bayram günü Kobanê’de namaz kılmasına izin vermeyeceğiz” dedik. O gün direniş sabaha kadar sürdü; çeteler amaçlarına ulaşamamıştı. Bu, savaşçı yapımızda büyük bir moral yaratmıştı. 

Çeteler Miştenur’un yarısını ele geçirmiş, daha da saldırganlaşmıştı. Bazı arkadaşlar mevzilerini bırakmamıştı. Ancak bazılarının tek mermi bile atmadan kaçması sonucu direnen yoldaşların çoğu çembere girmişti.


20. gün...

Direnişin 20. gününde savaş kentteydi, DAİŞ Miştenur’u tamamen ele geçirmişti. Miştenur, 5 Ekim’de tamamen çetelerin eline geçmişti. Bu durum DAİŞ’e askeri açıdan büyük avantaj sağlıyordu. Miştenur konum itibariyle Kobanê şehrine hakimdi. Tanklarını, havanlarını, obüslerini, ellerindeki her türlü ağır silahı oraya konumlandırıp şehri yoğun bir şekilde vurabileceklerdi. Öyle de yaptılar. 



Umut ışığı Arîn Mirxan 

Herkesin moralsizliğe ve panik havasına kapıldığı bir anda bize yeni bir umut ışığı olan Arîn Mirxan, Kobanê’nin her tarafını inletmiş ve bedeniyle karanlığı aydınlatmıştı. Cepheden cepheye, mevziden mevziye, kulaktan kulağa yayılıyordu bu. Çetelerin şehre ilk girdiklerindeki ruh hali, Arîn Mirxan’ın fedai eylemiyle bir anda değişmişti.

Miştenur’un düşmesiyle birlikte savaş şehir merkezine ulaşmıştı artık. 6 Ekim’de Bakur’a sınır olan Kaniya Kurdan mahallesini ele geçirdiler. Ev ev, sokak sokak zorlu bir direniş başlamıştı. Kobanê’nin doğu ve güney tarafından DAİŞ çeteleri şehrin bir kısmına girerken, batı tarafında henüz ilerleme kaydedememişti. Zaten şehir savaşı bitene kadar da batı cephesinden giremediler. Çeteler, Miştenur’un hemen yamacında 48. Cadde’nin yukarısında tanklarını konumlandırmıştı. Miştenur’dan havan, obüs, tanklarla, 57’liklerle kentin her tarafını vuruyorlardı. Şehri tamamen yıkmak istiyorlardı.


Heleb grubu Kobanê’de

Kobanê’ye hemen her gün yeni takviyeler geliyordu. Yeni gelen bazı arkadaşlar şehir savaşında hiç tecrübeleri olmadığından çok kısa sürede şehit düşmüştü. DAİŞ ise şehir savaşında yer almış deneyimli elemanlarını Kobanê’ye getirmişti. Çok zorlanmıştık. Heleb’den bir grup arkadaş Kobanê’ye ulaşmıştı. Bu arkadaşlardan bazıları Serêkaniyê’deki şehir çatışmalarında yer almış, daha sonra Halep’e gitmişlerdi. Gelen arkadaşlar tecrübeliydi. Şehit Agir, Şehit Rênas, Şehit Rizgar, Şehit Hamza, Şehit Xemgîn, Şehit Cûdî ve Şehit Piling, Kobanê’deki savaşta en zorlu zamanlarda aldıkları görev ve sorumlulukla savaşın kazanılmasında büyük pay sahibi oldu. Kobanê’de bir savunma hattının oluşmasına büyük katkı sağladılar.

Çatışmaların en yoğun olduğu cephelerden biri Suk-El Hal (Sebze Hali) cephesiydi. Heleb’den gelen tecrübeli yoldaşların birçoğu Suk-El Hal cephesine gitti. O cephenin kaderini değiştirdiler. Kobanê savaşında yer alan birçok arkadaş, onların tecrübesiyle yeni tarz ve taktikler öğrendi. Heleb grubunun şehir savaşına katkısı Kobanê direnişinde unutulmaması gereken faktörlerden biridir.


Ekim serhildanları

6-7-8 Ekim serhildanları Bakurê Kürdistan’ın da devrim anıydı. Bakurê Kürdistan halkı DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırısıyla, Kobanê’yi sahiplenmenin tüm Kürdistan halkını sahiplenmek olduğunun bilincine vardı. Bakurê Kürdistan halkının bu bilinci, faşist ve sömürgeci Türk devletine karşı uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesinden ve direnişinden geliyordu. Yediden yetmişe herkes 6-7-8 Ekim serhildanlarında yer aldı; 40 yurtsever insanımız Kobanê için şehit düştü

6-7-8 Ekim serhildanları, AKP ve DAİŞ çetelerinin faşist zihniyetine karşı bir patlamaydı. Eğer 6-7-8 Ekim serhıldanları gerçekleşmeseydi, tüm dünya Kobanê’de gelişen direniş ve savaş karşısında sessizliğini sürdürecekti. Bu serhildanlar YPG/YPJ, gerilla ve halkın Kobanê’deki direnişini büyüttü, dünyaya yaydı. Dünyaya yayılan devrim ise zaferi getirdi. 

6-7-8 Ekim serhıldanları Doğu, Güney ve Batı Kürdistan’ın sokaklarına da yansıdı. Avrupa’da yaşayan halkımız televizyonları, uluslararası kurumları işgal ederek, tüm dünyaya ‘Kobanê direnişine gözünüzü kapatmayın’ dedi. Yurtsever, özgürlüğe bağlı olan her Kürt, kendi varlığını Kobanê’yi savunmakta gördü.

Kobanê direnişi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın büyük düşüncelerinin destansı eyleme dönüştüğü bir alan oldu. Önder Apo’nun gücü Kobanê’de bir kez daha ortaya çıktı. Bu güç Önder Apo’nun halkları örgütlediğinin bir göstergesiydi ve özgür bir ülkenin hazırlığında ortaya çıktı. Şunu söylemek mümkün; Önder Apo’nun düşünceleri Kobanê direnişinde hayat buldu, büyük bir eyleme dönüştü. Önder Apo’dan alınan güçle ortaya çıkan bu direniş, büyük bir destan yarattı. Kadınlar silah kuşandı. Büyük intikam hamlesinde yerini öncü olarak aldı. 

Kobanê’de de teknik ve savaşçı üstünlüğü DAİŞ’in elindeydi. Peki, neydi DAİŞ’in Kobanê’de yenilmesine sebep olan? Veya bu neyin göstergesiydi? Bana göre direniş, silah ve asker üstünlüğüyle olmaz; bilinçle, inançla, umutla, cesaretle ve örgütlülükle olur. Kobanê bunun ispatıydı. 


400 merkezde eylemler

1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nde Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın çeşitli ülkelerindeki 400 merkezde eş zamanlı sokaklara çıkılarak, eylemler gerçekleşti. O zaman bizim televizyon seyretmek gibi bir imkanımız yoktu. Kentin batı yakasında sınır hattında olan arkadaşlar kitleyi görebiliyordu. Kentte oluşturduğumuz savunma hatlarıyla o gün çeteleri durdurmayı başarmıştık. Tüm arkadaşlarımız direniş cephelerindeydi. O günün 1 Kasım Dünya Kobanê Günü olarak ilan edildiğini bilmiyorduk. 1 Kasım günü telefonum çaldı. Beni arayan seferberlikle katılan bir arkadaştı. Oldukça moralliydi, sesi çok iyi geliyordu. Onun aracılığıyla direnişimizin tüm dünyaya yayıldığını ve 1 Kasım’ın Dünya Kobanê Günü ilan edildiğini öğrendik. Yanımda bulunan arkadaşlara telefon konuşmamızı aktardım. Bugün dünyanın her yerinde Kobanê için yürüyüşler gerçekleştiğini, 1 Kasım’ın Dünya Kobanê Günü olarak ilan edildiğini söyledim. Arkadaşlar slogan atmaya başladı. Direnişlerinin dünyanın direnişi olduğunu söylediler. 


Kobanê şehitlerinin intikamı hamlesi

YPG/YPJ güçlerinin ikinci hamlesi, oluşturdukları bu savunma hattında gücünü yeniden toplamaya yönelikti. Bir sonraki hamle ise 18 Aralık 2014’te başlayan ‘Kobanê Şehitlerinin İntikamı’ hamlesi oldu. Bu hamle çetelerin işgal ettiği Kobanê’yi özgürleştirme hamlesiydi. İlk olarak 21 Aralık 2014’te tam 14 saat aralıksız süren Kültür Merkezi önündeki çatışmalar sonuç vermiş, Kültür Merkezi, DAİŞ çetelerinin işgalinden kurtarılmıştı. Ardından Özgürlük Meydanı da özgürleştirilmişti. 25 Aralık’ta ise asayiş binasının çevresi ve belediye binası özgürlüğe kavuşmuştu. Yeni yılın ilk müjdesi ise Mekteba Reş’in (Gîvara Gulalî Kalesi) özgürleştirilmesi oldu.

26 Ocak sabahı bütün güç toplandı. 27 Ocak Kobanê Kantonu’nun kuruluş yıldönümüydü. Planlamalar çerçevesinde herkes en geç 27 Ocak tarihine kadar Kobanê’nin çetelerden temizlenmesi için muazzam bir çaba sergiliyordu. Bunun için 26 Ocak günü öğlen saatlerinde operasyon başlayacaktı. Eğer çatışmalar yoğunlaşırsa en geç bir gün sonra kent merkezi çetelerden geri alınmalıydı. Herkes bugün, bu operasyonun biteceğine inanmıştı bir kere.

Halkın Kobanê’ye geri dönüşü, Kobanê sokaklarının yeniden çocuk sesleriyle dolup taşması; Kobanê’de savaşan her bir arkadaşımızın hayaliydi.

Tarih 26 Ocak 2015’i gösterdiğinde Kaniya Kurdan ve Miştenûr’da YPG bayrakları 134 günlük soluksuz bir direniş sonrası yeniden dalgalanıyordu. Beş aylık amansız direnişin ardından Kobanê artık özgürlüğüne kavuşmuştu. Tarih boyunca adı onur direnişiyle anılacak olan bu kentte, artık tek bir çete bile kalmamıştı.

Önder Apo, cinayet şebekesi çetelerin Kobanê’de yenilgiye uğratılmasını ‘sonun başlangıcı’ olarak değerlendirdi. Kobanê’nin özgürlüğe kavuşmasıyla birlikte Girê Spî, Minbic ve Reqa DAİŞ’ten temizlendi. Bu direniş Kuzey Suriye’nin tamamına yayıldı. 


* Kobanê Direnişi’nin Komutanlarından



1475

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA