Gülnaz Ege

Gülnaz Ege(Nuran Er), Sarya Amed (Sevim Solmuş), Çavre Amed (Sarya Opçin), Tohildan Derviş, 29 Eylül 2017 günü Amed-Lice’de sömürgeci özel savaş güçlerinin gerçekleştirdiği hava saldırısı sonucunda katledildiler.

13 Ekim 2017 Cuma | Forum

Cemal ŞERİK


Gülnaz Ege(Nuran Er), Sarya Amed (Sevim Solmuş), Çavre Amed (Sarya Opçin), Tohildan Derviş, 29 Eylül 2017 günü Amed-Lice’de sömürgeci özel savaş güçlerinin gerçekleştirdiği hava saldırısı sonucunda katledildiler.

Tabii bu, sömürgeci soykırımcı TC devletinin ne ilk gerçekleştirdiği ne de son olan bir katliamdı. Daha önce de binlerce defa benzeri katliamlara imzasını attı ve bundan sonra da imzasını atmaya devam edecek. Zaten insanlık düşmanı olan ve sürekli kan ile beslenen karakteri de bundan farklı olmasına da olanak tanımamaktadır.

Tarih kitaplarında bunun binlerce örneği bulunmaktadır. Kitaplara, şiirlere, türkülere, hikayelere hep konu olmuştur Sömürgeci Türk egemenlerinin gerçekleştirdikleri bu katliamları ve zulmü. Ancak bunun karşısında halkların, ezilenlerin, sömürülenlerin direnişleri de yaşanmıştır sömürgeci Türk egemen güçlerine karşı. Halkların, ezilenlerin, emekçilerin  tarihi de bu direnişlerle doludur. O nedenledir ki, halklar, ezilenler, emekçiler sadece acılarını, öfkelerini değil; kahramanlıklarını, direnişlerini de destanlaştırmışlar ve türküleştirmişlerdir.

Amed-Lice de katledilen Gülnaz Ege, Sarya Amed, Çavre Amed ve Tohildan’da hep bu kahramanlaşanlar, türküleşenler arasında yerini almışlardır. Bu dört yiğit, ölümsüz devrimci bu şekilde yaptıkları ve yaşadıkları ile tarihe mal olmuşlardır.

Burada bu yiğit, kahraman dört devrimcinin her birini, ayrı ayrı anlatmak ve yine her birini öne çıkan özellikleri ile tanıtmak en temel görev ve sorumluluklar arasındadır. Onun içindir ki, devrim, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde şehit düşen her bir devrimcinin olduğu gibi, bu dört ölümsüz devrimciyi tanıyan, onlarla birlikte yaşayanlarda üzerlerine düşen, belki de en zor olan ve karşılaşmak istemeyecekleri bu görev ve sorumluluğu yerine getireceklerdir ve bundan kaçmamalıdırlar da.

Gülnaz Ege ile ilgili olarak burada belirtilenlerde böyle bir gerçeklik içerisinde yerini almaktadır.

Gülnaz Ege, aslında kendisi Kürt ve Kürdistanlı olmamasına rağmen, kimliğin ne olduğuna, nereli olduğuna bakmadan tercihini Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Mücadelesinin saflarına katılmaktan yana yapmıştır. Aslen Afyonludur. Üniversite yılarında Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Hareketi ile tanışmıştır. Bu konuda hiçbir tereddütte bulunmadan da kararını vermiş ve kendini özgürlük alanlarına/dağlarına ulaştırmıştır. Kesintisiz bir şekilde yirmi yılı aşkın bir süredir de bu şekilde Botan’dan, Behdinan’a, Zagros’lardan, Erzurum’a, Amed’e varıncaya kadar, Kürdistan’ın dağlarında mücadelesine devam etmiştir. Kendini herhangi bir görev ve çalışma ile de sınırlandırmamıştır. Tam bir görev insanı olarak hangi çalışma olursa olsun görev ve sorumluklarını yerine getirmiştir. En son bulunduğu Apollon Akademiler Komutanlığı görevinden, Amed alanına görevlendirildiği zaman da bu bilinç, sorumluluk ve heyecanla hareket etmiş ve çok kısa bir süre de yeni sorumluluk alanına ulaşmasını bilmiştir.

Bakurê Kürdistan dağlarına ulaşmak onun en büyük hayalleri arasında yer almıştır. O nedenle hayallerinin gerçekleşmesi, onu ideallerinin gerçekleşmesine daha yakın bir hale getirmiştir. Gülnaz Ege’nin gerçekleştirmek istediği idealleri içerisinde Anadolu halklarının özgürlüğü her zaman yeri ve önemini korumuştur. O da; Haki Karer, Kemal Pir  gibi Anadolu halklarının kurtuluşunu, Kürdistan halkının özgürlüğünde görmüştür. O nedenledir ki, kendini Kürdistan özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görürken aynı zamanda Kürdistan devriminin attığı her adımı, elde ettiği her kazanımı ve başarıyı aynı şekilde Anadolu halklarının devrime ve kurtuluşa biraz daha yakınlaşması olarak kabul etmiş ve buna inanmıştır. Varlığını, her şeyini, gücünü, enerjisini bu mücadeleye vermekten, katık etmekten çekinmemiştir. Zaten, Kürdistan özgürlük ve demokrasi mücadelesinin enternasyonalist  karakteri de bundan farklı bir düşünce ve yaklaşımın gelişmesine/oluşmasına imkan tanımamıştır. Bu yönüyle de Gülnaz Ege, kendi ifadesi ile “Kürdistan Özgürlük Hareketinde kendini bulmuştur.”

Gülnaz Ege’nin şahadetine alışmak ve kabul etmek mümkün olmayacaktır. Yoldaşları her zaman güler yüzüyle, çalışkanlığı ile, savaştaki soğuk kanlığı, cesareti ve ataklığı ile arkadaşlarına her zaman verdiği; moral ve güç ile anımsamaya, kendi içlerinde yaşamaya/yaşatmaya devam edecektir. Ve onu unutmak hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Şahadetiyle geride bıraktıkları yoldaşlarını derin üzüntü içerisinde bırakmış olsa da bu gerçek değişmeyecek, onun idealleri gerçekleşene kadar bu böyle devam edecektir. Onun ve birlikte şehit düştüğü yoldaşlarının ideallerine olan bağlılıkta bunu gerekli kılmaktadır.


303

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA