Kürtler tarih yazıyor

Kürt halkı son kırk beş yıldır tarih yazıyor. Kürtler halk olarak tarihin öznesi olma işinde yabancı değildir. Egemenlerin tarihi ayrı, halkların tarihi ayrı olduğuna inanıyorsak, halklar tarihi sahnesinde Kürtler öncü bir halktır.

11 Ekim 2017 Çarşamba | Forum

Cihan EREN


Kürt halkı son kırk beş yıldır tarih yazıyor. Kürtler halk olarak tarihin öznesi olma işinde yabancı değildir. Egemenlerin tarihi ayrı, halkların tarihi ayrı olduğuna inanıyorsak, halklar tarihi sahnesinde Kürtler öncü bir halktır. Tarihte yer almayan Kürtler, Kürt egemenleri ve işbirlikçileridir. Bunların ne kendilerine ne halkına ne de hizmetkarı olduklarına pek bir hayrı dokunmamıştır. Dokunmaz da. Bu zevat başkalarına hizmet karşılığında yaşayabildiği için yabancıların bunlara izin verdikleri kadar yaşarlar. Varlıkları başkalarına bağlı bunların. Aldıkları izin kadar adım atar, seçimlerini yapabilirler. Kürtlükleri de Kürdistanlılıkları da başkalarının belirlediği sınırlar dahilindedir. Fakat halk olarak Kürtler gerçek manasıyla tam bir serhildan halkıdır! Dünyada serhildan ile aynılaşmış ve serhildanın kendisine en çok yakıştığı halk Kürtlerdir. 

20. yüzyılda Ortadoğu’da Avrupalıların doğrudan ve dolaylı kurdukları ulus devletler oldu. Bu devletler milliyetçi, din istismarcısı ve mezhepçi bir karakterde kuruldular. Ya da kurduruldular. Arap devletleri gibi hanedan ya da Türkiye, Suriye ve Irak gibi tek partili devletler oldu bunlar. Bu devletler kurulunca Kürdistan dörde bölünerek bunlar verildi. Evet Kürdistan şimdiki egemen devletlerce işgal edilmedi. Uluslararası güçler bu devletler onlara hizmet etsin diye kendilerine “hediye” edildi. Bunun için Kürdistan bu devletlerin hakimiyetinde görünse bile gerçek hiç de böyle değildir. Siz bakmayın Türkiye’nin bağırıp çağırmasına. Son dönemlerde “Siyonist, emperyalist” dedikleri olmazsa, tek bir gün dahi yaşayacak ve sömürgeciliğini yürütecek durumda değildir. Türkiye’nin bağırması malını satmaya çalışan pazarcının bağırmasıdır. 

Kürdistan’ın uluslar arası sistem tarafından bugün ki sömürgecilere peşkeş çekildiğini 9 Ekim 1998’de başlatılan uluslararası komploda bir kez daha gördük. Bilindiği gibi 9 Ekim 1998 yılında uluslararası güçlerin baskı ve dayatmaları ile Kürdistan Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan Suriyed’en çıkmak zorunda kalmıştı. Bu komplo; uluslararası güçlerin Kürtleri kuşatıp çıkar pazarına sunmak istemesiydi. İçinde kimi Kürt hainleri olduğu halde. 

Komplo saldırısı büyük olduğu için direnişte büyük oldu. Ve halk olarak her zaman kendi tarihinin öznesi olan Kürtler, büyük direnerek komplocuları düşündürttü. Kürtlerin direnişi her zaman kendi emekleri ve canları pahasına olmuştur. Çünkü varlıklarının eskiliği, tarihselliği ve Kürdistan’ın yer altı yer üstü zenginlikleri siyasetten Kürtlere hizmet etmemiştir. Kürdistan’ın jeopolitik konumu Kürtlere karşı kullanılmıştır. Çünkü halk olarak kabul edilmedikleri için ülkelerinin ve tarihlerinin olumlu hiç bir şeyi onlara ait kabul edilmemiştir. Örneğin Türkiye devleti tam yüz yıldır Kürdistan’ın zenginliklerine ve jeostratejisine dayanarak yaşıyor. Hem de dünyada bir benzeri daha olmayan Kürtlerin varlığını yani kimliğini, dilini, kültürünü ve tarihini inkar ederek! 9 Ekim komplosu bu devran 21. yüzyılda da sürsün diye yapıldı. Kürtler gerçekten de büyük direnerek bu komployu önemli oranda boşa çıkardı. Komplocuların belki de koordinesi olan o dönemin ABD dış işler bakanı “biz böyle bir şey beklemiyorduk” diyerek Kürt halkının direniş gücünü itiraf etmiş komplo saldırılarını en azından gözden geçirmek zorunda kaldıklarını dile getirmişti. 

Bu komplo karşısında sayın Öcalan’ın duruşu, fikirleri ve kendisine bağlı insanların bu fikirlerle direnerek mücadele etmeleri komployu tümüyle olmasa da artık 9 Ekim’de düşünüldüğü tarzında sonuç almasını boşa çıkararak yenmiştir.

Bu komplodan sonra Kürtlerin başına musallat edilen bir diğer büyük saldırı ise DAİŞ adlı çete saldırısı oldu. Bu saldırının da aklı kapitalist sistemindi. Ancak yürütücüleri bölge devletleriydi. Başını Türkiye ve Katar’ın çektiği bölge devletleri bu saldırıları organize ediyor ve yürütüyor. Kapitalist sistem ‘Ortadoğu değişecek’ kararını aldıktan sonra bu yerel unsurlara ‘Siz falan falan devletleri dağıtırsanız ve yeni bir dizayn için ortam hazırlarsanız birlikte 21. yüzyılda da yol alırız‘ demiştir. Türkiye ‘Tamam bir şartla, 9 Ekim 1998’de başlatıp sonuçlandırmadığımızı tamamlayarak yani Kürtleri 21 yüzyılda da devre dışı bırakırsak’ olur demiştir. Bu yeni anlaşmanın tarihi 2007’lere kadar gidiyor olabilir. 

Bu yeni komplo anlaşmasıyla bilenen Rojava saldırıları başladı. Çeteler önce Serêkanîyê’de katliam yapmak istediler. Olmayınca bu defa Kobanê’de saldırdılar. Bu saldırının kırılıp resmi ve gayri resmi çetelerin yenilgiye uğratılmasında Kobanê içindeki direniş kadar etkili ve sonuç alıcı direniş 6-7-8 Ekimde Bakur’da yaşanan direnişlerdi. Tarih bu direnişlerin Kürt halk tarihinde çok önemli bir olay olduğunu ilerde daha çarpıcı yazacaktır. 

Ekim direnişleri ile dünya şunu bir kez daha gördü; “Kürtler dimdik ayakta, Kürtler halk olarak varlıklarının tanınmasını istiyor, Kürtler üzerinde siyaset yapmak birilerine peşkeş çekmek artık mümkün değil.” Uluslararası komploda da bu görülmüştü. Ancak Erdoğan ve AKP tıpkı Lozan’da dünyaya “Kürtler bizim yanımızda biz ve Kürtler biriz” diyen Kemalistler gibi “Kürtlerle sorunumuz yok, Kürtler bizimle” demiş, çıkarları bu siyasette olanlar da buna inanmıştı. Ekim direnişi bunun böyle olmadığını dünya aleme gösterince işler değişmeye başladı. Erdoğan ve AKP’nin Ekim direnişlerine saldırması, çok tehlikeli bulması ve akabinde de çöktürme planı hazırlayarak bütün Kürtleri hedefine koymasının nedeni dünyanın artık “Kürtler sizinle değil” düşüncesinden duyulan korkudandır. Bunun için daha tam dengeler oturmamışken Kürtleri bitirmeliyiz deyip saldırmakta sınır tanımıyorlar. 

İşte Ekim’de Bakur’da yaşanan Kobanê direnişleri 21. yüzyılı dizayn etmek isteyenlerin düşüncelerindeki Kürt inkarını önemli oranda değiştirdiği için çok önemlidir. Kobanê’ye dışarıdan desteklerin gelmesini, devrimci ve duyarlı kamuoyunun Kobanê’ye akmasını, dünya Kobanê gününün, artık Kürtler inkar edilerek ve görmezden gelinerek Ortadoğu’da yol alınamazın arkasındaki temel güç bu direnişlerdir. Bu direnişler aynı zamanda bir halkın topyekün direnişe geçmesi ile neleri başaracağının da kanıtı olmuştur. 


88

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA