KDP’nin Kürtlük sınavı

Hekim ŞİLAN

10 Ekim 2017 Salı | Forum

Başûrê Kurdıstan’da Barzaniler ve KDP kendi zihniyeti dışındaki tüm Kürtleri dışlayarak ve Kürtlerin özlemlerini istismar edecek kavram ve olguları kullanarak yitirdiği meşruiyetini tazelemek için bir referandum gerçekleştirdi. Kuşkusuz her siyasi parti toplumun iradesini ortaya koymak için referandum yapabilir. Ancak yapılan referandumun nedeni, nasılı, doğuracağı sonuçlar ve kime ne kadar hizmet edeceği sorularını sormak da önemlidir. Bunun kadar referandumdan sonra ortaya çıkan sonuçlara göre davranıldı mı, davranılmadı mı, referandum öncesi verilen vaatler yerine getirildi mi, getirilmedi mi sorularını sorumak ve cevaplar bulmak da gerçek niyeti anlamak açısından önemli olmaktadır. 

Böyle bir referanduma neden ihtiyaç duyuldu? Çünkü KDP giderek enerji kaybediyordu ve toplum tarafından tu kaka edilir hale gelmişti. Başûrê Kurdistan toplumu içinde yaygın görüş, KDP’nin zorbalıkla iktidarda kaldığı yönündeydi. Seçim zamanı gelmişti ve iktidarı elinden bırakmak istemiyordu. Yani önemli olan bağımsızlık değildi. Tek ve biricik hedef, iktidarı elinde bulundurmaya devam etmekti. Bu biricik amaç için de kullanılan kavramlar, olgular sadece birer araçtı. 

Bir partinin içinden çıktığı toplumun önem verdiği değerlerle, kodlarla çıkar hesapları için oynanması rahatsız ediyor beni. Yaratılan kaotik ortamda neden ve sonuçlara bütünlüklü bakarak bir şeyler anlamaya çalışıyorum. Somut olaylardan yola çıkıp sorular sormak istiyorum. 

KDP gerçekten Kürtlerin ulusal çıkarlarını düşünüyorduysa ve bağımsızlık istiyorduysa o zaman neden Kürdistan’a bir bütünlük içinde bakmıyor ve kendisinin Kürtlerin küçük bir parçası olduğunu görmüyor ve bütünü bu küçük parçaya kurban etmek istiyor?

Neden Kuzey Kürdistan’da özyönetim direnişleri sürecinde, öncesinde ve sonrasında AKP iktidarı Kürtlere açık katliamlar yapıyorken hep AKP’nin yanında oldu? Kürdistan’ın en büyük parçasında Kürtleri katleden bir iktidarla ilişki geliştirmek için can atıyorken ne kadar ulusal çıkarları ve bağımsızlığı düşündüğünü söyleyebilir? 

Neden hakim olduğu alanları, her gün Kürtlerin kökünü kazıyacağını söyleyen ve elinden geleni yapan Kürt düşmanı Türk devletinin askerinin, mitinin, itinin kendisine üs olarak kullanmasına izin veriyor? Hatta kimi söylentilere göre PKK’nin denetimi altındaki alanlar bazı KDP kaynaklarının verdiği bilgilerle vuruluyor ve Kürdistan’ın en büyük örgütü olan PKK aleyhine farklı bazı istihbari bilgiler vererek Türk devletine destek veriyor.

Neden diğer Kürt parti, örgüt ve hareketleriyle ilişiler kurup ortak kararlara ulaşarak ve ortak kurumlar oluşturarak böyle bir referanduma gitmedi?

Hadi bunların hepsini bir tarafa bırakalım. Diyelim ki referandum öncesi çok fazla kuşkulu yaklaştık. KDP gerçekten kendi bağımsızlık anlayışına göre iyi niyetli yaklaşıyordu. Peki, referandum olup halk iradesini ortaya koyduktan, yani KDP anlayışında da olsa bağımsızlık istiyorum dedikten sonra, neden hemen ilk gün önceden söylenenlerden çark edilerek geri adım atılmasını ifade eden açıklamalar yapmaya ihtiyaç duyuldu? 

Neden Türk devletinin birkaç tehdidiyle referandumun çok büyütüldüğü, aslında öyle devlet kurma gibi bir anlam taşımadığı mealinde açıklamalar yapıldı? 

Neden seçimden önce Barzani ailesinden kimse başkanlık için aday olmayacak denildi ve seçimden hemen sonra başkanlık için başka kimsenin aday olmasına müsaade edilmeden tek aday Mesud Barzani oldu? 

Kuşkusuz Kürtler ne Türk devletinin ne de KDP’nin yaptığını unutur. Ama biz yine de iyi niyetli yaklaşalım ve KDP gerçekten bağımsızlıkçı çizgiye girmek istiyorsa –ki böyle bir amacının olduğuna hiç sanmıyorum. Olmayacak da buna inanmıyorum- yapması gerekenler hakkında düşüncelerimizi söyleyelim. 

KDP’nin kendi başına referandum yapması, ilk başlarda Türk devletinin buna çok ses çıkarmaması, sonradan şovenizmi kışkırtmak için her gün açık hakaretler yapması ve Kürtleri nasıl düşman gördüğünü ortaya koyması, Kürtlere karşı Türkiye, İran, Irak ve Suriye ittifakını hortlatmak istemesi gibi durumların nedenlerini ve kaynaklarını anlamalı ve bunlardan bir musibet bin nasihatten yeğdir misali dersler çıkarmalı. KDP biraz da olsa Türk devletinin bu burnunu sürtme gayretlerine cevap vermek istiyorsa, işe nedenleri anlamaya çalışmayla başlayabilir. Daha sonra da gerçekten Kürtlerin bağımsızlığını istiyorsa ve Türk devletinin hakaretleri, baskısı ve tehditleri altında kalmak istemiyorsa maddeler halinde sıralarsam, şöyle devam etmelidir. 

Bir, tüm Kürtleri kapsayacak biçimde her görüşten, örgütten, partiden eşit düzeyde temsilcinin katılacağı ulusal kongrenin gerçekleşmesi için üzerine düşeni yapmalı ve bu ulusal kongrede ortak görüşler ve kararlaşmalarla Kürtlerin bağımsızlığını sağlayacak ortak tutum belgesi çıkmalıdır. Kürtlerin tam ve gerçek iradesinin ne olduğu ortaya konulmalıdır. Dört parça Kürdistan’ı her türlü tehdit ve saldırıya karşı koruyacak ortak savunma güçleri oluşturulmalıdır. KDP bu ulusal kongrenin gerçekleşmesi için eskiden olduğu gibi tıkayıcı yaklaşımları bırakmalı ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidir. 

İki, devlet kuracağım gibi söylemleri bir kenara atmalıdır. Gerçek bağımsızlığın devletle değil, demokrasiyle geldiğini kendisine ve herkese itiraf etmelidir. Çünkü toplumun ihtiyaç duyduğu şey devlet değil, demokrasidir. Bütün sorunların demokratikleşmeyle çözüleceğini ve bu demokratikleşme hareketinin önünde hiçbir biçimde engel çıkarmayacağını açıklamalıdır. 

Üç, Türk devletinin restine rest demelidir. Beni doyuran, yaşatan sen değilsin, sen benim üzerimden varlığını sürdürüyorsun. Aslında ben olmazsam sen iki günde yıkılırsın demeli. AKP iktidarının yüzüne bu gerçekleri vurmalı ve kendisi Türk devletine vanaları da, kapıları da kapatmalıdır. 

Dört, toplumu ekonomik olarak üretime sevk etmelidir. “Üretmeyen toplum küflenmiş ve her anlamda bitmeye yüz tutmuş toplumdur” ilkesiyle toplumun tarım, hayvancılık, sanayi ve diğer alanlarda yaşamını sürdürecek koşulların oluşması için üzerine düşenleri yapmalıdır. Petrol gelirlerini de bu alanların daha verimli hale getirilmesi için toplumun hizmetine koymalıdır. 

Beş, Kürdistan’ı bir bütün olarak ele almasını öğrenmelidir. Onun için Rojava Kürtleriyle arasına koyduğu sınırları da ambargoları da kaldırmalıdır. Bakur Kürtleriyle ilişkilerini de ortak çıkarlar temelinde düzeltmelidir. Türk devleti kendisiyle ekonomik, siyasal, sosyal ilişki geliştirmek isterse bu ilişki hiçbir şekilde Kürtlerin ulusal çıkarlarını zedelemeyecek ve Bakur Kürtlerinin aleyhine olmayacak biçimde olmalıdır. Başûrê Kurdistan’da sömürgeci Türk devletinin askeri üslerini de kabul etmeyeceğini ortaya koymalıdır.  

Altı, Başur’da toplumun kendi kendini yönetmesini sağlayacak demokratik bir ortam yaratıldıktan sonra, oluşacak demokratik sisteme göre demokratik yönetimi ortaya çıkaracak demokratik seçimlerin yapılması koşullarını sağlamalıdır.

KDP bunları yaparsa o zaman PKK de YNK de Goran da Rojava da Rojhilat da tüm Kürt toplumu da bir olur ve Kürtler KDP’ye kuşkuyla bakmayı bırakır. İşte o zaman bütün dünya da Kürtlerin üzerine gelse, her gün savaş da olsa, baskı ve zor da olsa gerçek anlamda bağımsızlık sağlanmış olur. 



153

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA