Tanıkları 9 Ekim komplosunu anlattı: Ölmeyi göze almıştık!

... İtalya’ya vardığımızda korkunç bir soğuk vardı. 50 binin üzerinde insan toplanmıştı. Burada açlık grevine başladık. Gerekirse ölmeyi göze almıştık. Tarihte her zaman olduğu gibi bir kez daha önderliğimizin şahsında çıkarlara kurban ediliyorduk...

09 Ekim 2017 Pazartesi | Toplum-Yaşam

MEHMET ZAHİT EKİNCi/HAMBURG

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bundan 19 yıl önce uluslararası bir komplo ile Suriye’den çıkartıldı. Kürdistan tarihinde Kara gün olarak nitelenen 9 Ekim Komplosundan sonra Kürtlerin yaşamında artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Onlaraca insan ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ şiarı ile bedenlerini ateşe vererek Kürt Halk Önderi etrafında adeta bir ateş topuna dünüştü. Bizler de o dönemin tanıklarına ulaşarak duygu ve düşüncelerini ve o yıllara dair hatırladıklarını bizimle paylaşmalarını istedik.

İdris Savcı, komplo döneminde Hamburg’da kaldığını ve komployu duyar duyulmaz arabayla İtalya’ya hareket ettiklerini belirtiyor ve ekliyor: “Önderliğin Suriye’den çıktığını öğrendikten sonra inanılmaz bir gerginlik vardı. Herkeste ‘acaba bundan sonra ne olacak’ belirsizliği vardı. Önderlik Kürt sorununda demokratik bir çözüm bulabilmek için Avrupa’ya çıktı. Ama Avrupa devletleri Türk devleti ile çıkarları gereği onu dışladılar ve koca Avrupa coğrafyasında ona bir metrekarelik bir yer vermediler. Tabi bu davranış Kürt halkı arasında bir infiale yol açtı. Kürt halkı olarak devletlerle hiçbir zaman dost olunamayacağına tanık olduk. İtalya’ya vardığımızda korkunç bir soğuk vardı. 50 binin üzerinde insan toplanmıştı. Burada açlık grevine başladık. Gerekirse ölmeyi göze almıştık. Tarihte her zaman olduğu gibi bir kez daha önderliğimizin şahsında çıkarlara kurban ediliyorduk.”


‘Dağlarımız onu korurdu’

Urfa-Viranşehirli Abdullah Değer de arkadaşı İdris Savcı ile beraber Roma’da bulunduğunu belirtiyor ve devamında şunlara değiniyor: “Müthiş öfkeliydik. Kendimizle beraber bütün Avrupa’yı yakmak istiyorduk adeta. Roma’ya gider gitmez de açlık grevine başladık. Açlık grevinin 6. gününde Vatikan’a doğru kitlesel bir yürüyüş yaptık. Önderlik, Roma’da iken bir çağrı yaptı ve herkesin itidalli olmasını ve işlerinin başına dönmesini istedi. Yüreğimiz buruk bir şekilde döndük. Önderlik yetersiz yoldaşlığın kurbanı olmuştu. İnanıyorum ki Kürdistan dağlarına gitseydi dağlarımız onu korurdu.” 


‘Suçluluk duygusu taşıyorum yıllardır’

“15 Şubat Komplosu ise bizim adeta kıyametimizdi” diyen Değer duygularını dile getirmeye devam ediyor: “Önderliğin esaretini gece saat 01.00’de duydum. Önce kötü bir rüya ya da kabus olabileceğini düşündüm. Hangi televizyonu açarsak önderliğin Kenya’da esir alındığını söylüyordu. Hemen ABD ve Yunanistan konsolosluklarına gittik. Bunun yanı sıra SPD binası işgal edildi. Burada polis ile çatışmalar çıktı. Polis arkadaşlarımızı göz altına aldı. Hamburgun neresine gidersen git öfkeli Kürt halkıyla karşılaşıyordun. Berlin’de İsrail Başkonsolosluğu önünde insanların üzerine ateş açılmış ve şehadetler yaşanmıştı. Bunun üzerine İsrail Konsolosluğu’na giderek olayı protesto ettik. O günleri hatırladığımda çok fena oluyorum. Biz Önderimizi koruyamadık diye hep bir suçluluk duygusu taşıyorum yıllardır.” 


‘Başkan Apo’nun yarattığı Kürtleri tanımıyorlardı’

Sait Bilgin Bremen DKTM eş başkanı ve Kürt özgürlük mücadelesinin uzun soluklu emektarlarından.

9 Ekim Komplosunu ve o dönemin atmosferini anlatırken gözleri uzaklara dalıyor ve uzun bir süre suskun kalıyor ve anlatmaya başlıyor: “O günleri anlatmakta gerçekten zorlanıyorum. Hepimiz adeta felç olmuştuk. Herkeste bir şok hali vardı. Komplo ve arkasında gerçekleşen esaret Kürt halkında inanılmaz bir öfke yaratmıştı. Tabi bu kontrolsüz bir öfkeydi. Kimin ne zaman ne yapacağı belli değildi. Birçok evde insanlar kendi insiyatifleri ile açlık grevine girmişlerdi. Herkeste isyankar bir durum gelişmişti. Örgüt zamanında bu duruma müdahale etmeseydi yüzlerce insanımız kendisini ateş topuna dünüştürecekti. Ki zaten bu süreçte birçok şehadet de yaşandı. Önderliğin ‘kendinizi değil düşmanı yakın’ söyleminden sonra yaşanan şehadetler kontrol altına alındı. Kürt halkında böylesi duygusal bir durum yaşanırken düşmanlarımızda akbabalar gibi ‘PKK bundan sonra dağılır’ beklentisi içerisindeydi. Tabi buna bazı şahsiyetsiz Kürtler de dahildi. Herkes PKK’nin yıllarca kanla yazdığı bu mirasa konmak istiyordu. Belli ki bunlar Başkan Apo’nun yarattığı Kürtleri tanımıyorlardı. Bana göre komplo Kürtleri daha çok bir araya getirdi. Önderlik ve Parti etrafında sarsılmaz bir inanç oluştu. Dün nasıl önderliğimizi sahiplendiysek bugün bunu fazlasıyla yerine getirmemiz gerekiyor.” 


‘PKK hareketi olmasaydı...’

Kenan Koç da Ardahan Kürtlerinden. Uzun yıllardır mülteci bir yaşam süren Koç, aynı zamanda Kürt siyasetinin de yakından tanıdığı bir isim. Komplo sürecinde kendisin de İtalya’da olduğunu belirtiyor: “Önderliğin İtalya’ya geldiğini duyunca binlerce Kürdistanlı Roma’ya akın etti. Hem Önderliği sahiplenme hemde onu görme beklentisi vardı çoğu insanda. Önderliğimize her ne kadar çok güvensek de Avrupa devletlerinin iki yüzlü ve sahtekar politikalarını yakından bildiğimiz için endişeli bir durum yaşanıyordu. 50 binden fazla insan bundan sonra ne olacak beklentisi içerisinde Roma’da bekliyordu. 

Hava çok soğuk olmasına rağmen kimse meydanı terk etmek istemiyordu. Halk gerçekten büyük bir fedakarlık gösterdi. İnsanlar günlerce önderliklerinden bir haber alırlar diye uykusuz geceler yaşadılar. Herkes komployu kendi şahsına karşı yapılmış gibi hissediyordu. 

Avrupa devletleri başta Almanya olmak özere İtalya devleti üzerinde bir baskı oluşturarak önderliği buradan çıkarmak istiyorlardı. Komplo çok boyutlu bir şekilde işliyordu. Ülke topraklarından uzak yaşayan tüm Kürdistanlılar gerek 9 Ekim gerekse 15 Şubat’ta isyankar bir ruh halini taşıyorlardı. Herkes komploculardan intikam almak için kendisini yakmak istiyordu. PKK hareketi olmasaydı Avrupa kıtası cayır cayır yanacaktı. Ama hareket duyarlı davranarak bu ölümlerin önüne geçti. 

Bana göre komplo bugün de tüm derinliği ile devam ediyor. İmralı‘daki tecrit ve izolasyon sıradan bir izolasyon degildir. Bizler her zamankinden daha fazla bu önderliğin ve bu hareketin etrafında kenetlemeliyiz. Önderlik için başlatılmış olan kampanyalara daha fazla destek vermek gerekiyor. Aradan yüzyıllarda geçse bu komplo asla unutulmayacaktır.”


502

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA