Cûdî’nin hîro çiçeği Dîlan

Dîlan’ın amacı, burada yeni bir hayat yaratmaktı. Buna gücü yeter miydi, bu çok öncelikli değildi. Önemli olan bu amaçla mücadele etmekti. Sonunda ölüm de olsa…

07 Ekim 2017 Cumartesi | Kadın

DELAL SIYAJÎN

En sevdiği çiçekti Hîro. Süryanice özgürlük demek. Hîro, yazın kavurucu sıcağına rağmen pembe, mor ve beyaz renkleriyle Cûdî’yi baştan başa süsler, güzelliğine güzellik katardı. Her mevsim değişik bitkileriyle, envai çeşit börtü böceğiyle, adeta özene bezene yaratılmış Cûdî, gerillanın da aşkıydı. Güzellik, heybet, görkem hepsi bir arada. Her kuytusu tarih ve gizem dolu. Onun sarı sıcak eteklerinde yaşayan sakinlerinin yurtseverliği bundandır. Cûdî’yi görüp de yurtsever olmamak mümkün değil. Orada yaşamın her anı zevk verir. Özgürlük duygusu veren Navser, Girê Hirmo,  Girê Çolya, Hesena, çok kültürlü yaşamı yeniden kurmak için hala bekler gibi.  

Boşaltılmış ve yakılmış köylerin çığlıkları her geçişte adeta beyninizde yankılanır. Türk devleti yakmakla ne kadar da övünmüştü kendisiyle! Gerillalar buraları dolaşırken söz veriyordu, bu köyler yine dolacak, topraklar ekilecek, harmanlar kalkacak, olgunlaşan meyveler çürüyüp kurda kuşa yem olmayacak, her şey yine eski haline dönecek, düşman zulmünden kurtulan halklar özgür, bir arada, kardeşçe yaşayacak diye.  

Dîlan’ın da buydu amacı; burada yeni bir hayat yaratmak. Buna gücü yeter miydi, bu çok öncelikli değildi. Önemli olan bu amaçla mücadele etmekti. Sonunda ölüm de olsa… 

Cûdî’nin sevdalılarındandı; taparcasına severdi burayı. O da birçok yoldaşı gibi sevdiği diyarlarda şehit düştü. O nedenle şehit aileleri neden cenazelerini başka yerlere götürürler ki? 

Cûdî’de Lawikê Xerîp diye bir mezar var. Bu delikanlı, Cûdî’nin güzelliğini duyar ve oraya gelmek, ‘Nuh’un Gemisi’ni ziyaret etmek ister. O merakla düşer yollara. Ancak amacına ulaşmasına ramak kala, nedendir bilinmez, oracıkta vefat eder. Dîlan bu hikayeden çok etkilenmişti. “Ah Lawikê Xerîb niye bu kadar yakınlaşmışken amacına ulaşamadın ki”, dediğine kaç kere tanık oldum.   

Bir keresinde gündüz yürüyorduk, bir süre mola verdik. Tam hîro çiçeklerinin içindeyiz. Derken çiçek üzerine sohbete daldık. “Direniş çiçeği… Kimbilir ne çok şeyin dermanıdır. İşte benim en çok sevdiğim çiçek bu” demişti. 

Ben de “Sen gülerken tıpkı bu çiçeğe benziyorsun, hem de beyaz olanına. Gülünce bu kadar açılıyor ağzın” diye takıldım. Yürüyüşlerde, nöbetlerde hep yanıma gelir, benimle sohbet ederdi. Gözlemleri çok güçlüydü. 

Şehit düşmeden bir hafta önce düşman güçleri büyük bir operasyona çıkmıştı. Binlerce düşman askeri karadan ve havadan Cûdî’yi adeta kuşatmıştı. Biz arazide gizlenip, ardından birkaç koldan vurup geri çekilme taktiği uygulayacaktık. 

Helenapir tarafında bulunan bir mağarada Dîlan arkadaşların grubu gizlenecekti, biz ise başka bir yerde. Sabahleyin çok sayıda kobra alanda dolaşmaya başladı. Görüntü vermiş olmalılardı. Dîlan ve beraberindeki 4 arkadaş orada direnerek şehit düştü. 

Anısını yaşatıp, bağlı kalmak düşüyor bize. Cûdî’de özgür yaşamı geliştireceğiz. “Devrimden sonra burayı milli park yapacağız” demiştik ya, o günler çok yakın.



503

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA