En çok merak edilenler

Kurtarılan en büyük sivil grubun şehir içinden şehir girişine kadar çıkarılmasına ve güvenli bölgeye aktarılmasını gösteren fotoğraf kareleri… Bugüne dair duyguları anlatmaya kelimeler yetmez. Sivillerin umuda yürüyüşünü, yüreğimdeki tarifsiz sevinci asla unutamam.

27 Eylül 2017 Çarşamba | PolitikART

EREM KANSOY


Reqa cephesinde geçirdiğim 75 günün ardından Avrupa’ya döndüğümde birçok arkadaşımla ve haberlerimi takip eden okuyucularla sohbetimde pek çok soruyla karşılaştım. DAİŞ’in son nefesini verdiği ve başkenti olarak saydığı Reqa’nın özgürleştirilmesine sayılı günler kala Avrupa’daki halklar da burada yaşananları bir tanığın ağzından dinlemek istiyordu. Reqa hamlesinde en çok merak edilenlerin başında ise “siviller ve canlı ele geçirilen DAİŞ’li gördün mü” soruları oldu.

Reqa, İslamiyetin hakim olduğu en eski şehirlerden biri. Burada İslami yaşam yüzyıllardır devam ediyor ancak son 6 yıldır DAİŞ cehaleti bir kara bulut gibi insanların üzerine çökmüş, korku salıyor. Tabii bunu daha çok kurtarılan sivillerden öğreniyoruz. Reqa’da her türlü kirli işi planlayan ve uygulayan çeteler, buradaki sivilleri sürekli ölümle ve tecavüzle tehdit ederek, biat etmeye zorlamıştı. Reqa hamlesini bekleyen kent halkının çoğu, önce kendi güvenliklerini sığınaklarla sağlamış, kendi evlerine çekilmişlerdi. Yüzlercesi de çeteler tarafından canlı kalkan olarak kullanılmış veya savaş esnasında çeteler tarafından katledilmişti. 

QSD ve özellikle YPG güçleri, Reqa şehir savaşında tecrübelerini ortaya koyarak, özel sivil kurtarma operasyonları gerçekleştiriyor. Kurtarılan siviller DAİŞ zulmünden en az zararı görecek şekilde hızlıca güvenli alanlara çıkarılıyor. Sığınaklardan kurtarılan veya kendileri çıkanlar önce büyük bir korku ve şaşkınlık yaşıyor, ardından QSD güçlerini kucaklıyor. Sığınaklardan çıkarılan bazı siviller de DAİŞ alanlarına geri gitmeye çalışarak, DAİŞ çetelerle ilişkili olduklarını deşifre ediyorlardı. 

Sivillerin büyük bir bölümününe QSD’lileri sevinçle karşılayarak kucakladıklarına ve kendilerini DAİŞ zulmünden kurtardıkları için sonsuz teşekkür ettiklerine bizzat tanıklık ettim.



En çok merak edilen bir diğer konu ise ‘Canlı çete gördün mü?’ sorusuydu.  Evet; canlı kanlı, uzun boylu, saçı sakalı bir birine karışmış, kokudan yanına dahi yaklaşamayacağınız bir çete gördüm. QSD güçleri canlı ele geçirmişti, omzunda küçük bir yarası vardı, bulunduğum ilk yardım noktasına getirilmişti. Yaralı DAİŞ çetesinin ilk görüntülerini ben çektim. 

İlkyardım noktasında kendisine gerekli müdahalenin yapılmasının ardından ona birkaç soru yöneltme imkanı bulmuştum. Kendisini oraya getiren istihbarat servisi görevlisinin tercümanlık yardımı ile yönelttiğim sorulara aldığım cevaplarda en çok ilgimi çeken şey; çetenin Türk asıllı bir Lübnanlı oluşuydu. Sürekli yaptıklarından büyük pişmanlık duyduğunu gözyaşları içerisinde tekrarlıyordu. Yaralanmasının ardından QSD’lilerin onu öldürmeyeceğini hatta iyileştireceğini bildiği için teslim olmayı tercih ettiğini söyledi. Ardından DAİŞ’lilerin kendisini mutlaka katledeceğini bildiğini söyleyerek, QSD’lilerden adeta yardım ve koruma istiyordu. Reqa’da birçok ölü çete gördüm, tek canlı gördüğüm çete ise hıçkıra hıçkıra pişmanlık gözyaşları döküyordu. 



İntihar saldırısına tanık oldum

Yine üzerinde durmadan geçemeyeceğim bir anı ise ilk kez tanık olduğum bir intihar saldırısıydı. DAİŞ çetelerinin ‘cennete gidip hurilere kavuşma’ hurafesiyle düzenlediği intihar saldırılarını onlarca kez basındaki görüntülerden görmüştüm. Böylesi bir olayın Reqa cephesinde başıma gelmemesi neredeyse olanaksızdı. Buna hazırlıklıydım fakat ilk kez buna tanıklık etmek, yaşamım boyunca paylaşacağım bir anı olarak kalacak. 

Reqa operasyonunun ilk aşamasında QSD güçleri sadece gece operasyonlarıyla mahalleleri özgürleştiriyordu. Hamlenin 62’nci gününden sonra gündüz operasyonları da başlamıştı. Gün içerisinde belirli zaman aralıklarıyla önceden belirlenen çete noktalarına güçlü operasyonlar düzenlenerek, çeteler imha ediliyor ve şehir merkezindeki siviller kurtarılarak güvenli bölgelere çıkarılıyordu. Reqa’da bulunduğumuz mahallede DAİŞ çetelerinin etrafı sarılmış ve soluk boruları kesilmiş durumdaydı. Bu çaresizlik içinde şuursuzca intihar saldırılarına başvuran çetelerin bomba yüklü araçla gerçekleştirdiği ilk intihar saldırısına tanıklık etmiştim. 

Olayın yaşandığı gün Hesekê gücünden bir grup savaşçıyla birlikte sivil kurtarma operasyonu için alana gitmeye hazırlanıyorduk. Ön mevzinin yaklaşık 700-800 metre gerisindeydik ve sürekli çetelerin havan atışlarına maruz kalıyorduk. Güvenlik amacıyla bulunduğumuz binanın çatısına konuşlanmış, bir yandan etrafı gözetliyor bir yandan da gelecek siviller için hazırlık yapıyorduk. Çatıyı sarmalayan tuğlalarda açılan deliklerden görüntü aldığım esnada, beyaz renkte bir aracın bize doğru hızla yaklaştığını gördüm. Savaşçılar da aracı bizimle aynı anda farketmişti. QSD güçleri cephede salon tipi araç kullanmazdı çünkü. 

Bir anda QSD’li savaşçıların aracı durdurmak için ateş açtıklarını gördüm, etrafta silah sesleri şiddetlenmeye başlamıştı. Fakat araç zırhla kaplanmıştı, dolayısıyla durdurmak neredeyse imkansızdı. İntiharcının geldiği yol güzergahı bizim bulunduğumuz noktada bitiyordu. Araç, bulunduğumuz noktaya varmasına 200 metre kala şiddetli bir gürültüyle patladı. Duman bir anda gökyüzünü sarmaladı. Patlamanın ardından yaklaşık bir dakika boyunca üzerimize taş, demir parçaları ve toz toprak yağdı ve göz gözü görmez oldu. Patlama o denli şiddetliydi ki bulunduğumuz bina şiddetli bir depreme maruz kalmışçasına yerinde sallanmıştı. Tüm camlar kırılmış, kapılar eşiklerinden sökülmüş ve binada delikler açılmıştı. Patlamanın basıncını dizlerimden boynuma yükselen bir baskıyla ilk anda hissetmiştim. 

Daha sonra aldığım bilgiye göre, çeteler aracı erken patlatmış, amaçlarına ulaşamamışlardı. Bulunduğumuz noktaya daha da yaklaşıp saldırıyı gerçekleştirmiş olsalardı, çok daha ciddi bir durumla karşılaşabilirdik. Belki de bu yazıyı yazamayabilirdim. 


Reqa’da QSD güçleri tarafından canlı yakalanan ilk DAİŞ çetesi, hafif yaralanan bir Lübnanlı. Reqa’nın doğu cephesindeki ilk yardım noktasına getirilerek tedavi edilen çete Arapça konuşarak, Türk devletinin yardımıyla Türkiye üzerinden Suriye’ye ulaşıp DAİŞ’e katıldığını söylüyor.


QSD güçlerine Reqa’da öncülük eden YPJ’li kadın savaşçıların sevgisi yaşamın her alanında, her yaştan insanı kucaklıyor ve moral oluyor. Özellikle küçük çocuklara karşı oldukça hassaslar. YPJ’liler, hamlenin 46’ncı gününde DAİŞ çetelerinden kurtardıkları bir ailenin bebeğini sevgiyle kucaklarken. 


Reqa şehir savaşının en önemli anlarından biri de sivil kurtarma operasyonlarıydı. Çetelerin esaretinden kurtarılan siviller ilkin ilk yardım noktasına getiriliyor ve yaralı olanlara ilk müdahale yapılıyordu. Cephenin doktoru sadece savaşçılara değil, ihtiyaç duyulan her alanda sivillere de ilk yardım hizmeti veriyor. 


Kuşu özgürleştirdi: Yüreğinde sevgi taşıyan savaşçılar, DAİŞ çetelerinin elinden sadece insanları değil hayvanları da kurtardı. Çetelerin elinde bulunan bir noktaya tek başına küçük çaplı bir operasyon gerçekleştiren Dêrikli savaşçı, bu noktadaki kuşları da yanına alarak çıktı ve onlara yem ve su verdi.


Reqa şehir merkezine ulaşımın sağlandığı köprü, hamle öncesinde DAİŞ çeteleri tarafından yıkılmıştı. QSD güçleri köprüye alternatif olarak yeni bir geçiş noktası yarattı ve buradan güçlerin sevkiyatıyla sivillerin çıkarılmasını sağladı. Köprü, şehrin doğu cephesinde ulaşım açısından hayati önem taşıyordu. Suriye rejimi eski dönemlerinde inşa edilen köprü, DAİŞ’in yıkmasıyla kullanılamaz hale geldi. 


777

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA