Kurt Cobain’i kim öldürdü?

Yazarlara ve bazı sosyologlara göre Kurt Cobain’in ölümü hayli ilginç. Bunun bir cinayet olduğunu düşünenlerin sayısı da hayli fazla. Kitabımızın yazarları Health ve Potter’a göre ise Kurt Cobain’i öldüren Kurt Cobain’di; ancak Cobain hem maktul hem de faildi. Yanlış bir fikrin, belki de karşı kültür fikrinin kurbanıydı Cobain.

12 Temmuz 2017 Çarşamba | Kültür-Sanat


Tuğçe M. YILMAZ


Okuduğunuzda kulağınıza basit veya gündelik yaşamın akışında bir popüler kültür sorusu gibi gelebilir. Ancak arka plan hiç de öyle değil. 8 Nisan 1994 sabahının erken saatlerinde bir elektrikçi Washington gölünü gören lüks bir eve yeni kurulan güvenlik sistemini etkinleştirmek için girdiğinde korkunç bir manzarayla karşılaştı. Serada, evin sahibi Kurt Cobain kanlar içinde yatıyordu, nabzı atmıyordu. Cobain, öldürücü dozda uyuşturucu almış; ama yetmemiş, bir de 20 kalibrelik bir av tüfeğiyle başının sol tarafına ateş ederek ölümünü garantilemişti. Peki neden? Joseph Health ve Andrew Potter “İsyan Pazarlanıyor” kitaplarının ilk bölümünde bu dehşet verici intiharı tartışıyor.

Yazarlara ve bazı sosyologlara göre Kurt Cobain’in ölümü hayli ilginç. Bunun bir cinayet olduğunu düşünenlerin sayısı da hayli fazla. Kitabımızın yazarları Health ve Potter’a göre ise Kurt Cobain’i öldüren Kurt Cobain’di; ancak Cobain hem maktul hem de faildi. Yanlış bir fikrin, belki de karşı kültür fikrinin kurbanıydı Cobain. Yaptığı müziğin imajı değiştirildi ve aslında kitlelere pazarlanmaya başlandı. Müziğinden sonra Cobain’in dış görünüşü de pazarlandı. Üyesi olduğu Nirvana’nın bir albümü Michael Jackson’dan daha fazla satmaya başladıktan sonra, hayranlarını kaybetmemek için düzenli çaba harcadı. Eskiye dönmek istedi; lakin bir kez üst sıralara çıkmıştı.

İnişi kolay olmayacaktı. Olmadı da. Nirvana’nın albümü reklam panolarındaki çizelgelerde bir numaraya çıkmaya devam etti. 

Cobain de Nirvana’nın popüler başarısıyla alternatif müziğe bağlılığın arasını bulamadı ve çıkış yolu olarak yaşamını sonlandırmayı tercih etti. Health ve Potter Cobain’in intiharını böyle değerlendiriyor. Gerekçeleri ise aslında alternatif kurulmaya çalışılan hayatların bir şekilde başa dönüp yine sisteme entegre hayatlara dönüşmesi.



Kültür parazitleyenler


Kültür parazitleri ve kültür parazitleyenler (bir bakıma sisteme direnenler) tüketime karşı başkaldırı yoluyla sistemde yarık açmaya çalışanlar olarak tarih sahnesine yeniden çıkmışlardı. Amerikan toplumunda bunu en iyi yapanlar ise Hippilerdi. Hippiler, Birkenstock sandaletler ve VW Kaplumbağalar Amerikan toplumunun “tüketimciliğinin” reddini en iyi şekilde sembolize eden “araçlar”dı. VW Kaplumbağa’dan Ford Explorer’a nasıl gelindi? Kitabın konusu tam da bu. Karşı kültür oluşturmaya çalıştığımız alanlarda aslında kapitalizmle bağımızın kopmadığı ve maalesef bunu asla göremediğimiz. 

Yazarlarımız Health ve Potter’a göre ise bunda bir sorun yok; çünkü karşı kültürün ve kapitalizmin gerekleri aslında kesişiyor. İkisi de ilerlemeci bir şekilde işliyor; ama nihayetinde karşı kültür yine kapitalizmin içine sıkışıp kalıyor. Geleneksel politik aktivizm burada sınırlanıyor ve boşa düşüyor. 

Karşı kültür, bu haliyle Matrix’in içindeki politik kurumlarda reforma gitmeye benziyor, diyorlar ve ekliyorlar: “Gerçekten yapmamız gereken insanları uyandırmak, fişlerini çekmek ve onları gösterinin etkisinden kurtarmaktır. Bunu yapmanın yolu, dünyada bir şeylerin doğru olmadığını ileri süren sembolik direniş eylemleri yoluyla, kavramsal tutarsızlık üretmektir. Black Spot spor ayakkabıları gibi. Bütün kültür bir ideoloji sisteminden başka bir şey olmadığı için insanın kendisini ve başkalarını özgürleştirmesinin yegâne yolu bütünüyle kültüre direnmektir.”



Uyum sağlayan ve itaat eden yeni insan


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde cennet vaat eden dinlerin yerini, bu dünyada cennet vaat eden reklam panoları aldı. Köşedeki devasa reklam panosunda yeni bir evin, yeni bir arabanın müjdesi veriliyordu. Nihayetinde sonu gelmeyen bir tüketim ağına girildi. Tüketim, insanlara mutluluk vaat ediyordu. Bir araba alıyordunuz ve mutlu oluyordunuz. Bu haliyle tüketim, insanların yeni afyonu haline geldi ve bunu reklamlar yaptı. Kitle medyası aracılığıyla yeni bir kültür oluşmaya başlıyordu. Bu yeni kültürde ise bireyler ve imgeler köleleşiyor; işçi sınıfının daha iyi bir dünya tahayyülü imkânsız hale getiriyordu. Toplum, uyum içinde yaşıyordu ve bu konfor ona iyi geliyordu. Uyumluluk, hızla toplumun iyi, güzel bir alışkanlığı haline geldi. Kitabın bu bölümünde, Milgram’ın meşhur “İtaat Deneyi” uyumluluk mefhumunun ne boyutlara varabileceğini gösteren bir şekilde detaylıca ele alınıyor.



İsyan pazarlanıyor

Karşı Kültürcüler bu sonsuz uyuma karşı çıkmak için hayli çaba sarfetti. Örneğin uyumlu olarak gördükleri toplumun kullandığı arabalar yerine VW Kaplumbağa’yı tercih etti. Kaplumbağa’ya yönelen talep nedeniyle bir dönem fabrikada Kaplumbağa üretimine yetişilemez oldu. İsyankârlar için takılar, terlikler, ayakkabılardan oluşan bir pazar kuruldu. Yani aslında bu haliyle isyan da kapitalistin eline kaldı. Kitapta da sürekli bu sorulara takılıyoruz: Hakiki isyan, mücadele ve devrim imkânı kalmadı mı artık? Bu kısırdöngüden kurtulmanın bir yolu yok mu artık?



2332

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA