Jazz, renklerin uyumu ve ırkçılık

Caz (Jazz) müziği her ne kadar 1880’lerde New Orleans’ta gelişmeye başladıysa da aslen kökeni Afrika’dır. Köleciliğin yaygın olduğu dönemlerde Amerika’ya getirilen siyahlar buraya getirilirken kendi kültürel müziklerini de getirmişlerdir.

06 Ağustos 2011 Cumartesi | Kültür-Sanat

Amerika’da köle olarak çalışırken tarlalarda söyledikleri şarkılar cazın temeli olmuş ve 1920’lerin başında New York, Los Angeles ve Chicago’da yapılan kayıtlarla son şeklini alıyor. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur.
Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi. Bütün bunlara rağmen;
Caz müziği, mavi notalar, senkop, swing, çoklu ritim ya da renklerin ve seslerin bir araya gelemesi ile; oluşmuş bir müzik türüdür. Eski Afrika ruhani törenler, blues ve ragtime ve batı dünyası geleneklerinin harmanlanması ile oluştu. 1940’lı yılarla birlikte Caz diğer müzik akımlarını etkilemeye başladı. 
Caz kelimesinin kökeninin o dönemin argosundan geldiği düşünülmektedir. Önerilen anlamlar enerjik, ruhani ve titreşimdir. Genel olarak bakıldığında Caz’ın (Jazz) ruhunda ırkçılığa karşı duruş vardır. Afrika halk müziğinden beslendiği akım blues’dur.
Son bir kaç olayla birlikte Caz’dan bu kadar çok bahsedilmesine vesile olan Amy Winehouse ölümü ve İstanbul Caz festivalinde yaşananlardır.
İstanbul Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konser sırasında Aynur Doğan’ı protesto edenlerin Caz dinleyicisinin ırkçı ve şoven saldırısı, içinde ırkçı motifler taşımayan bu miziğin Türkiye semalarında renk değiştirip ırkçılığa kapı aralaması şaşırtıcı ve sarsıcı oldu. Oysa müziğin kendi ritminde ırkçılık olmamasına rağmen Türkiye ve benzeri ülkelerde zaman zaman anlamlarını aşıyor.
Neydi Caz ve neden Caz izleyicisi ya da dinleyicisi ırkçı olamazdı?
Nedenine gelince özellikle 1940’larda Sivil Haklar Hareketinde, yani ABD’de siyahların seslerini duyurmaya başladıkları dönemde yaygın olan caz ırkçılığa karşı duruşun sesi ve rengi olmuştur. Siyahi sanatçıların ve ırkçılık karşıtı müzik gruplarının birçoğu Caz müziği yapanlardı.
Aynur Doğan’ın İstanbul Caz Festivalinde Kürtçe şarkı okuduğunda gösterilen tepki, yıllar önce Miles Davis’e de gelmiş bu festivalde. Davis de seyirciye yan dönmüş, enstrümanını duvara bakarak çalmış, seyirciye bakmamıştı. Asıl tepkisi dinleyicilerin Caz dinlemektense Caz konserine gelmek için gelmiş olmalarıydı. Türkiye benzeri ülkelerde bu tür ekinlikleri birer siyasi ve toplumsal statü gibi görmeleri. İstanbul Caz Festivaline gelenlerin de bu mantık silsilesi içinde değerlendirmek gerek. ‘Entelektüel görünme’ çabası konser sırasında çok fazla gizlenmemiş, Aynur’un sahneye çıkması ile kendisini ırkçılık olarak dışarıya vurmuş. Asıl önemli olan bu ırkçı tavra gerçek Caz dinleyicisinin alet olmaması. Bir kaç cılız slogan dışında ırkçı dinleyiciyi konser alanında çıkarılmamış olması da tartışmaya değer bir durumdur.
Sinema, tiyatro ve müzik alanında Türk ırkçılığına karşı ciddi bir çıkışın olmaması Türk sanat dünyasının ciddi bir entelektüel bilinç yetersizliğinin bu yaşananlarda payının olduğunu bir kenara not etmeliyiz...
Kim söylemiş bilmiyorum, bir yerlede okumuştum; Kelimeler yazarın gerillaları gibidir, önemli olan nerede konumlanıp nasıl kullanıldığıdır. Müziğin ırkçılığa karşı konumlanışı yazarın kelimeleri gibi olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzdende konser sırasında orada olan diğer sanatçıların Kürtçeye ve Kürde karşı tahammülsüzlere verecekleri cevap, sahneye çıkıp seyirciye arkalarını dönüp Aynur’la birlikte şarkılarını söylemeleriydi. Bu eylem en azından okumuş cahillerin anlayacağı dil olmasa bile sanatçı duyarlılığının göstergesi olacaktı.
Renklere tahammül gösteremeyen okumuş cahillerin müziğin evrensel diline hakareti gerçekle örtüşmüyor olsa bile, Kürtçenin bu renge katkısı ve sanatın sadece Caz ya da diğer müzik akımlarının renklere, seslere duyarlılığı üzerinde toplumsal muhalefeti örgütlemleri mümkün olduğu gibi duvara karşı söylenecek şarkıların da olmasıdır. Caz gerçek anlamda bu görevi yerine getirecek sanat dallarından en önemlilerinden birdir.


DURSUN KAZAN


4384

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA