‘Siyahlı Kadınlar’ DENEYİMİ

Dünya genelinde yaşanan savaşlarda kadınların belleklerinde gerilemenin ortak sorun olduğunu hatırlatan “Siyahlı Kadınlar” aktivisti Anna Miskovska Kajevska, savaş ve belleksizliğe karşı kadın tarihine dair yeniden bir bellek oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

19 Mayıs 2017 Cuma | Kadın

Başlangıç tarihi 1980’lerin yarısına dayanan ve İsrail’de şekillenen, ardından dünyanın bir çok ülkesine yayılan “Barış için eylemsellik ağı-Siyahlı Kadınlar” hareketi günümüzde hala etkisini sürdürüyor. Zamanla kadınlar arasında bir dayanışma ağı haline gelen “Siyahlı Kadınlar” eyleminde kadınlar siyah giyinip savaş mantığını kabul etmeyerek “pasif yas” tutuyor. 10 binin üzerinde kadın ağı bulunan “Siyahlı Kadınlar”, dünyanın bir çok ülkesinde dayanışmacısına sahip. Tarihinde derin savaş izlerini barındıran Sırbistan, kadınların savaşa karşı eylemselliklerine de şahit oldu. Süreci en yakından bilen ve şahitlik eden Amsterdam Üniversitesi’nden Anna Miskovska Kajevska, Sırbistan’daki kadınların eylem geçmişleri, kadınların “Siyahlı Kadınlar” tanışması ve Sırbistanlı kadınların tarihi bellekleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

‘Eylemlerinde açık politik mesajlar verildi’

Kajevska, Sırp olmadığını ancak Sırbistanlı kadınların eylemlerini zaman zaman Belgrad’a gittiğinde gördüğünü ve katıldığını belirtti. Kadınların gerçekleştirdiği eylemleri “cesurca” olarak nitelendiren Kajevska, bu eylemlerde politik mesajların verildiğini ifade etti. 

Sırbistan’da yaşanmışlıklara dikkat çeken Kajevska şu bilgileri paylaştı: “Sırbistan’da resmi ideoloji Sırpların mağdur olduğunu, dört bir yandan herkesin saldırısı altında olduklarını, bunun bir savaş olmadığını söylüyordu. Kadınlar ise erkeklerin savaşa gönderildiği, askere alındığı, tüm finansal kaynakların silah alımlarına ve askeri faaliyetlere ayrıldığı bir ortamda Sırp devletini savaşın mevcudiyetini resmen tanınmaya zorluyordu.”

‘Kadınlar savaş karşıtı mesaj iletiyor’

Kadınların en önemli rollerinden birinin bu eylemlerle savaş halinde olduğunu kamuoyuna duyurmak olduğunu kaydeden Anna, “Eğer evlatlarımız savaşmaya gönderiliyorsa, mülteciler geliyorsa, insanlar Sırp olmadıkları için öldürülüyorsa, bunun bir savaş olduğunu kabul etmek zorundayız” diye konuştu. “Siyahlı Kadınlar”ın kısıtlı imkanlara rağmen önemli bir mesafe kat ettiklerini dile getiren Anna, kadınların en büyük kazanımlarının farklı etnisitelerden kadınlarla bir araya gelerek iletişim kurmaları olduğunu ifade etti. 

‘İlk olarak İtalya’dan örnek alındı 

“Siyahlı Kadınlar”ın ilk önce İsrail’de ortaya çıktığını ancak Sırbistanlı kadınların İtalya’dan esinlenerek, bu hareketi oluşturduğunu belirten Anna, kadınların siyah giyinerek, kayıpların yasını tuttuklarını ifade etti. Anna, kadınlar tuttukları pankartlar, afişlerle Kosova’daki kadınların kız kardeşleri olduğunu söylüyor, yaşananları anlatıyor ve etnik temizlik politikalarına son verilmesini talep ediyorlardı.”

‘Tarihi bellek yitirildi’

Savaşların yaşandığı ve büyük acıların çekildiği ülkelerde savaş sonrası kadınların tarihi belleklerindeki gerilemeye değinen Anna, tarihi belleğin yitirildiğini söyledi. Neden böyle düşündüğüne de açıklık getiren Anna, kadın sorunlarının resmi anlatılarda yer almaması şeklinde olduğunu belirtti. 

“Günümüzde savaş sona ermiş olsa da kadına karşı şiddetin halen devam ettiğini” ifade eden Anna, buna karşı kadınların yasaların değiştirilerek aile içi şiddetin suç olarak tanımlanması ve suçluların cezalandırılmasını sağlamak için mücadele ettiklerini kaydetti.  


 ŞUJIN/İSTANBUL


214

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA