Sosyalist Şîlan’ın anısına

yildirimrojda@hotmail.com | 02 Mayıs 2018 Çarşamba

ROJDA YILDIRIM

Sadece ‘Şîlan’ dediğimizde kimse çıkaramazdı onu. İlle de ‘Sosyalist Şîlan’ diyecektik. ‘Sosyalist’ diye çağırmazsak o da bilmezdi kendisinden söz edildiğini... Bir çeşit özdeşleşmeydi bu. Onda tek bir sıfata dönüşmüştü. Nam-ı değer Sosyalist Şîlanımızdı işte...

2005’lerde kalabalık bir kadın yapısıyla süreç ve Kürt özgürlük hareketinin tarihsel gelişimi üzerine hararetli bir tartışma yürütülürken sürekli ‘sosyalizm ve kapitalizm’den söz eden Şîlan’a ‘Sosyalist Şîlan’ denilmişti. Zaten uzun süre tanıyan bütün arkadaşları onu hararetli ve heyecanlı tartışma tarzıyla tanımlardı. Hangi konu olursa olsun mutlaka sözü gelip dayandıracağı yer sosyalizm olurdu. Hani hareket olarak geleneğimiz de buydu ama hiçbirimiz onun kadar belki de birbirimize bunu hatırlatmazdık. O yüzden Şîlan’ın adı her zaman ‘Sosyalist’ kaldı. 

Sadece geleneği taşıma biçimiyle de değil, Kürt Özgürlük Hareketi’ne aktif olarak katılmadan önce Türkiye devrimci hareketleriyle tanışmış, Denizleri, Mahirleri, İboları çocukluğunun kahramanları yapmıştı. Onların zamanından geçmiş, rüzgarlarını koklamış, nefesleriyle soluklanmıştı. Devrimci hareketlerden bahsederken “Biz kimleri kimleri gördük, bugünlere geldik” derken muzip bir gülümseme takınır ama saklı bir gurur da taşırdı her zaman. Bu gururunu ağız dolusuyla “Apocular, Mahirlerin geleneğini devraldığı için özgürlük hareketine geldim” diyen mağrur ve haklı duruşunda da görebilirdiniz. Sol gelenekten gelmiş, su akıp yolunu Kürt Özgürlük Hareketi’nde bulmuştu. 

Maraş’ın bir Kürt Kızılbaş köyünden yola çıkmış, Türk devlet faşizminin uyguladığı katliamın tüm izlerini taşımış, Türkiye metropollerinde ezilmişlik ve sömürü sisteminin en katmerli yanlarıyla tanışmış, Kürt Özgürlük Hareketi’yle birlikte kadın tarafının acısıyla karşılaşmış, “Benim dört K ile başım dertte” demişti. Kendi tarihsel gelişimini ve özgürlük hareketine getiren temel çelişkileri “4 K” ile tanımlamıştı. Kürt’tü, kızılbaştı, kadındı, komünistti. “Daha ne olsundu; bütün ezilmişlik biçimleri var işte” demişti. Bir kadın açısından arayışın oldukça özlü bir tanımlamasıydı bu.

Sosyalist Şîlan... Kendi başına bir ekol, bir farkındalıktı. Avrupa kapitalizminin göbeğinde asla kapitalist kültür değerlerine özenmeden sade ve dürüst yaşadı. Hani bilgeler der ya “Dünya malında gözü yoktu”; tanıyan herkes bilir ki Sosyalist Şîlan mülkiyetçi ve bencil değildi. Bir çayı bir de sigarası vardı. Bir de özlemini duyduğu ve bir gün devrimden sonra yapacağım dediği İzmir’in Karşıyakası’nda deniz kenarında martı sesleri eşleğinde gevrek bir simit ve kulak kabartıp dinleyeceği su sesi vardı... Ha, bir de “bekle bizi Amed” deyişi vardı.

Bir özlemi ve hayali daha vardı. Sosyalizm tartışmaları yapılırken Özgürlüğün Sosyolojisi kitabından çok etkilenmiş, “Bir gün Önderlikle sosyalizm üzerine tartışma yapmayı çok isterim” demişti. Marks’ı, Lenin’i, dünya devrim tarihlerini okumuştu. Hatta çoğumuzun gözü korkup da okumaya cesaret edemediği ‘Kapital’i bile kaç defa okuduğundan bahsetmişti. “Marksizmi, Leninizmi bilmeyenler Apoculuğu doğru kavrayamazlar” demişti. Onunkisi özlü bir anlama çabasıydı. Tüm hevesi bir sosyalist gibi yaşamaktı. Ve yaşadı da...

Sosyalist Şîlan dosttu, arkadaştı, sıcak ve samimiydi. Alçakgönüllü ve olgun bir devrimciydi. Gönderilen sıcak bir selamla, verilen bir merhabayla dünyalar onun olurdu. Şîlan böyleydi işte... Giderken bile eksik bir yanımızı hatırlattı bize... Cenaze törenindeki her yüz ifadesi gidenin arkasında bıraktığı izdi. Ve Şîlan sadece duygusal bir iz bırakmadı. Belki de daha fazlası olan eksik bir tarafımızı bizlere hatırlattı. İnsan, sevgi ve mücadelecilikti baki olan...

Güle güle Sosyalist Şîlanımız, güle güle sol yanımız!..




929
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: