Matematiğin işlemediği haller

25 Nisan 2018 Çarşamba

AYKAN SEVER

Emperyalist-kapitalist hiyerarşi içerisinde çekişmeler tırmanıyor. Fakat taraflar bir strateji kuramıyor, ya da ürettikleri planlar gerçeğe temas edince tuzla buz oluyor. Günü birlik planlarla yürütülen işlerinse elbette uzun vadeli bir geleceği olmuyor, bunun için senaryo üstüne senaryo yazıyorlar.

ABD-Fransa-İngiltere tarafından geliştirilen son Suriye saldırısı bunun tipik bir örneği. Saldıranların dahi neyi, niye yaptıklarını doğru düzgün tarif edemedikleri gibi, gerçekte neyi hedefliyorlardı, ne sonuç elde edildi, kimler dosttu, kimler düşmandı, kim/kimler ne kazandı sorularına net bir yanıt oluşturmak mümkün değil. Kala kala bize silah reklamları kaldı. Saldırının bir numaralı ülkesi Trump ve Mattis arasındaki saldırının niteliğine (bir kerelik mi, topyekûn mü) ilişkin tartışmayı düşünün, ya da saldırılacak yerlere ilişkin Rusya ile dolayısıyla Esad yönetimiyle bilgi paylaşımını düşünün, saldırı sonrası Suriye yönetimi altındaki topraklarda yapılan Esad’ı destekleyen gösterileri hesaplayın. Pekala ABD’nin Suriye’den çıkıyoruz-çıkmıyoruz tartışmalarını, Astana ve Cenevre süreçlerinin teoride dahi iyi kurgulanamayışlarını, fiyasko olacağı şimdiden belli ve buradaki devrimci hareketi tasfiye etmeyi amaçlayan Rojava’ya “Sünni Ordusu” konuşlandırma tasarılarını da buna ilave edebilirsiniz.

Bütün bunlar neden böyle? Bir nedeni sürece damgasını vuran emperyalist-kapitalist hiyerarşi içindeki yani başını ABD’nin çektiği sırasıyla Çin, Rusya (Her iki ülke ile ilgili bazı solcu eskileri hülyalarını muhafaza etse de bu ülkeler emperyalisttir.) İngiltere, Fransa, Almanya… gibi ülkelerin arasındaki paylaşım savaşının devam etmekte oluşu. Bu kapsamda karşılıklı hamleler pekala bir diğerinin politikasını boşa düşürebilmekte, ya da birbirine karşıt gibi gözükse de bir birinin adımlarını tamamlamakta. Örneğin Trump’ın Obama dönemi hegemonya stratejisinin önemli bir adımı olan Trans Pasifik Anlaşması’ndan (şimdi geri dönmeye çalışıyor) çıkması Güney Amerika’da hızla ilerleyen Çin’in önünü kesmediği gibi aksine işlerini bir hayli kolaylaştırdı.

Bir diğer neden emperyalist hiyerarşideki devletler bir birini yok etmek istemiyor, yeni bir uzlaşma zemini arıyor. Bu yüzden ve aynı zamanda topyekûn bir savaşı göze alamamaları nedeniyle doğrudan hamleler yapmıyorlar. Rusya ve Çin, ABD ile eşit statüde olmak istiyor. ABD ise aşınan hegemonik pozisyonunu terk etmek istemiyor. Fakat bütün bu sürecin sermayenin doğası gereği çatışmadan uzak seyretme olasılığı görüldüğü üzere yok ama dolaylı biçimlerde. Bu anlamda DAİŞ’in Afganistan’da artan saldırıları (Bu hafta sonu çoğunluğu Şii en az 57 kişiyi öldürdüler.) bir örnektir. DAİŞ bu bölgede, güya Ortadoğu’da DAİŞ karşıtı koalisyon olarak kendini ifade eden devletlerin Rusya, Çin ve İran’a karşı kılıcına dönüştü. Sünni İslam anlayışının mevcut paylaşım savaşında önemli bir araca dönüştürüldüğünün de altını çizmek gerekir.

Modern matematiğin işlememesindeki diğer bir büyük mesele ise “iç” sorunlar. Savaşın aktörleri olan ülkelerin çoğu iç çekişme ve açmazlarla karşı karşıya. İktidarlar sağlam bir zeminde değil. Tabii bu konuda da bir numara ABD. Amerika’da geçen hafta bir genç çıplak olarak bir kafeye dalıyor ve rastgele ateş ediyor, 4 ölü, 4 yaralı. İşte modern matematiğin işlemediği bir vaka daha. Normal koşullarda insanlar genelde düşman olduklarını hedef alırlar, rast gele değil, hem de cinayeti bir yere çıplak dalarak işlemeleri de pek görülmez. Fakat siz eğer Trump ABD’sinde yaşıyorsanız (gerçi yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkmıştı unuttum) bunlar normal. Çünkü kendi başkanlarını Rusya ajanı zanı altına sokan bir yargı, ekibindeki 30 küsur kişiyle bir yıl içinde yolları ayırmış ve gayri ahlaki meselelerden yargıya düşmüş bir başkan; ve aynı başkan birgün K.Kore’ye savaş ilan edip ertesi gün muhallebicide randevu verebiliyorsa artık her şeyin olabileceği bir durum bekleyebilirsiniz. Geçerken not edeyim, geçen hafta K. Kore’nin nükleer denemelerine son verdiğini ve nükleer test sahasını kapatmayı planladığını açıklamasıyla(her ne kadar ne olacağı belli olmasa da şimdilik ve tedbiren)sosyalizme dönük beklentilerini K. Kore’nin silahlamasına endeksleyen çevreler Perinçek’le birlikte yas tutmaya başlayabilir, kolay gele.

Görüldüğü üzere “büyükler”in dünyası “akıl” ötesi. Bizimse “aklı” yeniden yer yüzüne indirebilmek için öncelikle devrime, değiştirebileceğimize inanmamız, buna uygun çaba ve arayış içinde olmamız şart. Yoksa geviş getirmeye endeksli bir solculuğun keyfinin gelmesini kimse beklemez. Ermenistan örneğinde olduğu gibi başka sıfatları olan “devrimciler” sahaya inebilir.



736
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: