Zayıf da olsa olasılık olasılıktır ve değerlidir

g.yoleri@gmail.com | 13 Nisan 2018 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ

Uzun zamandır yarına dair iyi şeyler söylemek hayal oldu. Kime sorsanız yarından endişeli. Bu öyle dayanaksız bir endişe de değil ne yazık ki. Objektif, subjektif neresinden bakarsanız bakın aynı şeyi görüyorsunuz; gittikçe derinleşen adaletsizlik, hukukun ve insan haklarının yok sayılması, içerde ve dışarıda çatışmanın derinleşmesi, savaş, politik ve toplumsal kaos, ekonomik kriz, işsizlik... Bir başka deyişle toplum travma üstüne travma yaşıyor. 

Süreklileşmiş bu travma; kendisine güveni olmayan, güçlü olana yaklaşarak ve ona kendisini kabul ettirerek hayatta kalabileceğine inanan, onu model alan topluluklar yaratmasının yanında  kutuplaşma ve guruplar arası şiddetin derinleşmesi demek. 

“Şiddet şiddeti doğurur” klişe sözü de çoğu kere yanlış yorumlanır. Sanılır ki doğan şiddet illa ilk şiddeti uygulayana yönelir. Oysa durum hiç de böyle değildir. Şiddetten doğan şiddet daha güçsüzlere yönelir. Ve bu bir silsile olarak devam eder. Kocası karısına, karısı çocuğuna, çocuk öteki çocuklara, Yerliler Süriyeli’lere, Suriyeli’ler öteki Suriye’lilere ya da yabancılara, erkekler kadınlara ve eşcinsellere…

Toplumda şiddetin, cinayetlerin bunca artmasına rağmen, iktidarın bu şiddeti önlemek yerine çoğaltmaya çalışmasının mantığı tam da bu güvenden ileri gelir aslında. Bir anlamda bu kaos ve şiddet ortamından medet uman siyasi iktidar, kendisine tehdit görüp ötekileştirdiklerini birbirine düşürür, elini kirletmeden onları etkisizleştirir. 

Benim gibi sizin de “mademki biliyoruz neden kurtulmuyoruz bu travmanın etkilerinden” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak, bizdeki gibi travmanın süreklileştiği, yaygınlaştığı ve derinleştiği yerlerde bu travmanın olumsuz etkilerinden sıyrılmak hiç de kolay değil. Çünkü bu etkileri üzerimizde hep taşıyalım isteyenler ve bundan medet umanlar buna izin vermek istemez. 

Bu güne kadar yapılanlara ek olarak, Boğaziçi Üniversitesinde öğrencilere yapılan saldırı ve bu saldırının dalgalar halinde devam etmesi ve Erdoğan tarafından kamuoyu önünde tehdit edilmeleri, sadece OHAL sürecinde 570 avukatın tutuklanması öyle sıradan, spontane bir durum olarak değerlendirilemez malum. 

Ya da Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin TMSF’ye devredilip, editör ve çalışanlarının ve de gazetenin basıldığı matbaa çalışanlarının tutuklanmaları sıradan olaylar değil. Şiddetin ve baskının ve de travmanın dozu bir tık daha yükseltilmiş oldu bu olaylarla. 

Televizyon ekranlarındaki “Suriye’de kalıcıyız”, “Suriye’yle savaş kapıda” alt yazıları da tesadüf değil. Paralel zamanda 7 Nisan tarihli haber sitelerinde “Bursa'da 10 Nisan Polis Haftası etkinlikleri kapsamında Bursa İl Emniyet Müdürü Osman Ak Bursalı muhtarlara silah eğitimi verdi.” haberi yer aldı. Muhtarlara “savaş alanlarında sıkça kullanılan kalaşnikof piyade tüfekleri ile de atış” talimi yaptırıldı. 

14 Mart tarihli bir haberde de bireysel silah sahiplerinin mermi istihkakının talep halinde İç İşleri Bakanı tarafından 5 katına yani 1000 mermiye çıkarılacağını öğrenmiştik. Bireysel silahlanmanın tüm dünyada tepkiyle karşılandığı ve Teksas’ı andıran görüntülerin giderek sıradanlaştığı kentlerde 1000 mermi ile ne yapılacak dersiniz? 

Yukarıda da dediğimiz gibi süreklileşen travma şiddetin artmasına neden olması yanında toplumda kutuplaşma ve guruplar arası şiddeti de artırıyor yani bir iç savaş tehlikesini yükseltiyor. Toplumun muhalif kesimlerini baskılayıp kendisine yakın gördüklerine, muhtarlara savaş silahları ile talim yaptırıp bunu da yedi düvele duyuranların bunda hiçbir art niyeti yok diyecek saf kalmış mıdır? 

Başa dönersek; Toplumdaki algı malum, “Hayat devam ediyor ama baş aşağı.” Teselli olarak söylenen “dibe vurmadan yükselemezsin” gibi büyük laflar kimseyi rahatlatmıyor. Çünkü başka bir algı daha var; “bu dibe vuruştan sağ çıkmak oldukça zayıf bir olasılık.” Korkalım, korktukça da elimizdekine yani AKP iktidarı ve Tayyip’e aman bir şey olmasın, maazallah dibe çakılırız diye  düşünelim isteyenler bu korkuyu körüklüyor açık açık.  

Oysa; “bu dibe vuruştan sağ çıkmak oldukça zayıf bir olasılık.” sözündeki o zayıf olasılığı güçlendirmek de, yere çakılmadan düşüşü durdurmak da bir seçenek hala.



543
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: