Faşist rejime son vermenin en son barışçı devrim yolu

12 Nisan 2018 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN

CHP’ye oy veren seçmenler! Oy verdiğiniz partinin yönetimindeki “derin devlet memurları”, Erdoğan diktatörlüğünü devirme imkanını bilinçli bir şekilde yok etmek üzereler.

Türkiye’yi Ortadoğu’da bir Rus-ABD gerginliğinin ve hele bir silahlı çatışmanın yıkıcı etkilerinden kurtarmak, ülke ekonomisinin böyle bir çatışma anında enkaza dönüşmesini önlemek, Erdoğan diktatörlüğünü yıkmaya bağlı.

Bu mümkündür.

Şu anda CHP HDP’yle birlikte TBMM’den “sine-i millete” çekilse, Saray temelinden sarsılır. CHP ve HDP’nin on milyonlarca seçmeni “Türkiye’nin selameti için Erdoğan defol” diye her ilde, ilçede, her köyde ve mahallede, her sokakta ve her bir evin önünde haykırmaya başlasa, çoktan beri için için çürümüş rejim ne yapacağını şaşırır.

O zaman demokrasinin yolu açılır.

Seçimlerde muhalefetin gerçekten de yüzde 60 oy alması mümkün olur. Bu yüzde 60 oyun Saray tarafından 7 Haziran’da ve referandumda olduğu gibi gasp edilmesi önlenir.

Küresel güçlerin cephe cepheye geldiği, ekonomik krizin yıkıcı etkilerinin hissedildiği şu anda, ülkeyi Rusya-İran ittifakına mahkum eden ve Küresel güçlerin kavgasında tehlikeye atan Erdoğan rejimine son vermek için ilk adım “bu rejim meşru değildir, yıkılmalıdır” diyerek TBMM’den halkın sinesine çekilmektir.

CHP tabanına ve seçmenine gerçek durumu açıklamak, bütün sosyalistlerin, EMEP’ten ÖDP’ye, HDP’den Devrimci Sola herkesin görevidir. Erdoğan en zayıf dönemini yaşıyor ve onu ayakta tutan “CHP payandasını çekmenin” tam zamanıdır.

Bu konuda ne kadar çaba harcansa yeridir.

Elbette CHP yönetiminin böyle bir radikal karar vermesi mucizeden bile zor bir ihtimaldir. Ancak bu yönde yapılacak çalışmalar, CHP payandasını zayıflatır. TBMM’deki CHP varlığının iç yüzü ortaya tüm çıplaklığı ile çıktığı zaman, bu payanda işe yaramaz hale gelir. CHP yönetiminin durumu MHP’den farklı olmaz. Yeni alternatif örgütlenmeler uç verir.

Şimdi pek çok şey, CHP tabanını, laik milyonları, Alevi kitlelerini, gerçek yurtsever Kemalistleri, “Erdoğan’ın yıkılması CHP’nin TBMM’den çekilmesine bağlıdır” düşüncesine ikna etmekten geçecek.

CHP Erdoğan parlamenter rejime karşı 20 Temmuz’da OHAL darbesi yaptı demiyor mu?

O günden beri Anayasa yürürlükte değil demiyor mu?

TBMM’nin tüm yetkileri tek kişi tarafından gasp edildi demiyor mu?

O halde yetkileri gasp edilmiş TBMM’de CHP ne yapıyor? Varlığı ile Erdoğan faşizmine meşruiyet kazandırdığını görmüyor mu?

CHP’liler şu gerçeği artık fark etmeli: CHP TBMM’de kaldığı sürece, içten içe çürüyor; giderek “Sarayın muhalefet partisi” haline dönüşüyor.

“Sarayın muhalefet partisi” ne demektir?

Sarayın izlediği halk düşmanı politikalara karşı çıkmak yerine, bu politikaların “neden daha etkili yürütülmediğini” sorarak “muhalefet” etmektir. CHP yönetimi Saray’ın PKK’ye karşı ve Cemaat’e karşı yürüttüğü hukuk tanımaz saldırılarına karşı çıkmak yerine, “daha önce neden Öcalan’la masaya oturdun”, “daha önce neden Gülen’e her istediğini verdin” tarzında itirazlarda bulunmakta, Ege’de Saray’ın provokasyonlarını küçümsemekte, adaları işgal etmekten bahsetmekte, böylece izlenen bütün hukuk dışı saldırıları desteklemiş olmaktadır; Türk devletinin hızla Rusya ve İran ekseninde yer almasına da destek vermektedir.

İşte CHP yönetimi, Saray’a “muhalifmiş” gibi görünürken, Saray’ın temel politikalarını desteklediği için, mevcut iktidarı “gayrı meşru” ilan etmekten de kaçınmakta, o nedenle TBMM’den çekilmeyerek rejime meşruiyet kazandırmaktadır.

Halk muhalefetini felce uğratan bu “parlamenter ihaneti” yenilgiye uğratmadıkça faşist rejime karşı direnişi örgütlemek mümkün olmayacaktır.

CHP yönetiminin “Saray muhalefetini” açığa çıkarmanın yolu, “TBMM’den çekilme” çağrısını CHP’li demokrat kitleler arasında yaymaktan geçmektedir.

CHP’li kitleler şu gerçeği görebilmeli: CHP yönetimi şu anda TBMM’den çekilme kararını halkın arasında tartışmaya açsa, ülkenin her yerinde HDP’liler de aynı tartışmayı kendi tabanlarında yürütmeye başlasa, yalnızca bu kampanya bile “TBMM’den çekilelim” düşüncesini milyonların arasında güçlendirdiği ölçüde rejimi temelinden sarsacaktır.

Küresel güçler, nükleer devler, sanıyorum bölgede “vekalet savaşları” oyununun ikinci perdesini açmakta, gerçek “aktörler” uçak gemileriyle, atom bombalarıyla sahnede yerlerini almakta.

Bu ortamda Türkiye Erdoğan’ın eline bırakılamaz. Ondan bir an önce kurtulmak gerekir.

Ve bilelim ki, Erdoğan’dan kurtulmanın bu yolu, “sivil itaatsizliğe dayalı en son barışçıl devrim yoludur.”

 Bu fırsat da kaçarsa, elbette bir başka yol bulunur bulunmasına da, orada artık “parlamenterlerin” işi olmaz. O halde TBMM’dekiler ülkelerine yapabilecekleri son hizmeti, TBMM’den çekilerek yapmalıdırlar.



1223
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: