ŞEYTANA

11 Nisan 2018 Çarşamba

NAGİHAN AKARSEL

Efrîn’in Şeytana köyüne geçen yıl tam da bu vakitlerde gittim. Yağmurun güneşe eşlik ettiği bir zaman dilimiydi. Her mevsim yeşil kalan zeytin dalları tüm görkemini kuşanmış bulut rengine selam duruyordu. Arada bir güneş ışınları zeytin yeşili ile bulut mavisini turkuazı kıskandıracak bir berraklıkta karşılıyordu. 

Mabeta ilçesine bağlı olan Şeytana köyü en çok da ismiyle dikkatimi çekmişti. Şeytana’nın hemen yanıbaşında olan ata binen kadından adını alan Sarya, Kirmanckî (Zazakî) konuşan Dumilya (Dimilî) ile Behdînî, Sêmelka köyleri ise Kürdistan’ın dört parçasını oraya taşırmıştı adeta. “Neden ismi Şeytana” diye sorduğumda aldığım yanıt ise beni büyülemişti… “Şeytana’nın hemen girişinde bir çeşme var. Çeşmenin başında her daim yeşil kalan çimler... Bu çimlerin üstünde onlarca şeytanok bulunuyor. Her daim suyun içinde yaşayan şeytanoklar dünyada bir tek burada çimlerin üstünde yaşıyor. Çünkü çimlerin üstünde her daim bir damla su bulunuyor. Baharı müjdeleyen şebnem ya da cemre burada her zaman çimlerin üstünde bir çiy damlası olarak kalıyor. Ve o çiy damlasına kayıtlı onlarca şeytanok burada yaşıyor. Hemen çeşmenin yanıbaşında bir çiy damlasına bağlı ve bir şeytanoğa kayıtlı Şeytana köyü…” diyor Hevîn…

Şiddetli yağmur nedeniyle köyün ismini aldığı yere, çeşmenin yanına gidemiyoruz maalesef… Yüksek bir tepenin üstünde kurulu olması da çok dikkat çekici. Efrîn’in bütün köyleri gibi toprağı kırmızı, yeşili yeşil bir yer… Eve vardığımızda İvon’un köpeği karşılıyor ilk bizi… Her hafta sonu şehirden köye gitmek neredeyse bütün Efrînlilerin hafta boyunca kurdukları en büyük hayal… İvon 9 yaşında. Hiperaktif bir çocuk. İki abisi var. Cudî ve Hezêl...

En büyük mutlulukları evlerine misafir gelmesi… Anneleriyle bir ders sırasında tanışıyorum. Anlattığım her bilgi gözlerinde bir ışık demetine dönüşüyordu abartısız. Ve o günden sonra jineoloji ile ilgili sürekli soru sordu Hevîn… İlk defa kendi bilgilerinin anlam bulmasının heyecanı mıydı, kadının özgürlük arayışının bir sosyal bilime dayanmasının yarattığı güven miydi neydi bilmiyorum ama birçok kadın gibi Hevîn de, “Artık sırtımız yere gelmez” dedi büyük bir mutlulukla… 

O günümü onlarla geçirdim. Hepimiz aynı odada yattık. Sabah gözlerimi açtığımda Hevîn’in elinde bir fincan kahve ile ağladığını gördüm. Yanlış mı görüyorum diye kendimden şüphelendim. Gözlerimi ovdum. Sahiden de Hevîn ağlıyordu. Hem de öyle böyle değil, kocaman yaşlar dökülüyordu gözlerinden… 

Ve bunu bir ritüel gibi her sabah yaptığını, güne ağlayarak başladığını söyledi Hevîn... “Neden ağlıyorsun” diye sorduğumda, “Bilmiyorum içimde büyük bir boşluk var” dedi. Bu boşluğun ne olduğunu tanımlayamıyordu. Normal standartlara göre mutlu bir yaşamı vardı. Maddi ve manevi anlamda yaşadığı bir sorun yoktu. Ama içimde büyük bir boşluk var diyordu. Bu boşluğun nedenini bir türlü bulamıyordu. Bense hiç ona müdahale etmeden saatlerce onu dinledim. Ben dinledikçe o daha fazla anlatıyordu. Henüz evlenmeden önce özgürlük mücadelesine katılmaya karar verdiğini söyledi bir ara. Ama cesaretinin yetmediğini ve katılamadığını anlattı. O sırada daha çok ağlamaya başladı. Sorunun kaynağı bu olabilir mi diye sorduğumda, “Evet bu. Sorunun etrafında dönüyorum ama kendimi affedemiyorum. Ben de bu tarihin içinde yer almalıydım” dedi. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ederek…

Şimdi Efrîn işgaline karşı en ön saflarda mücadele ediyor Hevîn… Ve mutlu… Efrîn’e işgalcilerin girmesi karşısında çok dirayetli… Şaşırıyorum. “Girdikleri gibi de çıkacaklar. Kendilerini neyin beklediğini bilmiyorlar” dedi. Sesinde büyük bir güven… Ve sonra ekliyor, “Biliyor musun, artık ağlamıyorum”… 

Evet Efrîn’in her bir hücresinde bir çiy damlasının hikayesi saklı… Her bir köyünde tarihin an’da gizli olduğunu anlatan onlarca veri bulunuyor. Ve bu verileri canla başla koruyan bir tarihi bilinç… Bu tarihi bilinç Bizanslıların, Romalıların, Osmanlıların şimdi de Türklerin işgal ettiği toprakların onlara yar olmadığını, sadece Efrînlilerin olduğunu biliyor. Bu bilinç şimdi Şehba’da, Til Rıfat’ta direnişin özgüveniyle zaferin manifestosunu yazmaya devam ediyor. 



733
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: