Barış yürüyüşü...

esonzamanci@gmail.com | 05 Nisan 2018 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Almanya’da 1960’lı yıllardan bu yana geleneksel olarak sürdürülen Paskalya Barış Yürüyüşleri bu yıl da barış sloganları ve silah satışı karşıtı söylemlerle yapıldı. Zira Almanya’nın savaş yanlısı dış politikalarının arttığı bir dönemde barış talepleri daha fazla anlam ifade ediyor. 

Barış Yürüyüşleri Koordinasyon Merkezi’nden verilen bilgilere göre bu yılki katılım 2017 yılından fazla. Elbette katılımın artması Türkiye’nin Efrîn işgali ve Almanya’nın Türkiye’ye silah temini ile de doğrudan bağlantılı. Zaten bir ülkede barış taleplerinin artması, ters giden bir şeylerin varlığını işaret etmiyor mu? Nitekim Almanya 2013 yılında gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı’nda dış politikada daha fazla sorumluluk alacaklarını beyan ederek özellikle Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren dengeler arasındaki yerini de sağlamlaştırdı.  

***

Almanya ekonomisi her geçen gün büyüyor. Bir kaç rakam verecek olursak:

2017 yılında ihracat rakamı 1 trilyon 279 milyar 66 milyon Euro. İşsizlik, Mart ayında da düşüşünü sürdürerek yüzde 5.3 seviyesine indi. 

Almanya’da, federal devlet, eyaletler, belediyeler ve sosyal sigortalar 2017’yi toplam 36,6 milyar Euro fazlayla kapattı. Yani Almanya, kamunun harcadığından 36 milyar 600 milyon Euro daha fazla gelir elde etti. Avrupa’nın en güçlü ekonomisi Almanya 2017’de son altı yılın en yüksek oranına ulaşarak, GSYH’sini yüzde 2,2 oranında arttırdı. Almanya’nın güçlü büyümeyi 2018’de de sürdüreceği öngörülüyor.

2014-2017 yılları arasında hükümetin özel iznini gerektiren silah satışları 25 milyar Euro’ya çıktı. 

İstatistiksel rakamlara göre Alman ekonomisi her gen gün büyüme kaydediyor. Fakat her yıl giderek artan savaş hırsı, toplum refahını diplere doğru çekiyor. Merkel, Scholz ve Seehofer koalisyon anlaşmasını imzalarken, Merkel, “Herkes refaha kavuşmalı” demişti. 

Almanya’da standartların üzerinde büyüyen ekonominin, kuşkusuz Almanya’nın dış politikada daha fazla sorumluluk alma hedefleri ile de organik bir bağı bulunuyor. Dolayısıyla vadedilen refahın da bir bedeli bulunuyor.

*** 

Politik bir güce dönüşen sermaye kaotik ortamlara daha fazla ilgi duyar. Devletler de, sermayedarlar da barış söylemine illetli gibi davranırlar. Nitekim savaş idare etmenin, hanelerine nasıl bir kazanç ile gireceğinden pek bir emindirler. O nedenle ekonomi iyileşirken, barış talepleri de giderek artıyor. Almanya Türkiye’nin Efrîn’i işgal girişimine sessiz kalıyor. Çünkü onunla aynı suçu işliyor. 

***

Almanya’nın Efrîn işgaline doğrudan desteği bu yıl Paskalya Barış Yürüyüşlerine ilgiyi arttırdı. Barış talepleri daha yüksek sesle dillendirildi. Fakat Almanya’da kamuoyunun barış taleplerini çok daha gür bir sesle, daha cesur bir şekilde çıkarması gerekiyor. Öyle ki, savaş bir insanlık suçudur. Savaşa dolaylı yollardan müdahil olmak ile direk müdahil olmak farklı şeyler değildir. 



868
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: