Ceylanpınar davası ve kaybettiklerim

serhatbucak46@hotmail.de | 14 Mart 2018 Çarşamba

YUSUF SERHAT FAİK

20 Temmuz 2015 tarihinde Kobanê’nin yeniden inşasına bir taşta kendileri koymak için Kobanê’ye gitmek üzere Suruç (Pirsus) gelen 76 SGB üyesi genç şehir parkında basın toplantısı yaparken bombalar patlamış, otuzüç devrimci genç yaşamını yitirmiş, onlarcası da yaralanmıştı.

22 Temmuz 2015 tarihinde Ceylanpınar (Serêkaniye)’de görev yapan polis memurları Fevzi Yumşak ve Okan Uçar kaldıkları evlerinde susturucu takılmış silahlarla kafalarına birer kurşun sıkılarak yaşamlarını yitirmişlerdi. Olayın ertesi günü HPG adına olay üslenildi. Herkes biliyordu ki bu eylem HPG tarafından yapılmamıştı. Kimi işgüzarlar olayın üzerine balıklama atlamış, olay konusunda HPG merkez komutanlığı tarafından yapılan araştırma tamamlanmadan gerçekle uzak, yakın ilişkisi olmayan bir eylem HPG’ye yamanmıştı. Nitekim HPG Genel Komutanı Murat Karayılan bir hafta sonra yaptığı açıklamada olayla hiç bir ilişkilerinin olmadığını açıklamıştı. Ancak at’ı alan Üsküdar’ı geçmiş misali TC yöneticileri hem dünya kamuoyunda bu uğursuz olayı Kürtler aleyhine kullanmış, hem de Kandil’e 400 sorti yaptırarak yeni bir savaş dönemini başlatmıştı.

7 Haziran seçimlerinden zaferle çıkan HDP TBMM’inde 81 milletvekili ile üçüncü parti olarak temsil ediliyordu. 102 Belediyede HDP iktidardı. Özyönetim uygulaması yavaşta olsa pratikte gerçekleşiyordu. Halk HDP’ye barışı getirmek, Kürt sorununu demokratik yollardan çözmesi için oy vermişti.

Daha öncede yazmıştım. Cumhuriyet tarihi Kürt halkına komplo yapma, bu komplolar sonucunda Kürt hareketlerine erken doğum yaptırma tarihidir. 30 Ekim 2014 tarihinde MGK alınan “Çökertme Harekatı” planının gerçekleştirilmesi için toplumda infial yaratacak bir eylemin yapılması, böylece “Çökertme Harekatına” meşruluk kazandırılması gerekiyordu. Bu nedenledir ki polis memurları derin devlet tarafından katledildiler.

Taziyeden dönen beş vatandaşın yapılan yol ve trafik kontrolunda içinde bulundukları taksinin hacizli, olduğu ortaya çıkmıştı. Beş kişi ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldüler. Bu esnada TB tarafından yapılan bir ihbar üzerine gözaltına alınan beş kişi C.Savcılığı tarafından eylemin zanlıları olarak mahkiye sevkedildiler. Operasyon genişletildi. Dokuz kişi tutuklandı. Zanlıların tutuklanmasına karar veren Nurettin Bulut daha sonra FETÖ davasından tutuklandı. İhbarı yapan TB’nin kardeşi Ramazan B de Fetö davasından tuttuklandı. Diğer kardeşi ise halen Fetö davasından dolayı aranıyor. Kapıda bir polis memurunun el izi bulunmasına, tanıkların üçüncü bir kişinin eve girdiğini gördüklerini söylemelerine rağmen bu polis memuru hakkında soruşturma yapılmadı. İddianameye göre evin kapısını babası çilingir olduğu iddia edilen MNY açmış. MNY’nin babasının çilingir olmadığı da meydan çıkınca mahkemeye gönderilen talimatla davanın üstünün örtülmesi istendi. Mahkemede talimata uyarak tüm sanıkların polisleri öldürme suçundan dolayı aklanmalarına karar verdi.

Bu arada sanıkların sosyal medyada örgüt propagandası yaptıkları gerekçesi ile 1 yıl altı ay ile cezalandırdı.

Ceylanpınar davası bitti. Ancak özellikle Kürt demokratik siyasetine verdiği zarar halen devam ediyor. Ceylanpınar davası ders olsun, yapılan bir kontra eylemi iyice araştırılmadan üzerine balıklama atılınmasın. Kontra eyleminin üzerine balıklama atılanlarda soruşturmasız kalmasın. Bu arada hatırlatmak istiyorum kimi dostların dediği gibi Ceylanpınar davası faili meçhul değil, faili belli cinayettir. Olayın faili derin devlettir.

Kürt halkı yiğit evlatlarını kaybetmeye devam ediyorlar. İlk önce PKDW üyesi, KDAB yöneticisi, eylem adamı ve ajitatör Ekrem BERKPINAR’ı melun bir hastalıktan dolayı kaybettik. Ailesine, dostlarına,mücadele arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. Baki Kürdistan.

Yine ellibeş yıllık arkadaşım, birlikte Diyarbekir Sıkıyönetim Cezaevinde kaldığımız, birlikte bir dönem aynı kulvarda mücadele ettiğimiz, İstanbul Rizgarî Davasında savunmanlığını yaptığım, DDKO ve DEP kurucularından ALİ BEYKÖYLܒyü de menfur bir hastalıktan dolayı kaybettiğimizi Hagen’e gittiğimde kadim dostum Harun Sever’den öğrendim. Birlikte Essen’deki taziyesine gittim. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Ayşe ve Kandil’in, mücadele arkadaşlarının başı sağ olsun. Baki Kürdistan.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 12 Mart 1994’de Özgür Gündem gazetesi Urfa muhabiri Nazım Babaoğlu Siverek’te korucular tarafından kaçırıldı. Bugüne kadar Nazım’dan haber alınamadı.  

* 12 Mart 2004’de Rojava’nın Qamişlo şehrinde yapılan futbol maçında çıkan olaylarda onlarca Kürt BAAS paramiliterleri tarafından öldürüldü. Olaylar üzerine Güneybatı Kürdistan’da başlayan serhildanlarda binlerce Kürt tutuklandı.  

* 12 Mart 2004’de Kürt yurtseveri ve dilbilimcisi Faqî Hüseyin Sağnıç aramızdan ayrıldı,

* 14 Mart 1991’de Nisêbîn’de ARGK gerillası Kamuran Dündar’ın toprağa verilmesinden sonra çıkan olaylarla Kürdistan’da serhildanlar dönemi başladı. Serhildanlar daha sonra Kızıltepe, Mardin, Silopi, Cizre, Diyarbekir ve tüm Kürdistan’a yayıldı. 

* 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden topluca çıkan gruba faşistlerce el bombası atıldı. Yedi öğrenci yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında DDKD’li Hamit Akıl da vardı. 

* 16 Mart 1988 tarihinde Baas rejimi tarafından Halepçe kentine atılan kimyasal silahlarla Kürtlere yönelik toplu soykırım yapıldı. Beş bin Kürt yaşamını yitirdi, onbinlercesi yaralandı.



875
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: