Vatanseverlik ve vatanseferlik emri bir bana, bir Erdoğan’a!

12 Mart 2018 Pazartesi

AHMET NESİN

Türkiye’de hiçbişey düzgün yürümüyor, birileri yasa düzenliyor ve benim yasal haklarımı yok ediyor. Bunlardan biri de benim vatanseverlik hakkım. Bir düzenlemeyle benim vatanseverlik hakkımı elimden alıp vatanseferlik emri gönderilmesini engellemişler. Yani ben unutulmaz savaşçı, başkomutan, ilerinin gazisi, bugünün mazisi ve de çok mareşali, cumhurbaşkanımsı başkan, parti başkanımsı ama en başkan ve hatta baş öğretmen, baş dindar, anlayacağınız her şeyin başı Recep Tayyip Erdoğan gibi vatanseferlik emri geldiğinde vatanseverliğimi gösterip Efrîn’e gidemiyorum.

Geçen hafta da söylemişti, cumartesi günü AKP Mersin kongresinde de yinelemiş, Erdoğan açıklamasında “Şu an itibariyle Afrin’de eğer komuta kademesi sefer görev emri gelsinler dedikleri zaman önce ben sonrada siz beraber yürüyeceğiz. Zira büyük bir şeye inanıyoruz. O da şehadet. Başkalarında böyle bir şey var mı yok. Bizim inancımızda bu var.” diyor.

Gördüğünüz gibi, Erdoğan’ı sefer görev emrine askerlik şubesi de çağırmıyor, Efrîn’deki komuta kademesi çağırıyor. Askeriyede böyle bir yasa var mı, hayır yok ama Erdoğan söylediğine göre bundan sonra var demektir. Bu andan itibaren Erdoğan hükmündeki kararname olarak Efrîn’deki komuta kademesi bunu beynine nakşetmek zorundadır.

Peki Efrîn’de komuta kademesi var mı, henüz Efrîn’e ulaşan olmadığına göre orada da böyle bir komuta kademesi yok. Yani Erdoğan’ı çağıracak bir kademe de henüz bulunmuyor.

Önce benim vatanseverliğimin neden vatanseferliğe engel olduğunu anlatmaya çalışacağım, sonra da Erdoğan’ınkine geleceğim. Benim vatanseverliğimi önleyen vatanseferlik yasası 3 ayrı yasaya takılıyor.

Birincisi askerliğimi “Sakıncalı” olarak yaptığım için bana vatansefer görev emri çıkartılamıyor. 18 aylık askerliğimde bana tüfek ya da tabanca teslim etmeyen silahlı kuvvetleri beni savaş durumunda aklının ucuna bile getirmiyor.

İkinci olarak, sakıncalı olmama karşın beni öldürtmek isteyip de göndermek isteseler bile 41 yaşımı geçtiğim için alamıyorlar. Yani bu yasanın Erdoğan hükmünde bir kararnameyle değişmesi gerekiyor ki, ben de Erdoğan’la beraber Efrîn’e savaşmaya gideyim!

Üçüncüsü –ki bu konuda Erdoğan’dan daha şanslıyım- Fransa’daki süresiz oturma iznimden dolayı beni vatanseferlik emrine alamıyorlar.

Dördüncüsü de, konsolosluk benim hiçbir işlemimi yapmıyor. Adalet bakanlığının emriyle çalınan pasaportumun yerine pasaport vermiyor, vekalet gönderme hakkım da yok, yani bana vatandaşına yapması gerekenleri yapmıyor. Ben esasında şu an Aziz Nesin’in Yaşar Ne Yaşar Yaşamaz’ıyım. Bana pasaport vermiyor ama hakkımda serbest bırakılmak üzere tutuklama çıkarıyor. Vekalet gönderme iznim yok ama yargılanıyorum. Yeni kimliğim de yok ama bana ceza vermeyi düşünüyor. Ben de diyorum ki, o zaman beni vatansefer olarak çağırmaz.

Anlayacağınız Erdoğan’a da vatanseferlik emri çıkma olasılığı yok. Ama o 3-5 oy daha kapabilirim diye babalanıp duruyor.

Bir de neye inanıyormuş, şehadete ve bu da başkalarında yokmuş. Bu konuyu da yazacağım, İmam Hatip Lisesi mezunları ciddi bir dini eğitimden geçmiyorlar. Din savaşı dışındaki savaşlarda şehitlik mertebesi olmaz. Erdoğan’ın da Efrîn’de yaşayan Kürtlerle dini bir savaşı olmadığına göre, oraya gidip ölmekte serbest ama bundan dolayı kendisine başkomutanlı mareşal, cumhurbaşkanlı başkan, parti başkanlı halife ve başöğretmenli şehit Recep demezler.

Bunu da böyle bil ya da kızdığın dinci profesörlerden öğren. Hiçbişey bilmiyorsan, büyük olasılıkla bunu da öğrenmiş olan Doğu Perinçek’e sor ve hatta Vatanseferlik emrini bir kendine, bir Devlet Bahçeli’ye bir de Doğu Perinçek’e çıkar da bakalım o zaman sesiniz o kısılmış sesinle miting alanında konuştuğun gibi çıkacak mı?



2181
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: