Eril zihniyetin panzehiri kadın mücadelesidir

esonzamanci@gmail.com | 08 Mart 2018 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. 8 Mart kadın mücadelesinin sonuçlarından biri olarak, kadınların tırnakları ile kaza kaza sembolleştirdikleri bir gün aynı zamanda. Böylesi bir günü sadece tüketim gününe dönüştüren kapitalizm, vitrinleri şimdiden 8 Mart’ta kadınlara sunacağı tüketim malları ile doldurmuş durumda. Kadınlara ayrıcalıklı fırsatlar sunan mağazalar, 8 Mart günü fırsatlar için adeta yarışa giriyor. Tabii çiçekçiler de kadını unutmuyor. Sevgililer gününde olduğu gibi hazırlanan aranjmanlar vitrinlerde bütün çekiciliği ile kadınlara satın alınmak için bekliyor. Kuşkusuz kapitalizmin vitrinlerinde içi boşaltılmaya çalışılan 8 Mart bundan çok daha fazlası. Tahakkümcü zihniyetin görmezden geldiği, sömürdüğü kadın emeği vitrinlerde sıralanan ürünlerden çok daha fazlasını hakkediyor. Zira devrimci bir hareketin ürünü 8 Mart kadınların alanlara çıkarak kutladıkları, ya da farkındalık yaratan etkinlikler yapılan/yapılması gereken bir gün. 

Şunu görmek gerekiyor: Her türlü baskıyı yaşayan kadınlar, zulmün biri olmasa diğeri ile muhatap kalan kadınlar, bu zor şartlara rağmen örgütlenmelerini güçlendiriyor. Dünyada eksikliklerine rağmen büyüyen bir kadın hareketi söz konusu. 

Fakat bütün bunlara rağmen kadınlar tahakkümcü zihniyete itirazlarının bedelini canları ile ödüyor. Öyle ki, tahakkümün ürünlerinden biri olan kadına yönelik şiddet dur durak bilmeden artmaya devam ediyor. 

8 Mart arifesinde Almanya’da ajanslara bir kadın cinayeti haberi daha düştü. Daha diyorum çünkü sık sık duyar olduk. Mühlacker şehrinde Suriyeli 41 yaşındaki bir mülteci, 37 yaşındaki eşini çocuklarının gözü önünde bıçaklayarak öldürdü. Daha sonra oğlunu da yanına alarak sosyal medya hesabında bir video paylaştı. Videoda kanlı ellerini göstererek, ki bıçaklama sırasında yaralanmış, eşini öldürdüğünü ve haklı gerekçelerini sıralıyor. Henüz reşit olmadığı anlaşılan oğlu da annesi hakkında konuşarak cinayeti meşrulaştırıyor. Henüz öğrenecek çok şeyi olan erkek çocuğu, anlaşılıyor ki ilk elden eril zihniyetin kurallarını öğrenmiş/öğretilmiş. 

Adam videoda evini satarak Almanya’ya geldiğini, aralarında sorun olan eşinin barış çabalarına rağmen kendisi ile konuşmak istemediğini, eşinin kendisinden boşanıp başka bir adamla evlenmek istediğini, bu videoyu diğer kadınlara mesaj vermek için çektiğini, ve daha benzer bir çok şey ifade ediyor. Almanya’nın nasıl bir yer olduğunu göstermek istediğini söylüyor. Videoyu yaygınlaştırmayı öneriyor, yüzündeki özgüven de cabası. Zira namus objesi olarak görülen kadını, aklına estiği gibi öldürmek mubah nede olsa. Olaydan kısa bir süre sonra adam tren garı yakınlarında yakalanıyor, çocukları ise devlet koruması altına alınıyor. 

Kadına yönelik saldırı ‘namus cinayetleri’ adı altında devam ediyor. Coğrafya bir Avrupa ülkesi olsa da. Ve ne yazık ki rakamlar her geçen gün yükseliyor. Bununla ilgili ehrenmord.de sayfasını şöyle bir taradığımızda durumun ciddiyeti bir kez daha gözler önüne seriliyor. Kadınlar sessiz sedasız, ya da herkesin gözü önünde öldürülmeye devam ediyor. Hatırlarsak şayet Almanya’da Saray da, adını bilmediğimiz birçok kadın gibi katledilmişti.

Kadın cinayetleri sıradan kriminal vakalar değil, sosyolojik ve politik altyapısı olan bir durumu arz ediyor. Ahlaklı bir toplum yaratmaya çalışan erkek aklı, kadını namus, kendisini de bekçisi ilan ederek, toplumu en ahlaksız seviyeye sürüklüyor. 

Kadını erkek zihniyetin biçtiği rolden, ancak ve ancak kadının kendisi kurtaracaktır. Kadın mücadelesi bu nedenle eşsiz değerdedir. Nasıl ve ne şekilde mücadele edildiği, mekanın ve koşulların ne olduğu önemli değil. Temel öğe kadının bu zihniyete karşı vermiş olduğu mücadelenin sürekliliği. 

Dünya’nın birçok yerinde olduğu gibi Almanya’da da Alman ve yabancı kadın kurumları 8 Mart ve onu takip eden 10 Mart günü alanlara çıkıyor. Faşizme, cinsiyetçiliğe, savaş politikalarına, aklınıza ne gelirse, kadını yok sayan bütün politikalara itirazımızı alanlarda gösterelim. Zira 8 Mart’a da yakışan budur.



767
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: