Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü...

izgorenhicri@gmail.com | 08 Mart 2018 Perşembe

A. HİCRİ İZGÖREN

Kadınlar yüzyıllar boyunca bağlı oldukları paslanmış prangaları kırmaya, boyunduruktan kurtulmaya çalışırken büyük zorluklarla karşılaştılar. 8 Mart imgesi bu ağır bedeller sonunda gerçekleşti. Kadın hakları konusundaki çoğu kazanımların elde edilmesinde bu günün önemi büyüktür.

***

Takvimler 8 Mart 1857’yi gösterirken... New York kentinde bir dokuma fabrikası... Ağır çalışma koşulları, uzun iş günleri ve çok düşük ücretler… Koşullar dayanılmaz hale geldiğinde, tahammül sınırı aşıldığında grev kararı alan kadınlar yeter artık dediler…’ Daha iyi koşullar, on saatlik iç günü, eşit işe eşit ücret’ istediler.

Bu direnişin tarihçesine göre istekler kabul edilir ancak bir tek şirkette fabrikaya kilitlenen grevcilerin diri diri yakılmasından söz edilir. Yangın çıkarıldığında asansörler çalışmaz durumda ve yangın merdivenine açılan kapılar kilitlidir. Zaman alevlerden ve zalimlerden yanadır. 129 kişi yanarak can verir. Cenaze törenine yüzbinlerce işçi o gün iş bırakarak olayı protesto eder.

Yıllar sonra 1910’da II. Enternasyonalde Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını önerir. Ve öneri oy birliğiyle kabul edilir.

Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilen bu gün artık insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasında karşılık bulur. Bu günün dünya çapında kabul görmesinde elbette kadın mücadelesi etkili olmuştur.

***

Türkiye’de ilk 8 Mart, 1921 de birkaç sosyalist kadın tarafında bir bağ evinde gizlice kutlanmaya başlanır. İktidarlar bu güne hep tepkiyle, yasaklarla, cezalarla yaklaştı.

Her tür yasağa karşın 70’lerde başlayan anmalar-kutlamalar 90’lı yıllarda kitleselleşti.

Ne yazık ki eril zihniyet işyerinde, evde, sokakta vahşetini sürdürmeye devam ediyor. Vuruyor, kırıyor katlediyor. Devlet ya seyrediyor, ya da katillere, tacizcilere ve tecavüzcülere mahkemelerde sözüm ona iyi hal indirimleri ikram ediyor.

Son verilere göre geçen Şubat ayında 47 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 28 günde 47 cinayet yani. Nasıl bir vahşettir bu.

Konunun ilgilileri bu cinayetlerin ivme kazanmasını biraz da şiddet eğilimindeki artışa, kadını ötekileştirici açıklamalara bağlıyor.

***

Kadın sorunu diye ifade edilse de aslında bir erkek sorunuyla karşı karşıyayız. Her birimiz dolaylı ya da dolaysız bu vahşetin özneleriyiz. Erkek egemen erkinin bireyleri olarak dosyalarımız bir hayli kabarıktır.

Erkeğin kadına destek anlayışı daha çok ‘akıl hocalığı’ ya da ‘kadına göz kulak olma’ sınırında dolanıyor ne yazık ki. Bu anlayışı aşanları tenzih ederek söylüyorum; toplumsal cinsiyet eşitliği konu olduğunda bol keseden atıp tutuyoruz ama kullandığımız argümanların tersine eşe, kardeşe ya da sevgiliye despot kesiliyoruz.

***

Kadın mücadelesi son yıllarda ivme kazandı. ‘Kader’lerine başkaldıran kadınlar cins kimliği mücadelelerini savaş, şiddet ve sömürüye karşı da birleştirerek barışa, hukuka ve adalete dair kıldılar.

Bu güne ilişkin etkinliklere hazırlık yapılırken bile günler öncesinden başladı engellemeler, baskılar, gözaltılar… Tüm bu engellemelere rağmen muhtevasında barış, özgürlük, eşitlik ve adalet olan her etkinlikte kadın katılımı her dem etkili oldu ve olmaya devam ediyor.

Bu uğurda kavgam var diyenler; iyi ki varsınız. Gününüz kutlu olsun.



558
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: