Erkeklik kadından kapitalizm Ortadoğu’dan ne istiyor?

yildirimrojda@hotmail.com | 07 Mart 2018 Çarşamba

ROJDA YILDIRIM

Sadece bir tetikçinin değil, bütün katillerin cinayet mahallinde buluştuğu Suriye toprakları tarihsel olarak birçok düğümü de çözmeye aday…

Katil, ilk cinayet işlediği mekana geri döndü. Bir bütün Ortadoğu’yu kapsamakla birlikte esasında Mezopotamya topraklarında tarihsel olarak ortaya çıkan erk-erkeklik gibi olgular ilk kanlı eylemlerini de yine bu topraklarda gerçekleştirdi.

"Erkeklik" devlet, iktidar, ordular, yıkıcı ideolojiler derken sonrasında karşımıza kapitalizm ve emperyalizm olarak çıkıverdi.

Din ve bilim adına kendini maskelese de kıyımcı yüzünü gizleyemedi. Habil ve Kabil’den beri hikaye aynı sistematik cinayetlerle devam etti.

Yine aynı topraklar tarihsel olarak kadın özgürlüğünün, kadına dayalı toplumsallığında köklü temellerinin atıldığı mekanlardı. Bu öylesine güçlüydü ki tüm dünyaya kendi toplumsallığıyla yayıldı.

Kadın özgürlük devrimleri günümüzün Rojavası ve Suriyesi’nde köklü çıkışlara sahne oldu.

Ama hemen yanıbaşında kadına karşı ilk cinayeti işleyen erkek egemen kimlik de boy verdi. Ve bu topraklar binlerce yıldır eli kana bulaşan erkek egemen çizgiyle kadın şahsında çarpışan iki ideolojinin mücadelesine tanıklık etti.

Çanak ve çömleğiyle, zeytin ve çınar ağaçlarıyla ilk ekonomik topluluğun kültürel bir kimlik kazandığı bu topraklar, tarihin şafak vaktinde özgürlüğü kendi öz gerçekliği olarak yaşadı.

Mezopotamya “Mezra Botan" cennet bahçeleri, Hurrilerin ve bolluğun resmedildiği topraklar olduğu kadar talancıların ve buna göz koyanların kendine ait kılmaya çalıştığı bir zihniyet vahasıydı. Küresel talan hareketinin şimdi yaptıkları ise bu topraklarda ilk duayı okuyan halklara yaşatılanların özeti gibidir.

Küresel güçlerin sömürü sistemine dahil etme çabaları, toplu öldürme seanslarına alkış tutan gözü yaşlı timsahların katletmek istediği, işte kadın şahsında somutlaşan bu tarihsel toplumsal kimliktir.

Cins çelişkisinin çıkış noktasını oluşturan bu topraklarda özgür kadın kimliğine karşılık erkeklik ideolojisinin de şahlandırıldığı ve günümüzde Rojava ve Efrîn’de somutlaşan savaş halinin de kendisidir.

Hiç kimse sanmasın ki Rojava’yı, Efrîn’i işgal eden sakallısı, sakalsızı, kravatlısıyla "modern" çağın masa başı diplomatları arasında bir fark olsun. İkisi de kadını katleden ilk katilin çocuklarıdır.

Suriye ve Rojava’da yaşanan bu tarihsel tecavüzün toplu halidir.

Efrîn’i işgal etmeye ve soykırımı dayatan zihniyetle evde, sokakta kadınları katleden zihniyet, ideolojik kardeştir. Almanya’da eşini öldürdükten sonra kanlı elleriyle Facebook’tan bütün kadınlara "ibret alın" diye canlı yayın yapan erkek ile Türk ordusunun eli kanlı cihadistleri aynı yumurtanın ikizleridir. Efrîn’de yanmış bir ceset önünde selfi çeken askerle, 6 aylık bebeğe tecavüz edip öldüren vahşet aynı zihniyetin ürünüdür. Yine bu erkeklik karşısında susan ve kabahati kadına yıkan duruşla BM’nin yaşanan soykırım karşısındaki sessizlik duruşu özce farklı değildir.

Kapitalizmin ataerkil kurnazlıkla emeklediği bu topraklar, şimdi küresel ittifaka ve erkekliğin tekliğine ve sermayenin tekelciliğine karşı büyük direniş gösteriyor. Dolayısıyla katiller ordusu beş bin yıl önce işledikleri cinayetin mahalline geri dönmüşken bunun tarihsel önemini en iyi onlar bilmektedir.

Yok ettiklerini sandıkları kadın eksenli toplumsal özgürlük öylesine görkemli bir çıkış yapmıştır ki tüm insanlık adına sadece umut değil, tarihsel öncülleri gibi demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir yaşam inşa etmektedir.

Bu topraklarda erkeklik ve kadın eksenli toplumsallık son defa çarpışmaktadır.

21. yy’ın nihai savaşı doğduğu topraklarda verilmektedir. Bin yıllardır insanlığın başına musallat olan bu insandışı sistem, filizlendiği yerde bitecektir.

Özgürlük, bu toprakların kendi öz hakikati olarak yine kendi kökü üzerinde yükselecektir...

Efrîn, Avesta Xabur ve Barîn Kobanêleriyle çanak ve çömleğini yapmaya, zeytinlerini toplamaya, yağlarından çeşit çeşit üretmeye, Ayn Dara’da kendi tarihsel izlerinde yürümeye devam edecektir.



1223
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: